Archive for the 'Kitap özetleri' Category

Değirmenimden mektutuplar kitabının özeti konusu 2011

Kitap özetleri 1 Comment »

konusu

Değirmenimden Mektuplar/Alphonse Daudet…

Sırtını Alpler’e vermiş bir değirmenden yazılan anı ve mektuplar içeren Değirmenimden Mektuplar, Alphonse Daudet’in en çok bilinen ve okunan yapıtı olmuş; Bugün bile canlı bir ilgiyle okunabilecek bir edebi değere kavuşmuştur.

Sakin kırları, sisli denizleri, yıldızlı gökleri özleyen her okurun bir değirmenden yazılmış bu mektuplarda bulacağı çok şey var.

Çev : Selin Ceyhan

 

Aranan Kelimeler: değirmenimden mektuplar kitap özeti, değirmenimden mektuplar kitabının özeti, değirmenimden mektuplar kısa kitap özeti, değirmenimden mektuplar kitabının kısa özeti, degirmenimden mektuplar kısa özeti

Küçük Prenses Sarah Kitap özeti 2011

Kitap özetleri No Comments »

Yazar, ‘Küçük Prens’e uçağıyla mecburi iniş yapmış olduğu bir çölde rastladığını anlatarak başlar. Onun kendisinden hemen bir koyun resmi çizmesini istediğini ekler. Ama Küçük Prens Saint-Exupery’nin karaladığı eskizlerden hiçbirini beğenmez. Motorunu tamir etmek telaşında olan Fransız pilot nihayet bir sandık resmeder ve hayvanın bunun içinde olduğunu söyler. Bedeni görünmeyen sanal koyun tam Küçük Prens’in arzuladığı gibidir.

Daha sonra Küçük Prens’in kendi gezegeninin, gezdiği diğer gezegenlerin ve gülünün hikâyesini okuruz.

Sonunda dünyadan biraz bezgin düşen Küçük Prens tekrar gezegenine dönmeye karar verdiğinde çölde tanıştığı zehirli yılana kendini sokturur:

‘Ayak bileği hizasında sarı bir kıvılcım çakar gibi oldu. Bir an durakaldı, bağırmadı. Bir ağaç gibi yavaştan düştü. Kumdan dolayı ses bile çıkmadı. Şimdi biraz teselli olmuş gibiyim. Tam değilse bile… Ama biliyorum gezegenine döndü çünkü gün ışıdığında vücudunu bulamadım. Ağır değildi… Ve geceleri yıldızları dinlemesini seviyorum. Sanki beş yüz milyon çıngırak…’ Mevcut olmayan bir koyun gerçeğinde başlayan ‘Küçük Prens’ yine mevcut olmayan bir vücut gerçeğinde noktalanır.

Küçük Prens çok küçük bir gezegende yaşamaktadır. Bir gün ayrılır yaşadığı yerden ve başka gezegenlerde ‘tuhaf’ bulduğu ‘büyüklerle’ karşılaşır. Ayyaş, kral, kendini beğenmiş, işadamı, fenerci ve coğrafyacıyla tanışır. Tilki, yılan ve gül ile konuşur. Tanıştığı kişiler doyumsuz bir yaşam sürdürmektedir. Tekdüze bir beklenti içindedirler tümü. Ayyaş içki dışlında bir şeyi görememektedir. Kral emir vereceği kulu, kendini beğenmişse ona hayran olacak kişiyi beklemektedir. İşadamı ise rakamları çoğaltma tutkusuna kaptırmıştır kendini, tüm zamanını yıldızları saymakla geçirmektedir. Karşılaştığı ‘büyükler’, Küçük Prens’i kendi beklentileri, kendi tutkuları kapsamında algılarlar. Ayyaş için içkisini engelleyen, kral için emir verebileceği, kendini beğenmiş için ona hayran olacak, işadamı içinse varoluşlu önemsiz bir kişidir Küçük Prens. Küçük Prens bu büyükleri anlayamaz, onlarla anlaşamaz, yanlarında kalamaz, ayrılır yanlarından. Bu kez büyük sahrada Exupery ile karşılaşır. Bu çocuk ve erişkin Exupery’nin bir birlikteliğidir. Küçük Prens öyküsü bu birlikteliğin bir ürünüdür, çocuk ve erişkin Exupery’nin doğurganlığıdır, tek olmuş (birlenmiş) ikilinin ortak bir yapımıdır. Ruh çözümsel açıdan içindeki çocuğa yaşama hakkı veren, çocukluğuyla bütünleşmiş, çocuk ve erişkin kendiliklerini bireşim (sentez) yapabilmiş bir yazarın yaratısıdır öykü

Aranan Kelimeler: küçük prenses kitap özeti, küçük prenses kitabının özeti, küçük prenses sara izle, küçük prenses özeti, küçük prens kitabının özeti

heidi kitabının özeti 2011

Kitap özetleri No Comments »

kitabının özeti, , ,

– Özet

Yazarın Hayatı:
JOHANNA SPYRI
Johanna Spyri 12 Haziran1827?de İsviçre?nin Zürih Kenti?nin bir kasabasında köy doktorunun kızı olarak dünyaya gelmiştir. Bütün çocukluğu boyunca kırsal bir yörede doğa ile iç içe yaşadı. Çocukluğunu ve gençliğini kırsal kesimlerde geçirmiş daha sonra da bu yerleri kitaplarına aktarmıştır. İlk kitabı ??Vrony?nin mezarı üstündeki bir yaprak??tır(1871). Bunun üzerine kendine olan güveni artan Johanna Spyri hem yetişkin hem de çocuklar için hikayeler yazmaya başladı. 1880 yılında ???? adlı eserini yazdı. Bu eserle büyük bir başarı kazandı. Doğa tasvirleri oldukça başarılıdır. Yazar kitaplarının gelirini savaşlarda yaralananlara bağışlamıştır. 2007 yılında 125 yaşına girdi ve bu yılın anısına İsviçre?de Johanna Spyri?nin resminin bulunduğu paralar basıldı. Spyri 7 Temmuz 1901?de hayata veda etti.

Romanın Adı:
Yazarı: Johanna SPYRI
Çeviren: Saffet GÜNERSEL
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Romandaki Başlıca Kahramanlar: , Alm-Oehi (büyükbaba), Dete Teyze, Büyükanne, Peter, Clara, Bayan Rottenmeier, Bay Seseman, Bayan Seseman, Doktor Classen, Sebastian

Romanın Özeti:

annesini ve babasını küçük yaşta kaybeder. Teyzesi ?ye sekiz yaşına kadar bakar. Bundan sonra küçük kıza büyükbabası bakacaktır. Büyükbaba görünüşte aksi bir adamdır. Alp dağlarındaki kulübesinde yalnız yaşamaktadır. ?nin gelişi ile her şey çok daha eğlenceli ve güzel olacaktır.
Alm-Oehi, zamanında büyük bir çiftlik sahibi iken, içki ve kumar yüzünden sıfırı tüketince bulunduğu topraklan terk etmiş; uzun yıllar sonra, yanında yetişkin oğlu Tobias ile geri dönmüştü. Tobias, ?nin annesi ile evlenmiş; bir yıl sonra doğmuş¬tu. Ancak, zavallı kızın babası feci bir iş kazasında ölmüş, çok geçmeden annesi de bu dünyadan göç etmişti. Herkes, nedense bu ölümlerden dolayı dedeyi suçlayınca, o da, insanlardan uzak¬ta, tek başına, dağın eteğine yapmış olduğu evinde yaşamaya başlamıştı. ?ye ise teyzesi bakmaya başlamıştı. Ancak, kadın başka bir yerde, iyi bir iş bulduğu için, ?yi birisine bırakması gerekmektedir. O kişi, dedesidir.
Şimdi, ile teyzesi dedesinin yaşadığı eve doğru tır¬manmaktadırlar. Nihayet Alm-Oehi?nin yanına varırlar ve teyze Dete, kendisini soğuk bir şekilde karşılayan Alm-Oehi?ye ?yi bırakır ve oradan ayrılır. Dedesi, ?nin geldiğine çok sevinmiş olmasına rağmen, bunu torununa belli etmez. Ama onun yemesinden yattığı yere kadar gösterdiği özen, bunun belirtisidir.
Çok iyi ıslık çalan küçük çoban Peter?in getirdiği, dedesine ait Kuğucuk ile Ayıcık isimli keçileri çok seven , sabah erken¬den Peter?in ıslığı ile uyandı. Dedesinin izin vermesi ile o gün Peter ile birlikte dağlarda çobanlık yaptı. Keçilerin isimlerini ve özelliklerini Peter?den öğrendi. Akşam güneşinin batarken oluş¬turduğu o güzel manzaraya hayran kalan , her gün bu gü¬zelliği seyredeceği için seviniyordu.
Yaz boyu temiz hava, doğal gıda ile beslenip, dağlarda kır¬larda koşturan , kısa zamanda, gelişti. Ancak, bastıran kış mevsimi ile birlikte artık çobanlık yapamıyor dağlara meraya çıkamıyor evinde oturuyordu. Peter ise okula gidiyordu. , Peter?e durmaksızın okul ile ilgili sorular soruyor, yeni yeni şeyler öğrenmek istiyordu.
Bir gün dedesi, ?yi kızakla Peter?lerin evine götürdü. , orada gözleri görmeyen Peter?in ninesi ile konuşup, uzun uzun sohbet etti. Yaşlı kadın ?yi çok sevmiştir. Akşam olunca, dedesi gelip, ?yi aldı. Bu kadar huysuz bildikleri bir insanın, toru¬nuna göstermiş olduğu yakın ilgi insanları şaşırtmıştı. Hele hele, Alm-Oehi?nin günlerce çalışarak, her tarafı dökülen evlerini onar¬ması, hiç rastlanmamış bir olaydı.
Dağlarda zaman hızla akıp gidiyordu. kır yaşamına iyice alışmıştı. Bir gün, bir rahip dedesini ziyarete geldi. Konu, ?nin okula başlamasıydı. Rahip, çocuğu okula göndermediği için Alm-Oehi?yi eleştiriyor; Alm-Oehi de, karda kışta çocuğu uzakta bulunan okula göndermeyeceğini söylüyordu. İki gün sonra ise ?nin teyzesi Dete geldi ve ?yi bir ailenin yanında kalması için götüreceğini söyledi. Teyzeye göre , burada eğitimsiz kalıyordu. Gittiği yerde ise, hem okuya¬cak, hem de para kazanacaktı.
Dede ile yaptıkları tartışma sonucu, ?yi de kandırarak yanına aldı ve birlikte yola çıktılar. Peter?lerin evinin önünden geçerken onları gören Peter nereye gittiğini sordu ?ye. O da teyzesiyle birlikte Frankfurt?a gittiğini hemen döneceğini, dönerken de Büyükanneye nefis ve yumuşacık francalalı ekmeklerden getireceğini söyledi. Dete Teyze ?yi ancak böyle ikna edebilmişti. teyzesinin elinden tutmuş koşar adımlarla yürüyorlardı. ?nin niyeti o bir an önce ekmekleri alıp geri dönebilmek Büyükbaba?sını da daha fazla sinirlendirmemekti. Köyden geçerken her pencereden bir ses yükseliyordu. Bu söylenenler ?nin yine aklını çelebilecek şeylerdi. ??Onu yine mi alıyorsun? Alm-Oehi?den mi kaçtı? Yaşıyor olması bile mucize! Ama yine de yanakları kıpkırmızı!?? Dete sonunda ?yi de alıp köyden uzaklaşmıştı. Alm-Oehi ise o günden sonra ne zaman köye inse her zamankinden daha fazla surat asıyordu. Kimseyi selamlamıyor, kimseyle konuşmuyordu.
Bay Seseman?ın Frankfurt?taki konağında, biricik kızı Clara, dokuz on yaşlarında, annesi öldüğü için, babasıyla ya¬şayan, sakat olduğu için tekerlekli sandalyeye mahkum olan bir çocuktu. Babası, sık sık iş seyahatlerine çıktığı için yalnız kalıyor ve canı sıkılıyordu. Bu nedenle, ?yi ona arkadaşlık etmesi için çağırmışlardı. Dete ve Sesemanların evinin önündeydi nihayet. Zile bastılar, kapıyı hizmetçi açtı. Dete geliş nedenini açıkladı. ?nin elinden sıkıca tuttu ve içeri girdiler. Merdivenleri çıkarak çalışma odasına vardılar. Bayan Rottenmeier oturduğu yerden doğruldu ve ?yi baştan aşağı süzdü. Çocuğun görünüşü pek de hoşuna gitmemişti. Dete?ye ?nin küçük göründüğünü Clara?nın on iki yaşında olduğunu ve yaşına uygun bir arkadaş istediklerini söyledi. Dete de çocuğun yaşını tam olarak bilmediğini ancak on yaşlarında olabileceğini söyledi. hemen atıldı ve sekiz yaşında olduğunu söyledi bunu ona büyükbabası söylemişti.
??Hangi kitapları okudun?? diye sordu çocuğa.
??Hiçbirini?? diye yanıtladı .
??Okumayı nasıl öğrendin peki???
??Öğrenmedim, Peter de öğrenmedi.?? Bayan Rottenmeier?in gözleri kocaman olmuştu. Adını sordu bu defa da.
??Adım ?? dedi küçük çocuk.
Rottenmeier şaşkın ve kızgın ??Böyle isim mi olur, başka adın vardır herhalde ayrıca okumayı da bilmiyor. Bana bakın Dete Hanım anlaşmamız böyle değildi. Bana bu garip çocuğu nasıl getirirsin???
Dete, asıl adının Adelheid olduğunu söyledi. Bu çocuğun çok özel bir çocuk olduğunu diğer çocuklara benzemediğini ve ona da böyle bir çocuk getirmesi istendiğini söyledi. ??Ama şimdi gitmeliyim, işverenlerim beni bekliyor, onlardan izin alabildiğim zamanlarda ziyarete gelir, durumunu kontrol ederim.?? dedi ve evden ayrıldı. şaşkın, Bayan Rottenmeier ise hem şaşkın hem kızgın oldukları yerde kalakalmışlardı.
Evin yönetimi gayet sert davranışlı ve katı yürekli Bayan Rottenmeier?in elinde idi. Bayan Rottenmeier?in kuralcı davranışları ve evin özgürlük¬ten yoksun havası, daha ilk günden ?nin canının sıkılmasına yol açmıştı. Rottenmeier ?ye yemekte nasıl davranılacağı, evdeki hizmetlilerle nasıl konuşması gerektiğini bir bir öğretmeye çalıştı. bir gün hizmetli Sebestian?dan kırların, yeşilliklerin görünebileceği yer olup olmadığını sormuş, kilisenin kulesinden görebileceğini duyunca, koşa koşa evden çıkıp kilisenin kulesine çıkmış, ancak yine de istediği gibi bir manzara görememişti. Evden koşa koşa çıkıp gitmesi yetmiyormuş gibi, dönüşte getirmiş olduğu iki kedi yavrusu Bayan Rottenmeier?i çileden çıkartmaya yetmiş, ancak Clara?nın kedilere sahip çıkması ile yavruları saklamışlardı.
Clara, ?yi çok seviyordu. Onun gelmesiyle yaşama se¬vincine kavuşmuş, dersler bile sıkıcı olmaktan çıkmıştı. Sadece, Bayan Rottenmeier, ?yi sevmiyor ve cezalandırmak için fırsat kolluyordu. büyükanneyi unutmamış her yemekte ekmeğini gizlice masanın altında elbisesine saklıyor, sonra odasındaki torbaya götürüp biriktiriyordu. Bir gün dedesini, Peter?in ninesini ve kırları çok özlediği için, öğlen vakti bütün eşyasını toplayıp gitmek için kapıdan çıkıyordu ki, Bayan Rottenmeier tarafından kapıda yakalandı. , hıçkıra hıçkıra ağlıyor ve gideceğini söylüyordu.
Clara?nın babası nihayet iş gezisinden dönmüştü. Gelir gelmez, Bayan Rottenmeier, ?yi şikayet etmeye başladı. An¬cak, Bay Seseman kızı ile görüşünce, işin doğrusunu anlayarak, kadının söylediklerini dikkate almadı.
Günler bu şekilde geçerken Clara?nın büyükannesi Bayan Seseman da Clara?yı ziyarete gelmişti. Büyükanne çok tatlı ve iyi yürek¬li bir insan olduğu için, ?nin, torunu Clara?nın yaşantısında yarattığı değişikliği görmüş, bu sevimli yavrucakla özel olarak ilgilenmişti. Bu ilgi sayesinde, kısa sürede okuma-yazmayı öğrenmişti.Ancak, Bayan Seseman?ın kalacağı süre dolmuş ve ayrılık vakti gelmişti. O gittikten sonra, evin havası tekrar değişmiş, ka¬dının ilgisi ile geçici bir süre de olsa evini unutan ?nin hasre¬ti yeniden alevlenmişti. Bu nedenle sık sık ağlıyordu. Düşlerinde hep yemyeşil kırları, keçileri, mavi gökyüzünü, nineyi, Peter?i ve dedesini görüyordu.
Bir süredir Bay Seseman?ın evinde garip olaylar yaşanıyor¬du. Açılan kapılar, gece gezen beyaz elbiseli yaratıklar, en fazla Bayan Rottenmeier olmak üzere herkesi tedirgin etmişti. Bay Seseman?a mektup yazılmış, o bunu fazla ciddiye almamıştı. Bu sefer de Bayan Rottenmeier Bay Seseman?a, Clara?nın hayaletler yüzünden çok korktuğunu yazmış, babası mecburen eve gelmişti. Bu zırvala¬ra inanmayan Bay Seseman, doktor arkadaşını da evine çağırdı ve birlikte hayaleti beklemeye başladılar. Gece duydukları tıkırtıya bakmak için gittiklerinde, beyaz geceliği içinde, uyurgezer ?yi gördüler. Uyandırdıklarında, kız ağlaya ağlaya, her gece, dedesine ve kırlara yürümek için evden çıktığını, ancak gözünü yatağında açtığını gördüğü vakit, büyük bir üzüntü ile ağladığını anlattı. ?nin bu üzüntülü hali, Bay Seseman?ı da büyük bir üzüntüye sevk etmişti. Bu işe bir çare bulmalıydı.
Bay Seseman, ertesi sabah Bayan Rottenmeir?e seslendi ve ?nin eşyalarının hazırlanmasını istedi. Sonra da, Sebestian?la birlikte, ?yi gönderdi. Clara, çok üzülmüştü. Babası onu seneye ?nin yanına götüreceğini söyleyince, biraz olsun ra¬hatlamıştı.
, küçük çantası ile sevinç içerisinde tepeyi tırmanıyor¬du. İlk Önce, Peter?in evine uğradı ve nineyi gördü. Biriktirmiş olduğu ekmeklerin yerine Clara tazelerini vermişti ?ye, onları büyükanneye verdi. İkisi de sevinç içinde birbirine sarılıp, ağladılar. Peter?e de hediye getirmişti. Sonra, kendi evinin yolunu tuttu ve dedesini görünce, koşa koşa boynuna sarıldı. Dedesi, iyi gö¬rünmeyen torununa bakarak, ?Yoksa sana kötü mü davrandılar?? diye sorunca, , evini çok özlediği için geldiğini anlatıp, Bay Seseman?ın dedesi için verdiği zarfı uzattı. Zarfta bir mektup ve para vardı. Dedesi, parayı ?ye verip, ileride lazım olabilir diye saklamasını istedi. ?nin gelişi ile dağdaki hayat yeniden değişikliğe uğra-mıştı. Dede yeniden herkesle konuşmaya başlamış, Peter sevin¬cinden ıslığını bir başka çalar olmuştu. Hele hele, Clara?nın yazmış olduğu mektupta, ?Yanınıza ge¬leceğiz? demesi tam bir sevinç havası yaratmıştı. Diğer taraftan Bay Seseman?ın arkadaşı Doktor Classen, peş peşe eşini ve çocuğunu kaybettiği için üzüntüden bayağı hastalanmış ve zayıf¬lamıştı. Bu nedenle, Bay Seseman onun ?nin yanına gitmesi¬ni ve sağlığı için orada kalmasını isteyince kabul etti. , misafir geleceğini bildiği için, her gün yolları gözlü¬yordu. Nihayet bir sabah kahvaltısından sonra, Doktor Classen?in geldiğini görünce, sevinçle zıplar ve ona doğru koşar. Clara ve Bayan Seseman?ın da bahara doğru geleceklerini öğrenir. Bay Classen, Alm-Oehi ile kısa zamanda kaynaşır. Dağ hava¬sının hem kendisine, hem de ?ye iyi geleceğini gördüğü için de sevinir,
Ertesi gün , Peter ve Bay Classen hep birlikte keçiler de yanlarında kırlara çıktılar. ile oynayamayacağı için Doktor Classen?e ters ters bakan Peter, onun yiyeceklerinin çoğunu ken¬disine vermesi üzerine yumuşamış, doktora karşı daha sokulgan bir hale gelmişti. ise Bay Classen?in toparlanması için elinden geleni yapıyordu. Onu üzgün gördüğü vakitlerden birinde şarkı söylemeyi teklif etmiş doktor da dinleyeceğini belirtmişti. peterin gözleri görmeyen büyükannesini örnek göstererek artık üzülmemesini, mutluluğa tekrar kavuşabileceği inancını yitirmemesi gerektiğini söyledi ve duruma uygun bir şarkı seçmişti. Şarkının sözleri şöyleydi:

Bırak seni yönlendirsin gökten tek bir söz indirsin.
Bağışlayıcı yaradan kurtarır sıkıntılardan.
Seni avutması için bırak biraz zaman geçsin.
Yapar kendine düşeni, hiç unutur mu o seni!
Bazen unutmuş sanırsın, ama bunda aldanırsın.
Ona bağlı isen eğer o da verir sana değer.
Ona inandığın anda bulursun onu her yanda.
Yaptığın bir kabahatten o kurtarır seni hemen.
Her sıkıntını atarsın, ta gönülden rahatlarsın.
Derken kış geldi çattı. O kış, devamlı kar yağıyordu. Alm-Oehi, ?nin okuması için, Dörfli?de ev tutmuş, oraya yerleşmişlerdi. Okul, ?nin yeni yuvasıydı. Her şeyi bir an önce öğrenmek istediği için çok çalışıyordu. Peter de çok kötü hava şartları hariç okula geliyor, orada görüşüyorlardı. Peter, ?den daha önce okula başlamış olmasına rağmen, halen okuyamıyordu. , Clara?nın kendisine vermiş olduğu renkli kitaplardan yararlanarak Petere okumasını öğretince, öğretmeni bile ilk önce buna inana¬madı. ?Mucize bu, mucize? diyordu. Hele, ninesi Peter?in okumayı öğrenmesine çok sevinmişti. Peter?e alfabeyi şu şekilde öğretti:
Öğrenemezsen ABC?yi göze al disipline gitmeyi.
ÇDEFG?yi art arda söyle, asla yan gelip yatma öyle.
ĞHI ve İ?yi unutma sakın, okuma günleri artık yakın.
JKLM?den sonra sakın tekleme, iyi öğrenmek için fazla bekleme.
Şimdi sıra geldi NOÖPR?ye, peşin parayla değil veresiye.
SŞTUÜ de çıktı karşına şimdi, söylesene senin öğretmenin kimdi.
Son üç harfin adları VYZ derste konuşana derler geveze.
Bahar gelmiş, karlar erimiş, her yer yeşile bürünmüştü. Bu arada, Clara yazdığı mektupta, yakında orada olacaklarını söylüyordu. Nitekim, bir ay sonra geldiler. Clara ve büyükanne¬nin yanlarında başka konukları da vardı. Alm-Oehi, konuklara büyük bir yakınlık gösterdi. Clara ise sevincinden yerinde duramıyordu. İştahı da açılmış, sürekli ye¬mek yiyordu. Hele hele, büyükannesinin ?nin yanında yat¬masına izin vermesi, onu sonsuz mutlu etmişti. ile yan ya¬na, yıldızlan seyrederek uyudular.
Temiz hava ve doğal gıdalarla beslenen Clara?nın yüzü renk¬lenmiş, Alm-Oehi?nin teşvikleriyle de her geçen gün biraz daha ayakta kalmaya başlamıştı. Bir sabah, kırlara keçilerle birlikte Clara?yı da götürdüler. Peter, ?yi kendisinden uzaklaştırdığı için Clara?dan nefret ediyordu. Kulübenin önündeki tekerlekli sandalyeyi görünce, düşmanlık duygularıyla tekerlekli sandalyeyi yokuş aşağı yuvar¬ladı. Tekerlekli sandalye, parça parça olmuştu. Peter de hemen oradan uzaklaştı. Clara, Alm-Oehi ve tekerlekli sandalyenin kaybolması¬na çok üzülmüşlerdi. Büyükbaba tekerlekli sandalyeyi aramaya gitti. Bu arada, Clara?ya çi-çeklerle dolu tepeyi göstermek istiyordu. Arabası olmadığı için Peter?i çağırdı ve birlikte Clara?nın koluna girdiler. İlk adımını güçlükle atan Clara, ?nin teşviki ile diğer adımları da atmaya başladı. Her adım atışta ağrıları biraz daha azalıyordu. Böylece tepeye kadar yürüdüler. Onların yanına gelen Alm-Oehi, Clara?ya ?Sen yürekli bir kız¬sın, inançla çalıştın ve başardın? dedi.
Bir haftaya kadar Clara?nın kendi başına yürüyebileceği an¬laşılıyordu. Artık Bayan Seseman?ı çağırma vakti gelmişti. Bu arada Peter?in tuhaf hareketleri de gözden kaçmıyordu.
Yaşlı kadın geldiğinde torununu tekerlekli sandalye içinde değil de, ayakta kendisini karşılar görünce, sevinç gözyaşları için¬de torununa sarıldı. Şimdi sıra, bu güzel haberi Bay Seseman?a bildirmeye gelmişti. Bir telgraf yazıp, çekmesi için Peter?e verip, Dörfli Postanesi?ne gönderdiler.
Clara?nın babası da, onlara sürpriz yapmak düşüncesiyle Paris?ten erken dönmüş, Dörfli?ye gelmişti. Hem dağa tırmanıyor, hem de Alm-Oehi?nin evini soracak birini arıyordu. Bu esnada, Peter?i gördü ve Alm-Oehi?nin evini sordu. Peter, korkudan kaç¬maya başladı ve ayağı bir taşa takılınca, tıpkı tekerlekli sandalye gibi aşağılara doğru yuvarlandı. Çocuğa bir şey olmadığını gören Bay Seseman yoluna devam etti. Nihayet yokuşu aşıp, düzlükteki evi gördü. Evdekiler de onu görmüşlerdi. ve Clara el ele tutuşarak ona doğru ilerlemeye başladılar. Bay Seseman bir düş gördüğünü sanıyordu. Bu sarı saçlı, uzun boylu, pembe yanaklı, üstelik yürüyebilen kız, kendi kızı mıydı? Biricik kızını özlemle kucaklarken bile şaşkınlık içindeydi. Bay Seseman, bütün bu mutlu olaylar için Alm-Oehi?ye ve ?ye nasıl teşekkür edeceğini bilemiyordu.
Bu arada Peter, suçlu suçlu bir demet çiçekle gelince, tekerlekli sandalyenin katili olduğu anlaşıldı. Ancak, onu affettiler. Bayan Seseman ona bir sürü bozuk para verdi. Bay Seseman ise Alm-Oehi ile bir araya gelmiş, ?nin ge¬leceği için konuşuyordu. Alm-Oehi?ye bir şey olursa, ?ye sa¬hip çıkmaya söz verdi. Ertesi sabah ayrılık günüydü. Herkes üzüntüsünden gözyaş¬ları döküyordu. Clara ve birbirlerinden güçlükle ayrıldılar. Ertesi yaz yine bir arada olacaklarına dair söz verdiler. Kısa bir zaman sonra, emekliye ayrılan Doktor Classen Dörfli?ye gelip yerleşti. Alm-Oehi için iyi bir dost gelmişti. İkisi de ?ye güzel bir gelecek hazırlamanın gönül rahatlığı içindeydi¬ler. ise kendisini seven insanların arasında sağlık ve mutlu¬lukla büyüyordu.

Romanı Şekil Açısından İnceleme:
Romanın kapağında canlı renkler seçilmiştir. Kapakta ve kuzusu yemyeşil kırlarda yürürken çizilmiş resim vardır. Arka planda Alp Dağları ve gökyüzü masmavidir. Romanın içerisinde olaylara uygun resimlerin olmayışı bir eksikliktir.
Roman bir çocuğun taşıyabileceği hacim ve ağırlıktadır. Kültür Yayınları?nın orijinal dilden çevrilmiş baskısıdır, sadeleştirilmemiştir. Tamamı 250 sayfadır ve 12 punto ile yazılmıştır. 10 ile 12 yaş çocuklarının rahatlıkla okuyabileceği bir yayındır. Farklı yayınların hemen her yaşa uygun basımları da vardır.
Kuşe kağıdı gözü yoracağından kullanılmamış, 2.hamur kaliteli saman kağıdı kullanılmıştır. Satır araları normal aralıklıdır. Sayfa kenarlarındaki boşluklar yeterli ve düzenlidir. Paragraflar çok uzun olmayıp çocuğu sıkmayacak şekildedir. İmla kurallarına dikkat edilmiş akıcı bir dil kullanılmıştır.

Romanı İçerik Açısından İnceleme:
romanı gerek konu gerek anlatım, argo ve hakaret içeren cümleleri içermemesi bakımından çocuklara uygun bir eserdir. Kitap nasihatname şeklinde olmayıp yazarın çocuklar için vermek istediği mesaj olaylar içerisinde eritilmiştir. Çocuğa soyut kavramları vermesi bakımından önemlidir. ?nin yemeğini Peter?le paylaşması, büyükannesine merhametli davranması, Clara?nın durumuna üzülüp iyileşmesi için çaba sarf etmesi, hayvan ve doğa sevgisi, duanın önemi, Tanrı inancı, ziyarete giderken hediye götürmek, yardımlaşma ve arkadaşlık gibi kavramlar aracılığıyla çocuklara verilmiştir. her yönüyle çocuklara iyi örnek olabilecek nitelikte bir çocuktur. Romanı okuyan çocuk kendisini rahatlıkla ile özdeşleştirebilir. Bu açıdan kitabın zevkli olmasının yanı sıra sakıncalı yanlarının olmayışı aksine çocuklara güzel duygular, yaralı bilgiler vermesi bakımından önemli bir eserdir.
Romandaki kahraman kadrosu çok fazla değildir. Kahramanların özelliklerine bakacak olursak olağanüstülük yoktur. Tamamen gerçek hayatta olabilecek tiplerdir. Olaylar kronolojik sıra takip etmekte, heyecanlı, hareketli ve merak duygusu oluşturacak niteliktedir. Yazarın tasvirleri oldukça başarılıdır. Roman mutlu sonla biter, bu da çocukların beklentisine uygundur.
?nin yaşam dolu olması ve sevgisiyle insanları aydınlatması, yaşama döndürmesi ama onu yurdundan ayırınca dalından koparılmış bir çiçeğe dönüp solması? Bir atasözü vardır: ?? Bülbülü altın kafese koymuşlar, ah vatanım demiş.?? misali çocukları yaşama sevinci buldukları yerden ve kişilerden koparmamalıyız.

Milli Eğitim Bakanlığı?nın belirlediği 100 temel eser arasında yer alan , hemen bütün dünya dillerine çevrilmiş ve tüm dünya çocuklarının zevkle okuduğu bir klasik haline gelmiştir. 1980?lerde Japonlar tarafından çizgi film haline getirilmiş ve bu çizgi film ülkemizde TV?de gösterildiğinde büyük küçük herkesin ilgisini çekmiştir.
Yazarın Hayatı:
JOHANNA SPYRI
Johanna Spyri 12 Haziran1827?de İsviçre?nin Zürih Kenti?nin bir kasabasında köy doktorunun kızı olarak dünyaya gelmiştir. Bütün çocukluğu boyunca kırsal bir yörede doğa ile iç içe yaşadı. Çocukluğunu ve gençliğini kırsal kesimlerde geçirmiş daha sonra da bu yerleri kitaplarına aktarmıştır. İlk kitabı ??Vrony?nin mezarı üstündeki bir yaprak??tır(1871). Bunun üzerine kendine olan güveni artan Johanna Spyri hem yetişkin hem de çocuklar için hikayeler yazmaya başladı. 1880 yılında ???? adlı eserini yazdı. Bu eserle büyük bir başarı kazandı. Doğa tasvirleri oldukça başarılıdır. Yazar kitaplarının gelirini savaşlarda yaralananlara bağışlamıştır. 2007 yılında 125 yaşına girdi ve bu yılın anısına İsviçre?de Johanna Spyri?nin resminin bulunduğu paralar basıldı. Spyri 7 Temmuz 1901?de hayata veda etti.

Romanın Adı:
Yazarı: Johanna SPYRI
Çeviren: Saffet GÜNERSEL
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Romandaki Başlıca Kahramanlar: , Alm-Oehi (büyükbaba), Dete Teyze, Büyükanne, Peter, Clara, Bayan Rottenmeier, Bay Seseman, Bayan Seseman, Doktor Classen, Sebastian

Romanın Özeti:

annesini ve babasını küçük yaşta kaybeder. Teyzesi ?ye sekiz yaşına kadar bakar. Bundan sonra küçük kıza büyükbabası bakacaktır. Büyükbaba görünüşte aksi bir adamdır. Alp dağlarındaki kulübesinde yalnız yaşamaktadır. ?nin gelişi ile her şey çok daha eğlenceli ve güzel olacaktır.
Alm-Oehi, zamanında büyük bir çiftlik sahibi iken, içki ve kumar yüzünden sıfırı tüketince bulunduğu topraklan terk etmiş; uzun yıllar sonra, yanında yetişkin oğlu Tobias ile geri dönmüştü. Tobias, ?nin annesi ile evlenmiş; bir yıl sonra doğmuş¬tu. Ancak, zavallı kızın babası feci bir iş kazasında ölmüş, çok geçmeden annesi de bu dünyadan göç etmişti. Herkes, nedense bu ölümlerden dolayı dedeyi suçlayınca, o da, insanlardan uzak¬ta, tek başına, dağın eteğine yapmış olduğu evinde yaşamaya başlamıştı. ?ye ise teyzesi bakmaya başlamıştı. Ancak, kadın başka bir yerde, iyi bir iş bulduğu için, ?yi birisine bırakması gerekmektedir. O kişi, dedesidir.
Şimdi, ile teyzesi dedesinin yaşadığı eve doğru tır¬manmaktadırlar. Nihayet Alm-Oehi?nin yanına varırlar ve teyze Dete, kendisini soğuk bir şekilde karşılayan Alm-Oehi?ye ?yi bırakır ve oradan ayrılır. Dedesi, ?nin geldiğine çok sevinmiş olmasına rağmen, bunu torununa belli etmez. Ama onun yemesinden yattığı yere kadar gösterdiği özen, bunun belirtisidir.
Çok iyi ıslık çalan küçük çoban Peter?in getirdiği, dedesine ait Kuğucuk ile Ayıcık isimli keçileri çok seven , sabah erken¬den Peter?in ıslığı ile uyandı. Dedesinin izin vermesi ile o gün Peter ile birlikte dağlarda çobanlık yaptı. Keçilerin isimlerini ve özelliklerini Peter?den öğrendi. Akşam güneşinin batarken oluş¬turduğu o güzel manzaraya hayran kalan , her gün bu gü¬zelliği seyredeceği için seviniyordu.
Yaz boyu temiz hava, doğal gıda ile beslenip, dağlarda kır¬larda koşturan , kısa zamanda, gelişti. Ancak, bastıran kış mevsimi ile birlikte artık çobanlık yapamıyor dağlara meraya çıkamıyor evinde oturuyordu. Peter ise okula gidiyordu. , Peter?e durmaksızın okul ile ilgili sorular soruyor, yeni yeni şeyler öğrenmek istiyordu.
Bir gün dedesi, ?yi kızakla Peter?lerin evine götürdü. , orada gözleri görmeyen Peter?in ninesi ile konuşup, uzun uzun sohbet etti. Yaşlı kadın ?yi çok sevmiştir. Akşam olunca, dedesi gelip, ?yi aldı. Bu kadar huysuz bildikleri bir insanın, toru¬nuna göstermiş olduğu yakın ilgi insanları şaşırtmıştı. Hele hele, Alm-Oehi?nin günlerce çalışarak, her tarafı dökülen evlerini onar¬ması, hiç rastlanmamış bir olaydı.
Dağlarda zaman hızla akıp gidiyordu. kır yaşamına iyice alışmıştı. Bir gün, bir rahip dedesini ziyarete geldi. Konu, ?nin okula başlamasıydı. Rahip, çocuğu okula göndermediği için Alm-Oehi?yi eleştiriyor; Alm-Oehi de, karda kışta çocuğu uzakta bulunan okula göndermeyeceğini söylüyordu. İki gün sonra ise ?nin teyzesi Dete geldi ve ?yi bir ailenin yanında kalması için götüreceğini söyledi. Teyzeye göre , burada eğitimsiz kalıyordu. Gittiği yerde ise, hem okuya¬cak, hem de para kazanacaktı.
Dede ile yaptıkları tartışma sonucu, ?yi de kandırarak yanına aldı ve birlikte yola çıktılar. Peter?lerin evinin önünden geçerken onları gören Peter nereye gittiğini sordu ?ye. O da teyzesiyle birlikte Frankfurt?a gittiğini hemen döneceğini, dönerken de Büyükanneye nefis ve yumuşacık francalalı ekmeklerden getireceğini söyledi. Dete Teyze ?yi ancak böyle ikna edebilmişti. teyzesinin elinden tutmuş koşar adımlarla yürüyorlardı. ?nin niyeti o bir an önce ekmekleri alıp geri dönebilmek Büyükbaba?sını da daha fazla sinirlendirmemekti. Köyden geçerken her pencereden bir ses yükseliyordu. Bu söylenenler ?nin yine aklını çelebilecek şeylerdi. ??Onu yine mi alıyorsun? Alm-Oehi?den mi kaçtı? Yaşıyor olması bile mucize! Ama yine de yanakları kıpkırmızı!?? Dete sonunda ?yi de alıp köyden uzaklaşmıştı. Alm-Oehi ise o günden sonra ne zaman köye inse her zamankinden daha fazla surat asıyordu. Kimseyi selamlamıyor, kimseyle konuşmuyordu.
Bay Seseman?ın Frankfurt?taki konağında, biricik kızı Clara, dokuz on yaşlarında, annesi öldüğü için, babasıyla ya¬şayan, sakat olduğu için tekerlekli sandalyeye mahkum olan bir çocuktu. Babası, sık sık iş seyahatlerine çıktığı için yalnız kalıyor ve canı sıkılıyordu. Bu nedenle, ?yi ona arkadaşlık etmesi için çağırmışlardı. Dete ve Sesemanların evinin önündeydi nihayet. Zile bastılar, kapıyı hizmetçi açtı. Dete geliş nedenini açıkladı. ?nin elinden sıkıca tuttu ve içeri girdiler. Merdivenleri çıkarak çalışma odasına vardılar. Bayan Rottenmeier oturduğu yerden doğruldu ve ?yi baştan aşağı süzdü. Çocuğun görünüşü pek de hoşuna gitmemişti. Dete?ye ?nin küçük göründüğünü Clara?nın on iki yaşında olduğunu ve yaşına uygun bir arkadaş istediklerini söyledi. Dete de çocuğun yaşını tam olarak bilmediğini ancak on yaşlarında olabileceğini söyledi. hemen atıldı ve sekiz yaşında olduğunu söyledi bunu ona büyükbabası söylemişti.
??Hangi kitapları okudun?? diye sordu çocuğa.
??Hiçbirini?? diye yanıtladı .
??Okumayı nasıl öğrendin peki???
??Öğrenmedim, Peter de öğrenmedi.?? Bayan Rottenmeier?in gözleri kocaman olmuştu. Adını sordu bu defa da.
??Adım ?? dedi küçük çocuk.
Rottenmeier şaşkın ve kızgın ??Böyle isim mi olur, başka adın vardır herhalde ayrıca okumayı da bilmiyor. Bana bakın Dete Hanım anlaşmamız böyle değildi. Bana bu garip çocuğu nasıl getirirsin???
Dete, asıl adının Adelheid olduğunu söyledi. Bu çocuğun çok özel bir çocuk olduğunu diğer çocuklara benzemediğini ve ona da böyle bir çocuk getirmesi istendiğini söyledi. ??Ama şimdi gitmeliyim, işverenlerim beni bekliyor, onlardan izin alabildiğim zamanlarda ziyarete gelir, durumunu kontrol ederim.?? dedi ve evden ayrıldı. şaşkın, Bayan Rottenmeier ise hem şaşkın hem kızgın oldukları yerde kalakalmışlardı.
Evin yönetimi gayet sert davranışlı ve katı yürekli Bayan Rottenmeier?in elinde idi. Bayan Rottenmeier?in kuralcı davranışları ve evin özgürlük¬ten yoksun havası, daha ilk günden ?nin canının sıkılmasına yol açmıştı. Rottenmeier ?ye yemekte nasıl davranılacağı, evdeki hizmetlilerle nasıl konuşması gerektiğini bir bir öğretmeye çalıştı. bir gün hizmetli Sebestian?dan kırların, yeşilliklerin görünebileceği yer olup olmadığını sormuş, kilisenin kulesinden görebileceğini duyunca, koşa koşa evden çıkıp kilisenin kulesine çıkmış, ancak yine de istediği gibi bir manzara görememişti. Evden koşa koşa çıkıp gitmesi yetmiyormuş gibi, dönüşte getirmiş olduğu iki kedi yavrusu Bayan Rottenmeier?i çileden çıkartmaya yetmiş, ancak Clara?nın kedilere sahip çıkması ile yavruları saklamışlardı.
Clara, ?yi çok seviyordu. Onun gelmesiyle yaşama se¬vincine kavuşmuş, dersler bile sıkıcı olmaktan çıkmıştı. Sadece, Bayan Rottenmeier, ?yi sevmiyor ve cezalandırmak için fırsat kolluyordu. büyükanneyi unutmamış her yemekte ekmeğini gizlice masanın altında elbisesine saklıyor, sonra odasındaki torbaya götürüp biriktiriyordu. Bir gün dedesini, Peter?in ninesini ve kırları çok özlediği için, öğlen vakti bütün eşyasını toplayıp gitmek için kapıdan çıkıyordu ki, Bayan Rottenmeier tarafından kapıda yakalandı. , hıçkıra hıçkıra ağlıyor ve gideceğini söylüyordu.
Clara?nın babası nihayet iş gezisinden dönmüştü. Gelir gelmez, Bayan Rottenmeier, ?yi şikayet etmeye başladı. An¬cak, Bay Seseman kızı ile görüşünce, işin doğrusunu anlayarak, kadının söylediklerini dikkate almadı.
Günler bu şekilde geçerken Clara?nın büyükannesi Bayan Seseman da Clara?yı ziyarete gelmişti. Büyükanne çok tatlı ve iyi yürek¬li bir insan olduğu için, ?nin, torunu Clara?nın yaşantısında yarattığı değişikliği görmüş, bu sevimli yavrucakla özel olarak ilgilenmişti. Bu ilgi sayesinde, kısa sürede okuma-yazmayı öğrenmişti.Ancak, Bayan Seseman?ın kalacağı süre dolmuş ve ayrılık vakti gelmişti. O gittikten sonra, evin havası tekrar değişmiş, ka¬dının ilgisi ile geçici bir süre de olsa evini unutan ?nin hasre¬ti yeniden alevlenmişti. Bu nedenle sık sık ağlıyordu. Düşlerinde hep yemyeşil kırları, keçileri, mavi gökyüzünü, nineyi, Peter?i ve dedesini görüyordu.
Bir süredir Bay Seseman?ın evinde garip olaylar yaşanıyor¬du. Açılan kapılar, gece gezen beyaz elbiseli yaratıklar, en fazla Bayan Rottenmeier olmak üzere herkesi tedirgin etmişti. Bay Seseman?a mektup yazılmış, o bunu fazla ciddiye almamıştı. Bu sefer de Bayan Rottenmeier Bay Seseman?a, Clara?nın hayaletler yüzünden çok korktuğunu yazmış, babası mecburen eve gelmişti. Bu zırvala¬ra inanmayan Bay Seseman, doktor arkadaşını da evine çağırdı ve birlikte hayaleti beklemeye başladılar. Gece duydukları tıkırtıya bakmak için gittiklerinde, beyaz geceliği içinde, uyurgezer ?yi gördüler. Uyandırdıklarında, kız ağlaya ağlaya, her gece, dedesine ve kırlara yürümek için evden çıktığını, ancak gözünü yatağında açtığını gördüğü vakit, büyük bir üzüntü ile ağladığını anlattı. ?nin bu üzüntülü hali, Bay Seseman?ı da büyük bir üzüntüye sevk etmişti. Bu işe bir çare bulmalıydı.
Bay Seseman, ertesi sabah Bayan Rottenmeir?e seslendi ve ?nin eşyalarının hazırlanmasını istedi. Sonra da, Sebestian?la birlikte, ?yi gönderdi. Clara, çok üzülmüştü. Babası onu seneye ?nin yanına götüreceğini söyleyince, biraz olsun ra¬hatlamıştı.
, küçük çantası ile sevinç içerisinde tepeyi tırmanıyor¬du. İlk Önce, Peter?in evine uğradı ve nineyi gördü. Biriktirmiş olduğu ekmeklerin yerine Clara tazelerini vermişti ?ye, onları büyükanneye verdi. İkisi de sevinç içinde birbirine sarılıp, ağladılar. Peter?e de hediye getirmişti. Sonra, kendi evinin yolunu tuttu ve dedesini görünce, koşa koşa boynuna sarıldı. Dedesi, iyi gö¬rünmeyen torununa bakarak, ?Yoksa sana kötü mü davrandılar?? diye sorunca, , evini çok özlediği için geldiğini anlatıp, Bay Seseman?ın dedesi için verdiği zarfı uzattı. Zarfta bir mektup ve para vardı. Dedesi, parayı ?ye verip, ileride lazım olabilir diye saklamasını istedi. ?nin gelişi ile dağdaki hayat yeniden değişikliğe uğra-mıştı. Dede yeniden herkesle konuşmaya başlamış, Peter sevin¬cinden ıslığını bir başka çalar olmuştu. Hele hele, Clara?nın yazmış olduğu mektupta, ?Yanınıza ge¬leceğiz? demesi tam bir sevinç havası yaratmıştı. Diğer taraftan Bay Seseman?ın arkadaşı Doktor Classen, peş peşe eşini ve çocuğunu kaybettiği için üzüntüden bayağı hastalanmış ve zayıf¬lamıştı. Bu nedenle, Bay Seseman onun ?nin yanına gitmesi¬ni ve sağlığı için orada kalmasını isteyince kabul etti. , misafir geleceğini bildiği için, her gün yolları gözlü¬yordu. Nihayet bir sabah kahvaltısından sonra, Doktor Classen?in geldiğini görünce, sevinçle zıplar ve ona doğru koşar. Clara ve Bayan Seseman?ın da bahara doğru geleceklerini öğrenir. Bay Classen, Alm-Oehi ile kısa zamanda kaynaşır. Dağ hava¬sının hem kendisine, hem de ?ye iyi geleceğini gördüğü için de sevinir,
Ertesi gün , Peter ve Bay Classen hep birlikte keçiler de yanlarında kırlara çıktılar. ile oynayamayacağı için Doktor Classen?e ters ters bakan Peter, onun yiyeceklerinin çoğunu ken¬disine vermesi üzerine yumuşamış, doktora karşı daha sokulgan bir hale gelmişti. ise Bay Classen?in toparlanması için elinden geleni yapıyordu. Onu üzgün gördüğü vakitlerden birinde şarkı söylemeyi teklif etmiş doktor da dinleyeceğini belirtmişti. peterin gözleri görmeyen büyükannesini örnek göstererek artık üzülmemesini, mutluluğa tekrar kavuşabileceği inancını yitirmemesi gerektiğini söyledi ve duruma uygun bir şarkı seçmişti. Şarkının sözleri şöyleydi:

Bırak seni yönlendirsin gökten tek bir söz indirsin.
Bağışlayıcı yaradan kurtarır sıkıntılardan.
Seni avutması için bırak biraz zaman geçsin.
Yapar kendine düşeni, hiç unutur mu o seni!
Bazen unutmuş sanırsın, ama bunda aldanırsın.
Ona bağlı isen eğer o da verir sana değer.
Ona inandığın anda bulursun onu her yanda.
Yaptığın bir kabahatten o kurtarır seni hemen.
Her sıkıntını atarsın, ta gönülden rahatlarsın.
Derken kış geldi çattı. O kış, devamlı kar yağıyordu. Alm-Oehi, ?nin okuması için, Dörfli?de ev tutmuş, oraya yerleşmişlerdi. Okul, ?nin yeni yuvasıydı. Her şeyi bir an önce öğrenmek istediği için çok çalışıyordu. Peter de çok kötü hava şartları hariç okula geliyor, orada görüşüyorlardı. Peter, ?den daha önce okula başlamış olmasına rağmen, halen okuyamıyordu. , Clara?nın kendisine vermiş olduğu renkli kitaplardan yararlanarak Petere okumasını öğretince, öğretmeni bile ilk önce buna inana¬madı. ?Mucize bu, mucize? diyordu. Hele, ninesi Peter?in okumayı öğrenmesine çok sevinmişti. Peter?e alfabeyi şu şekilde öğretti:
Öğrenemezsen ABC?yi göze al disipline gitmeyi.
ÇDEFG?yi art arda söyle, asla yan gelip yatma öyle.
ĞHI ve İ?yi unutma sakın, okuma günleri artık yakın.
JKLM?den sonra sakın tekleme, iyi öğrenmek için fazla bekleme.
Şimdi sıra geldi NOÖPR?ye, peşin parayla değil veresiye.
SŞTUÜ de çıktı karşına şimdi, söylesene senin öğretmenin kimdi.
Son üç harfin adları VYZ derste konuşana derler geveze.
Bahar gelmiş, karlar erimiş, her yer yeşile bürünmüştü. Bu arada, Clara yazdığı mektupta, yakında orada olacaklarını söylüyordu. Nitekim, bir ay sonra geldiler. Clara ve büyükanne¬nin yanlarında başka konukları da vardı. Alm-Oehi, konuklara büyük bir yakınlık gösterdi. Clara ise sevincinden yerinde duramıyordu. İştahı da açılmış, sürekli ye¬mek yiyordu. Hele hele, büyükannesinin ?nin yanında yat¬masına izin vermesi, onu sonsuz mutlu etmişti. ile yan ya¬na, yıldızlan seyrederek uyudular.
Temiz hava ve doğal gıdalarla beslenen Clara?nın yüzü renk¬lenmiş, Alm-Oehi?nin teşvikleriyle de her geçen gün biraz daha ayakta kalmaya başlamıştı. Bir sabah, kırlara keçilerle birlikte Clara?yı da götürdüler. Peter, ?yi kendisinden uzaklaştırdığı için Clara?dan nefret ediyordu. Kulübenin önündeki tekerlekli sandalyeyi görünce, düşmanlık duygularıyla tekerlekli sandalyeyi yokuş aşağı yuvar¬ladı. Tekerlekli sandalye, parça parça olmuştu. Peter de hemen oradan uzaklaştı. Clara, Alm-Oehi ve tekerlekli sandalyenin kaybolması¬na çok üzülmüşlerdi. Büyükbaba tekerlekli sandalyeyi aramaya gitti. Bu arada, Clara?ya çi-çeklerle dolu tepeyi göstermek istiyordu. Arabası olmadığı için Peter?i çağırdı ve birlikte Clara?nın koluna girdiler. İlk adımını güçlükle atan Clara, ?nin teşviki ile diğer adımları da atmaya başladı. Her adım atışta ağrıları biraz daha azalıyordu. Böylece tepeye kadar yürüdüler. Onların yanına gelen Alm-Oehi, Clara?ya ?Sen yürekli bir kız¬sın, inançla çalıştın ve başardın? dedi.
Bir haftaya kadar Clara?nın kendi başına yürüyebileceği an¬laşılıyordu. Artık Bayan Seseman?ı çağırma vakti gelmişti. Bu arada Peter?in tuhaf hareketleri de gözden kaçmıyordu.
Yaşlı kadın geldiğinde torununu tekerlekli sandalye içinde değil de, ayakta kendisini karşılar görünce, sevinç gözyaşları için¬de torununa sarıldı. Şimdi sıra, bu güzel haberi Bay Seseman?a bildirmeye gelmişti. Bir telgraf yazıp, çekmesi için Peter?e verip, Dörfli Postanesi?ne gönderdiler.
Clara?nın babası da, onlara sürpriz yapmak düşüncesiyle Paris?ten erken dönmüş, Dörfli?ye gelmişti. Hem dağa tırmanıyor, hem de Alm-Oehi?nin evini soracak birini arıyordu. Bu esnada, Peter?i gördü ve Alm-Oehi?nin evini sordu. Peter, korkudan kaç¬maya başladı ve ayağı bir taşa takılınca, tıpkı tekerlekli sandalye gibi aşağılara doğru yuvarlandı. Çocuğa bir şey olmadığını gören Bay Seseman yoluna devam etti. Nihayet yokuşu aşıp, düzlükteki evi gördü. Evdekiler de onu görmüşlerdi. ve Clara el ele tutuşarak ona doğru ilerlemeye başladılar. Bay Seseman bir düş gördüğünü sanıyordu. Bu sarı saçlı, uzun boylu, pembe yanaklı, üstelik yürüyebilen kız, kendi kızı mıydı? Biricik kızını özlemle kucaklarken bile şaşkınlık içindeydi. Bay Seseman, bütün bu mutlu olaylar için Alm-Oehi?ye ve ?ye nasıl teşekkür edeceğini bilemiyordu.
Bu arada Peter, suçlu suçlu bir demet çiçekle gelince, tekerlekli sandalyenin katili olduğu anlaşıldı. Ancak, onu affettiler. Bayan Seseman ona bir sürü bozuk para verdi. Bay Seseman ise Alm-Oehi ile bir araya gelmiş, ?nin ge¬leceği için konuşuyordu. Alm-Oehi?ye bir şey olursa, ?ye sa¬hip çıkmaya söz verdi. Ertesi sabah ayrılık günüydü. Herkes üzüntüsünden gözyaş¬ları döküyordu. Clara ve birbirlerinden güçlükle ayrıldılar. Ertesi yaz yine bir arada olacaklarına dair söz verdiler. Kısa bir zaman sonra, emekliye ayrılan Doktor Classen Dörfli?ye gelip yerleşti. Alm-Oehi için iyi bir dost gelmişti. İkisi de ?ye güzel bir gelecek hazırlamanın gönül rahatlığı içindeydi¬ler. ise kendisini seven insanların arasında sağlık ve mutlu¬lukla büyüyordu.

Romanı Şekil Açısından İnceleme:
Romanın kapağında canlı renkler seçilmiştir. Kapakta ve kuzusu yemyeşil kırlarda yürürken çizilmiş resim vardır. Arka planda Alp Dağları ve gökyüzü masmavidir. Romanın içerisinde olaylara uygun resimlerin olmayışı bir eksikliktir.
Roman bir çocuğun taşıyabileceği hacim ve ağırlıktadır. Kültür Yayınları?nın orijinal dilden çevrilmiş baskısıdır, sadeleştirilmemiştir. Tamamı 250 sayfadır ve 12 punto ile yazılmıştır. 10 ile 12 yaş çocuklarının rahatlıkla okuyabileceği bir yayındır. Farklı yayınların hemen her yaşa uygun basımları da vardır.
Kuşe kağıdı gözü yoracağından kullanılmamış, 2.hamur kaliteli saman kağıdı kullanılmıştır. Satır araları normal aralıklıdır. Sayfa kenarlarındaki boşluklar yeterli ve düzenlidir. Paragraflar çok uzun olmayıp çocuğu sıkmayacak şekildedir. İmla kurallarına dikkat edilmiş akıcı bir dil kullanılmıştır.

Romanı İçerik Açısından İnceleme:
romanı gerek konu gerek anlatım, argo ve hakaret içeren cümleleri içermemesi bakımından çocuklara uygun bir eserdir. Kitap nasihatname şeklinde olmayıp yazarın çocuklar için vermek istediği mesaj olaylar içerisinde eritilmiştir. Çocuğa soyut kavramları vermesi bakımından önemlidir. ?nin yemeğini Peter?le paylaşması, büyükannesine merhametli davranması, Clara?nın durumuna üzülüp iyileşmesi için çaba sarf etmesi, hayvan ve doğa sevgisi, duanın önemi, Tanrı inancı, ziyarete giderken hediye götürmek, yardımlaşma ve arkadaşlık gibi kavramlar aracılığıyla çocuklara verilmiştir. her yönüyle çocuklara iyi örnek olabilecek nitelikte bir çocuktur. Romanı okuyan çocuk kendisini rahatlıkla ile özdeşleştirebilir. Bu açıdan kitabın zevkli olmasının yanı sıra sakıncalı yanlarının olmayışı aksine çocuklara güzel duygular, yaralı bilgiler vermesi bakımından önemli bir eserdir.
Romandaki kahraman kadrosu çok fazla değildir. Kahramanların özelliklerine bakacak olursak olağanüstülük yoktur. Tamamen gerçek hayatta olabilecek tiplerdir. Olaylar kronolojik sıra takip etmekte, heyecanlı, hareketli ve merak duygusu oluşturacak niteliktedir. Yazarın tasvirleri oldukça başarılıdır. Roman mutlu sonla biter, bu da çocukların beklentisine uygundur.
?nin yaşam dolu olması ve sevgisiyle insanları aydınlatması, yaşama döndürmesi ama onu yurdundan ayırınca dalından koparılmış bir çiçeğe dönüp solması? Bir atasözü vardır: ?? Bülbülü altın kafese koymuşlar, ah vatanım demiş.?? misali çocukları yaşama sevinci buldukları yerden ve kişilerden koparmamalıyız.

Milli Eğitim Bakanlığı?nın belirlediği 100 temel eser arasında yer alan , hemen bütün dünya dillerine çevrilmiş ve tüm dünya çocuklarının zevkle okuduğu bir klasik haline gelmiştir. 1980?lerde Japonlar tarafından çizgi film haline getirilmiş ve bu çizgi film ülkemizde TV?de gösterildiğinde büyük küçük herkesin ilgisini çekmiştir.

Aranan Kelimeler: , kısa kitap özeti, kısa, hikayesinin kısa özeti, kitap özeti kısa

Narnia Günlükleri Şafak Yıldızının Yolculuğu Kitap Özeti 2011

Kitap özetleri No Comments »

Narnia günlükleri şafak yıldızının yolculuğu özeti, Şafak yıldızının yolculuğu kitap özeti
Bir ejderhanın uyandığı . . . yıldızların yeryüzüne indiği . . . her şeyin olabileceği bir ülke: NARNİA

Bir kral ve hiç beklenmedik bir anda gemisine konuk olan dostları, bilinen bütün toprakların daha da ötesine doğru yelken açarlar. Atıldıkları bu macera, onlara dünyanın sonunun sadece bir başlangıç olduğunu gösterir

Aranan Kelimeler: narnia günlükleri şafak yıldızının yolculuğu kitap özeti, şafak yıldızının yolculuğu kitap özeti, kitap özetleri narnia günlükleri şafak yıldızının yolculugu, şafak yıldızının yolculugu ozet, narnia günlükleri kitap özeti

Internet Internet blogs TopOfBlogs