Akbank Genel Müdür Vekili Hakan Binbaşgil, ekonomi yönetimini çok başarılı buluyor.
Binbaşgil, "Türkiye gerçekten parlak bir dönem yaşıyor. Tabii krizler yaşana yaşana öğreniliyor. Biz çok kriz yaşadık, çok üzüldük ama bir deneyim oluştu" diyor
Ekonomi yönetimini çok başarılı bulan Akbank Genel Müdür Vekili Hakan Binbaşgil, "Rehavete kapılmayıp tedbirleri iyi durumdayken alıyorlar. Müthiş bir çalışkanlık ve disiplin var" dedi. Binbaşgil’e göre, Türkiye’nin makro ekonomik verileri olumlu, tek sıkıntı cari açık. Cari açık sorunun çözülmesi halinde yabancı yatırımcı iştahının daha da artacağına işaret eden Binbaşgil, 2012 yılının ise hem sektör hem ülke ekonomisi açısından daha tedbirli geçeceğini öngörüyor.
Euro Bölgesi’ndeki borç krizi nedeniyle yurtdışında katıldığı toplantılarda moralinin çok bozulduğunu, ancak Türkiye ile ilgili sürekli övgüler aldığını dile getiren Binbaşgil, "Türkiye hem ekonomisi hem bankacılık sektörünün performansı ile hakikaten parlak bir dönem yaşıyor. Türkiye’ye adeta yükselen bir yıldız gözüyle bakılıyor. Tabii krizler de yaşana yaşana öğreniliyor. Çok kriz yaşadık, çok üzüldük ama Türkiye’de de bir deneyim de oluştu tabii. Türkiye’de çok yetenekli ekonomistler ve " diyor.
Bankacılıkta Türkiye’de büyüme potansiyelinin yurtdışından daha yüksek olduğunu belirten Hakan Binbaşgil, Akbank’ın büyüme stratejisini ise "Akbank her zaman fırsatları dikkate alır. Yurt dışında banka satın almak için müthiş bir fırsat olması lazım ama taş yerinde ağırdır " şeklinde özetliyor.
-Euro Bölgesi’ndeki borç krizi kaygıyla izleniyor. Parasal birlikten bir kopuş bekliyor musunuz?
-Bugüne kadar bizler de ülke olarak AB üyeliği için çeşitli pazarlıklar yaptık ve yapıyoruz. Üyeliğe kabul ile ilgili her türlü kural var. Fakat çıkış stratejisi düşünülmemiş. Bir ülkenin birlikten çıkışını düşünün. Bu belki giriş kadar daha da zorlu bir süreç. Nasıl yönetilecek, kuralları nasıl olacak? Belli değil.
Yunanistan’ın çıkmak istediğini zannetmiyorum. Politikacılar açısından kolay bir süreç değil.
-Avrupa’daki kriz Türkiye’yi nasıl etkiler? Kazasız atlatır mıyız?
Türkiye’nin gerçekten sağlam bir noktada olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla bir problem yaşacağımızı düşünmüyorum. Büyüme hızımız etkilenebilir. Ekonomi yönetimi gerçekten olayların önünde gidiyor. Olduktan sonra değil, olmadan belli şeyleri öngörerek gerekli tedbirleri alıyor. Bizim adımıza şans diye nitelendiriyorum. Avrupa’da, dünyada durum daha da kötüleşirse, Türkiye de hasarsız atlatmak için tedbirlerini mutlaka artıracaktır. Tedbirleri artırınca da bizim de büyüme hızımız düşecek. Bir de tabii sonuçta çok kapalı ekonomiler kalmadı. Biz de dünya ekonomisine entegre bir durumdayız. İhracat yaptığımız ülkeler çok iyi noktada değilse tabii ister istemez ticaretimizi, ihracatımızı da etkileyecektir. Orada da şöyle bir şey var. Zayıf halka Avrupa gibi duruyor. Avrupa’ya eskiden daha bağımlı bir ülkeydik. Ama son dönemde Türkiye bunu biraz dengeledi. Yüzdesel olarak Avrupa’nın ihracattaki payı azaldı.
-Küresel kriz Türk bankaları için Avrupa’da satın alma fırsatları yaratır mı?
Türk bankaları şu andaki sermaye yapıları, güçlülüğü açısından baktığınız zaman bu tür işlemleri yapabilecek boyutta. Bu tür fırsatlar olabilir. Şuna dikkat etmek lazım. Bir ülkede bir banka neden alınır? Eğer o ülkede büyüme potansiyeli varsa satın alırsınız. O ülkenin ileriye yönelik bankacılık sektörü bir ışık veriyorsa böyle bir yatırıma girersiniz. Örneğin; kredilerde yüzde 25 sınırından bahsediyoruz. Aslında yüzde 25 büyük bir rakam. Sektörü yüzde 25 büyüyen dünyada kaç tane banka var? Tartışılacak bir konu. O yüzden yabancılar Türkiye’ye geliyor.
-Önümüzdeki dönem Avrupa’da banka almayı düşünüyor musunuz?
Türkiye’de daha bankacılıktan yararlanmayan 6 milyon hane halkı var. Ortalama 4 kişi deseniz yaklaşık 24 milyonluk bir kitleyi konuşuyoruz. 75 milyon nüfusu olan bir ülkede şu an üçte birinin hiç bankacılıkla alakası yok. Böyle bir ortamda siz Türkiye’de mi daha çok büyümek istersiniz, yoksa sermayenizin belli bir miktarını yurtdışına mı yatırırsınız? O nedenle dışarıdaki imkanın çok büyük olması lazım. Türkiye’de büyüme potansiyeli daha yüksek. Akbank her zaman fırsatları dikkate almak zorunluluğu olan bir banka. Böyle bir şey olması için müthiş bir fırsat olması gerekir. Tabii taş yerinde ağırdır.
Ekonomide makro dengeler çok iyi
-Sizce gerçekten Türkiye ekonomisi iyi durumda mı?
Bankacılıkta hakikaten iyiyiz. Türk bankacılık sektörünün mali yapısı çok sağlam, sermaye yeterliliği çok iyi. Avrupa’da bankalar sermaye yeterliliğinde yüzde 8′i nasıl tutturacağım diye düşünürken, Türk bankacılık sektöründe bu oran yüzde 15-17′lerde. Daha da yukarıdan baktığımız zaman Türkiye’nin makro dengeleri de çok iyi. Bütçe yönetimi çok iyi. Avrupa’da Maastricht kriterlerine uyan nadir ülkelerden biriyiz. Tek sıkıntımız cari açık. Onun da üçte ikisini enerji oluşturuyor. Maalesef enerjimizi üretebilir noktada değiliz. Fakat şimdi görüyorum. Onunla ilgili de bazı tedbirler alınmaya çalışılıyor. Hükümet ‘Neyi ithal ediyoruz burada üretebilir miyiz?’ diye sistematik bir yaklaşım içerisinde. Ancak bugünden yarına çözülecek bir sorun değil.
Cari açık çözülürse yatırımcı iştahı artar
-Sizce cari açık gerçekten Türkiye ekonomisi için bir tehdit mi?
Tabii cari açık Türkiye’nin önemli bir sorunu. İyi yönetmeniz lazım. Dengelenmesi lazım. Bunu ithalat, ihracatla dengeleyemezseniz başka dengeleyebileceğiniz yöntemler de var. Daha uzun vadeli yatırımlar olabilir. Türikye tabii eskiden yabancı yatırımcı çekemeyen bir ülkeydi. Son senelerde bu tablo biraz değişti. Ancak hala baktığınız zaman çok daha fazla yatırımcı çekebilecek potansiyele sahibiz. O yüzden Türkiye’nin investment grade dediğimiz Türkiye’nin yatırım yapılabilir ülke notuna gelmesini çok önemsiyoruz. Bu işi daha da kolaylaştırabilir. Bugüne kadar yatırım yapmayan ülkeler daha iştahlı hale gelebilir.
Kredilerde ortalama büyüme yüzde 25 olur
-Ekonomi yönetiminin kredilerde yüzde 25 sınırından vazgeçmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dünyada gündem çok hızlı değişiyor. İlk 6 ayda en hızlı büyüyen ülkelerden birisi olduk. Büyüme hızını biraz yavaşlatmak gerekiyordu. Sonra durgunluk dönemine girmek gibi bir takım endişeler oluştu. Dolayısıyla kredilerdeki büyüme de ikinci plana atıldı gibi. Her halükarda öyle bir sınır olsa da olmasa da, benim tahminim sektör kredilerde ortalama yüzde 25′lik büyüme ile 2011 yılını kapatacak.
2012 yılı tedbirli geçecek
-2012 yılına ilişkin beklentileriniz neler?
2012 yılında tedbirli bir yıl geçireceğiz. Akbank da tedbirli bir şekilde büyümeye devam edecek. Bugünkü ortamda bile büyüme tahminleri yapmak çok pozitif bir şey. Önemli olan bu büyümenin sürdürülebilir olması. Eskiden de bakarsanız Türkiye kriz yıllarında yüzde 8-10 büyür, kriz sonrası eksi büyümeye geçerdi. Şimdi önemli olan bu oranların pozitif rakam olarak devam etmesi. Ekonomi yönetimi de buna çok dikkat ediyor. Rehavete kapılmayıp tedbirleri iyi durumdayken alıyorlar. Krize girmeden tedbirleri hayata geçiriyorlar.
Ayfer Arslan-AKSAM

.jpg)








