Archive for the 'Edebiyat' Category

2010 – 2011 Dönemi 11. Sınıf Edebiyat Kitabı Cevap Anahtarı lise

Edebiyat No Comments »

HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

1-a)çıkarılan sonuç:edebi eserler toplumdan etkilenirler.
b) yorum size kalmış

2)edebi eserler toplumdan etkilenirler…toplumdan örnek alarak yazarlar

DEVAMI AŞAĞIDAKİ WORD DOSYASINDADIR İNDİRMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKE TIKLAYIN

2010 – 2011 Dönemi 11. Sınıf Edebiyat Kitabı Cevap Anahtarı İndir

Aranan Kelimeler: 11 sınıf edebiyat kitabı cevapları, 11 sınıf edebiyat kitabı cevapları 2011, 11 sınıf edebiyat, 2011 2012 11 sınıf edebiyat kitabı cevap anahtarı, 2011 2012 türk edebiyatı cevapları11 s

Cümlenin öğeleri

Edebiyat No Comments »

Cümlenin öğeleri

Bir duygu, Düşünce veya durumu tam olarak anlatan sözcük ya da söz öbeklerine cümle (tümce) denir.
Cümle, özne ve yüklem gibi temel; nesne, dolaylı tümleç ve zarf tümleci gibi yardımcı ögelerden oluşur.
Şimdi cümlenin ögelerine tek tek değinelim.

Yüklem
Cümlede kip ve zaman bildirerek yargıyı ort Aya koyan temel unsurdur. Yüklem, tek başına cümle özelliği gösterir. Diğer ögeler yüklemin tamamlayıcı ögeleridir.

Cümlede yüklemi bulmak için herhangi bir ögeye soru soramayız. Onu çekimli durumda bulunan sözcüklerden anlarız. Örneğin;

“Anlıyorum” sözcüğü “anlamak” eyleminin şimdiki zamanla çekimlendiğini gösteriyor. Öyleyse yargı bildiriyor demektir. Dolayısıyla bu, bir cümledir.

“Bugün mutfakta anneme yardım ettim.”

cümlesindeki altı çizili söz birleşik fiil olduğu için,

“Çiftçinin ambarı sabanın ucundadır.”

cümlesindeki altı çizili söz isim tamlaması olduğundan,

“ türkçe dersimize giren kişi genç bir öğretmendi.”

cümlesindeki altı çizili kısım ise sıfat tamlaması olduğundan bölünemez ve bu şekilde yüklem olur.

Özne
Cümlede yüklemin bildirdiği işi, hareketi yapan ya da oluş içinde bulunan ögedir. Cümlenin temel ögesidir. Ancak her cümlede bulunmak zorunda değildir.

Cümlede özneyi bulmak için yükleme “kim” ve “ne” sorularını sorarız. Ancak özellikle “ne” soru su, nesneyi bulmak için de sorulduğundan, biz özne sorusunu yükleme değişik biçimde sorarız. Örneğin;

“Bu elbiseyi an Nem aldı.”

cümlesinde “aldı” yüklemdir. Özneyi bulmak için yükleme “Alan kim?” diye soruyoruz. Cevap olarak “annem” geliyor. Öyleyse cümlenin öznesi bu sözcüktür.

Cümlede özne yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi, açık olarak verilebileceği gibi, yüklemin çekiminden de çıkarılabilir. Cümlede olmayan, yüklemdeki kişi eklerinden anlaşılan bu tür öznelere “gizli özne” adı verilir.

“Ders çalışmana yardım ederim.”

cümlesinin yüklemi “yardım ederim” sözcüğüdür. Özneyi bulmak için “Yardım eden kim?” diye soruyoruz, “Ben” cevabı geliyor; ancak bu söz cümlede yok, biz bunu yüklemin bildirdiği kişiden çıkarıyoruz. Öyleyse bu cümlenin öznesi gizli öznedir. Bu özne cümlede var olan ögelerden biri sayılmaz.

Yani “Gördüm.” cümlesinde öznenin “ben” olduğu görülse bile bu cümle sadece yüklemden oluşmuş sayılır.

Bazı cümlelerde işi yapan belli değildir. Bu cümlelerde işten etkilenen öge sözde özne kabul edilir.

“Sokaklar çok güzel temizlendi.”

cümlesinde işi yapan belli değildir. Ama işten etki-lenen öge vardır. “Temizlenen ne?” soru su bize “sokaklar” sözcüğünü veriyor. Bu şekildeki öznelere sözde özne denir.

Bazı cümlelerde ise özne bulunmaz. Yani eylemi yapan bazen belli değildir.

“Yağmurlu havalarda geziye gidilmez.”

cümlesinde “gidilmeyen ne, gidilmeyen kim?” gibi sorulara cevap alınmaz. Öyleyse cümlenin öznesi yoktur.

Nesne
Cümlede yüklemin bildirdiği işten etkilenen ögedir. Yükleme sorulan “kimi, neyi, ne” sorularına cevap verir.

Nesneler hâl ekini alıp almamalarına göre iki grupta incelenir.

Belirtili Nesne
Nesne görevinde bulunan söz, “-i” hâl ekini almışsa, nesneye belirtili nesne denir.

“Kitabı öğretmenden aldı.”

cümlesinde “kitabı” nesnesi “-i” hal eki aldığından belirtili nesnedir.

Belirtisiz Nesne
Nesne görevinde bulunan söz “-i” hâl ekini almamışsa buna, belirtisiz nesne denir.

“Akşama kadar odasında kitap okudu.”

cümlesinde “kitap” nesnesi bu eki almamış ve belirtisiz nesne olmuştur.

Dolaylı Tümleç
Yüklemin yöneldiği, bulunduğu, çıktığı yeri gösteren ögedir. Yükleme sorulan “-e”, “-de” ve “-den” hâl eklerini alan sorulara aynı ekleri alarak cevap veren sözcük ya da söz öbekleri dolaylı tümleç görevinde bulunur. Soruların ve cevapların aynı ekleri alması zorunluluğu, bunun diğer ögelerle karışmasına engel olur.

“Çözemediği soruları bana sorar.”

cümlesinde altı çizili ögeyi bulabilmek için yükleme “kime” sorusunu soruyoruz. Soru da cevap da aynı eki almış. Öyleyse “bana” sözü dolaylı tümleçtir.

“Akşama eve geç kalmayın.”

cümlesinde altı çizili sözcük de “-e” hâl ekini almıştır. Ancak bu ögeyi bulmak için yükleme “ne zaman” sorusunu soruyoruz. Görüldüğü gibi soru hâl eki almadan soruluyor. Öyleyse bu, “-e” hâl eki almış olmasına rağmen dolaylı tümleç değildir.

Aynı durumu “-de” ve “-den” eklerinde de görebiliriz.

“Sabah erkenden dağa çıkacağız.”

“Öğrenciler henüz dersten çıkmadı.”

“Okulun bahçesinde top oynadık.

cümlelerindeki altı çizili sözler dolaylı tümleçtir.

Zarf Tümleci
Yüklemin zamanını, durumunu, miktarını, yönünü, koşulunu vb. bildiren ögelerdir. Bunların her biri değişik bir soruyla bulunur.

“Yazın bol bol kitap okuyacağım.”

cümlesindeki altı çizili zarf “ne zaman”,

“Arabamız engebeli yolda ağır ağır ilerliyordu.”

cümlesinde altı çizili zarf “nasıl”,

“Çocuğun dersleri şaşılacak kadar iyiydi.

cümlesindeki altı çizili zarf “ne kadar”,

“Ayakkabıları içeri alın.”

cümlesindeki altı çizili zarf “nereye” sorusuna cevap vermiştir. Yükleme sorulan bu sorulara cevap veren ögeler daima zarftır.

Cümle vurgusu
Cümlede asıl anlatılmak istenen öge vurgulanır. Biz konuşurken, önemsediğimiz ögeyi cümlenin herhangi bir yerinde ses tonumuzu yükselterek vurgulayabiliriz. Ancak yazıda bunu yapamayacağımızdan, vurgulamak istediğimiz ögeyi yükleme yaklaştırırız. Yani cümlede yükleme en yakın öge, en çok vurgulanan ögedir.

“Babam bizi dün fuara götürdü.”

cümlesinde yükleme en yakın olduğu için dolaylı tümleç,

“Babam bizi fuara dün götürdü.”

cümlesinde yükleme en yakın olduğu için zarf tümleci;

“Babam fuara dün bizi götürdü.”

cümlesinde yükleme en yakın olduğu için nesne;

“Dün fuara bizi babam götürdü.”

cümlesinde yükleme en yakın olduğu için özne vurguludur.

Ara söz
Cümleyi söylerken söz arasına sıkıştırılan, bazen bir ögenin açıklayıcısı, bazen cümle dışı unsur olan söz veya söz öbeklerine ara söz denir.

“Büyüdüğüm o güzel şehri, Bursa’yı, asla unutamam.”

cümlesinde “Bursa’yı” ara sözü cümlenin nesnesinin açıklayıcısı olarak kullanılmıştır.

Ara söz daima açıkladığı ögeden sonra gelir.

Aranan Kelimeler: özne yüklem tümleç olan cümleler ve cevaplarını yaz

Cümle Türleri

Edebiyat No Comments »

yararlibilgiler.net

Cümle Türleri

Cümleler, kendini oluşturan sözcüklerin anlamlarına, cümlede bulundukları yerlere, türlerine göre değişik özellikler gösterir. işte bu özelliklere göre cümleler değişik Gruplar altında incelenir.

Yüklemlerine Göre Cümleler
Buna “yükleminin türüne göre” de denebilir. Çünkü cümleyi yüklemine göre incelerken yüklemi oluşturan sözcüklerin türüne bakılır.

fiil (Eylem) Cümlesi
Yüklem durumunda bulunan söz, çekimlenmiş bir fiilse, cümle fiil cümlesidir.

“Salondaki konuşmacıyı dinledi.”

cümlesinde “dinledi” yüklemdir. Bu yüklem “dinlemek” fiilinin bilinen geçmiş zamanda çekimlenmesiyle oluştuğundan, cümle, yüklemine göre fiil cümlesi olur.

“Kardeşim hasta oldu.”

“Bu işi bugün yapabilirim.”

“Geziye gitmekten vazgeçti.”

cümlelerindeki yüklemler de fiil olduğundan bu cümleler eylem cümlesidir.

isim (Ad) Cümlesi
Yüklem çekimli bir fiil değilse, ister isimden ister edattan, isterse fiilimsiden oluşsun isim cümlesi sayılır. Bu cümleleri, adına aldanıp sadece ismin yüklem olduğu cümleler olarak anlamamak gerekir

“Bugün hava güzel.”

cümlesinde yüklem “güzel” sözcüğüdür. Bu sözcük ek eylem alarak yüklem olmuş bir isimdir. Yani fiil değildir. Öyleyse bu cümle isim cümlesidir.

“Onun birçok kitabı var.”

“Bu soru zor değil.”

“Dün akşam deniz kenarındaydık.”

“Bütün öğrenciler okulun bahçesinde.”

“Burası eski bir okuldur.”

Öğe Dizilişine göre Cümleler
Türkçe’de cümleyi oluşturan ögeler belli bir mantık dizilişine göre sıralanır. Hatta tamlam ayı oluşturan sözcüklerin bile bir sır Aya göre dizilmesi gerekir.

Ögelerin sıralanışına göre cümleler iki grupta incelenir.

Kurallı Cümle
Yüklemi sonda bulunan, yani ögelerin Türkçe’nin kurallarına göre sıralandığı cümlelerdir.

“Sanat eseri, halkın sorunlarını anlatır.”

cümlesinde “anlatır” yüklemi sonda bulunduğu için cümle kurallıdır.

“Bu ayakkabılar eskimiş.”

“Bu resim çok güzelmiş.”

“Bu kitabı ben de okudum.”

cümlelerinde yüklemler sonda olduğundan, bu cümleler kurallıdır.

Devrik Cümle
Yüklemi sonda bulunmayan cümlelerdir.

“Ayırma gözlerini gözlerimden bu akşam.”

cümlesinde yüklem “ayırma” sözcüğüdür. Diğer bütün ögeler yüklemden sonra geldiğinden bu cümle devriktir.

“Seni almadan gitmeyeceğim buradan.”

“Kuşlar buralara gelmiyor artık.”

“Çayınızı hazırlarım şimdi.”

cümlelerinde yüklemler sonda olmadığından bu cümleler devriktir.

Anlamlarına Göre Cümleler
Her cümlenin bir anlamı vardır. Ancak cümleler bu anlamı değişik yapılarla bildirir. Bazen bir yargıyı Haber verir. Bazen anlamı, soruyla bildirir. Bazense bir duyguyu aktararak ifade eder. işte bu bildirme şekillerine göre cümleyi üç grupta inceliyoruz.

haber Cümlesi
Bir yargıyı olumlu ya da olumsuz biçimde aktaran cümlelerdir.

Bir eylemin yapıldığını, yapılabileceğini, bir varlığın bulunduğunu ifade eden cümleler olumlu, tersini ifade edenler olumsuzdur. Olumlu cümlelerde mantıkça istenen bir durumun bulunması gerekir. Aşağıdaki yüklemleri inceleyerek bunu açıklayalım.

Olumlu Olumsuz

Konuştu Konuşmadı

Gelse Gelmese

Gidiyor Gidiyor değil

Var Yok

Akıllı Akılsız

iyi iyi değil

Görüldüğü gibi olumlu yüklemler “-ma, -me” olumsuzluk ekiyle “değil”, olumsuzluk edatıyla, “-sız” gibi olumsuz Anlam veren eklerle olumsuz hâle getirilebiliyor.

Bazı cümlelerde ise yapıca yukarıdaki olumsuzluklar bulunduğu hâlde cümle anlamca olumlu olabilir. Bu, çoğu kez iki olumsuzluğun bir arada bulunduğu yargılarda görülür. Örneğin;

“Bu kitapları okumamış değilim.”

cümlesinde “okumamış değilim” yükleminde iki olumsuzluk vardır. Bunlar yüklemin “tanıyor” şeklinde olumlu bir yargı vermesini sağlamışlardır.

Bazı cümlelerde ise olumsuzluk, soru yoluyla sağlanır.

“Ben or aya gider miyim hiç?”

cümlesinde yüklem olumlu olduğu hâlde cümlenin anlamı soru yoluyla olumsuz hâle getirilmiştir. “Gitmem” denmek istenmiştir.

Bazı cümlelerde olumsuzluk bağlaçlarla sağlanır.

“Ne sinemaya gitmiş ne tiyatroya.”

cümlesine ne… ne…. bağlacı, “gitmemiş” anlamı kazandırmıştır.

“Sanki o benden yüksek not aldı.”

cümlesinde “sanki” bağlacı cümleye olumsuz anlam katmıştır: Almadı.

Soru Cümlesi
Cevap almak amacıyla hazırlanan cümlelerdir. Bunlar değişik soru sözcükleriyle sağlanır.

“Soruları çözdünüz mü?

“Bu kitabı kim okudu?”

“Sınavlar ne zaman başlayacak?”

“Okula giderken beni neden beklemediniz?

cümleleri birer soru cümlesidir.

Ünlem Cümlesi
Yargıyı bir duygu aktararak ortaya koyan cümlelerdir. Çoğu zaman kızgınlık, sevinme, alınma, heyecan gibi bir duygu aktarır ya da seslenme bildirir.

“Eyvah, kitaplarımı yine evde unuttum!”

“Bu şehir ne kadar da güzelmiş!”

cümleleri ünlem cümlesidir.

Bunların dışında istek cümlesi, şart cümlesi, emir cümlesi, gereklilik cümlesi gibi anlamına göre cümleler de verilmiştir. Ancak bu, cümlenin yapısıyla ilgili olmayan sadece anlama bağlı özelliktir. Eğer bunu Göz önüne alırsak, her cümleye bir ad bulmak gerekebilir.

“Plânlı çalışırsan başarıya ulaşırsın.”

cümlesi şart (koşul),

“Hep birlikte sinemaya gidelim.”

cümlesi istek,

“Hemen gidip ödevlerini bitir.”

cümlesi emir,

“Her gün kitap okumalısın.”

cümlesi gereklilik anlamı veren cümlelerdir.

Yapılarına Göre Cümleler
Her cümle bir yargı bildirir. Ancak bazı cümlelerde birden fazla yargı bildiren unsur bulunur. Bunlar bazen iki ayrı yüklemle, bazen yan cümleciklerle sağlanır. Cümlenin yapısına geçmeden önce yapıyı belirleyen temel ve yan cümleleri görelim.

Temel Cümle
Bir cümlenin yüklemi temel cümledir. Cümlenin bildirmek istediği asıl yargı da bu cümleyle verilir. Diğer ögeler temel cümleyi açıklayan tamamlayıcı ögelerdir. Örneğin;

“Bu çiçeği çok sevdim.”

cümlesinde “sevdim” yüklemi temel öge, diğer ögeler ise onun tamamlayıcısıdır.

Yan Cümle
Tam bir yargı bildirmeyen, temel cümlenin bir ögesi durumunda bulunan ve kendi içinde değişik tamamlayıcı ögeler de alabilen söz öbeğidir.

Yan cümleler iki şekilde yapılabilir: Fiilimsilerle ve çekimli fiillerle.

Fiilimsilerle yapılanlar
Cümle içinde temel cümlenin bir ögesi olan ya da bir ögenin tamamlayıcısı olan fiilimsiler yan cümlecik yapar. Örneğin;

“Kitap okuyunca kendimi iyi hissediyorum.”

cümlesinde “hissediyorum” yüklemdir. “Ne zaman hissediyorum?” sorusuna “Kitap okuyunca” cevabı geliyor. Cümlede zarf tümleci olan bu öge “okuyunca” bağ fiili üzerine kuruludur. Görüldüğü gibi fiilimsi, bir öge durumundadır. Öyleyse zarf tümleci bir yan cümleciktir.

“Ödevlerini yapan öğrencilere hediye vereceğim.”

cümlesinde ise “vereceğim” yüklemdir. “Kime vereceğim?” sorusuna “Ödevlerini yapan öğrencilere” dolaylı tümleci cevap verir. Cümlede “yapan” sıfat – fiilini görüyoruz. Bu söz “öğrenciler” isminin sıfatı durumundadır. Yani dolaylı tümlecin tamamlayıcı ögesidir. Tamamladığı ögeyle birlikte yan cümle yapmış ve dolaylı tümleç görevini üstlenmiştir.

Çekimli Fiillerle yapılanlar
fiilin yüklem olabilmesi için çekimli olması gerektiğini söylemiştik. Ancak her çekimli fiil yüklem olmaz, bazen cümlenin tamamlayıcı ögesi olur. işte bu durumda, yani çekimli bir fiilin bir öge olduğu durumda, bu fiil yan cümlecik olur. Örneğin;

“Hava soğursa dışarıya çıkamam.”

cümlesinde “çıkamam” yüklemdir; “hava soğursa” zarf tümlecidir. Bu tümleci oluşturan “soğursa” sözcüğü “soğumak” fiilinin geniş zamanının şartıyla çekimlenmiştir. Görüldüğü gibi çekimli bir fiil temel cümlenin ögesi durumundadır ve yan cümlecik oluşturmuştur.

Şimdi cümleleri yapılarına göre inceleyerek konuyu daha da pekiştirelim.

Basit Cümle
içinde yan cümlecik bulunmayan cümlelerdir. Bu cümleler tek bir yargı bildirir.

“Bütün öğrencilerimi çok seviyorum.”

cümlesi basit bir cümledir. Çünkü “seviyorum” yükleminden başka yargı bildiren öge yoktur. Yan cümlecik kullanılmayan bir cümle basit demektir.

“işe erkenden giderim.”

“Bu yarışı mutlaka kazanacağım.”

“Bizim sınıf çok başarılıdır.”

“Dayımların evi bizimkinden büyük.”

cümleleri yapısına göre basit cümlelerdir.

Birleşik Cümle
Tek bir yüklemi olan ve içinde yan cümlecik bulunan cümlelerdir.

Yan cümlenin özelliğine ve yükleme bağlanışına göre değişik gruplara ayrılır.

Girişik birleşik cümle
Yan cümleciğin fiilimsi olduğu cümlelerdir.

“Ülkemizin gelişmesi için çalışıyoruz.”

cümlesinde “çalışıyoruz” yüklemdir. Diğer söz öbeği zarf tümlecidir. Bu tümleç içindeki “gelişmesi” isim-fiili yan cümle yapmıştır. Fiilimsi hangi öge içindeyse, görevi o ögeyle özdeştir. Bu cümlede zarf tümleci içinde olduğundan kendisi de zarf tümlecidir.

“Sınavı kazanan öğrencileri tebrik ettik.”

cümlesinde “tebrik ettik” yüklemdir. “Sınavı kazanan öğrencileri” nesnedir. Nesne içindeki “kazanan” sıfat-fiili yan cümlecik yapmış, yan cümleciğin görevi de nesnedir.

“Bu zamana kadar kimse oturarak başarılı olmamıştır.”

cümlesinde “başarılı olmamıştır” yüklem, “oturarak” zarf tümlecidir. “Oturarak” zarf -fiil olduğundan yan cümleciktir.

Şart (Koşul) cümlesi
Temel cümleye şart koşan bir yan cümlecikten oluşan cümlelerdir. Yan cümle daima -sa, -se şart kipiyle çekimlenir.

“Öğretmenlerinizi dinlerseniz başarılı olursunuz.”

cümlesinde “başarılı olursunuz” yüklemdir. “Öğretmeninizi dinlerseniz” ögesi ise şart bildiren yan cümleciktir.

“Biraz hızlı giderse otobüse yetişir.”

cümlesinde “yetişir” yüklemdir, “Biraz hızlı giderse” ögesi ise temel cümleye şart koşan bir yan cümleciktir.

Sıralı Cümle
En az iki yüklemi bulunan cümlelerdir. Sıralı cümleler birbirine virgülle bağlanır. Örneğin;

“Eve gitti, yatıp uyudu.”

cümlesinde “gitti” ve “uyudu” yüklemleri birbirinin ögesi durumunda bulunmayan ayrı yüklemlerdir ve sıralı cümle oluşturmuşlardır.

“ mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.”

cümlesinde “baktırır” ve “yaktırır” yüklemleri birbirine virgülle bağlanmıştır.

Sıralı cümleler kendi içinde ikiye ayrılır:

Bağımlı sıralı cümle
Sıralı cümlelerde yüklemlerin ortak ögesi bulunabilir. Bu tür cümlelere bağımlı sıralı cümle denir. Örneğin;

“Görevliler balonları aldılar, çocuklara dağıttılar.”

cümlesinde “aldılar” birinci cümlenin yüklemidir. “görevliler” özne, “balonları” nesnedir. ikinci cümlenin yüklemi “dağıttılar” dır. Bu cümlenin de öznesi “görevliler”; nesnesi “balonları”dır. Görüldüğü gibi hem “aldılar” hem “dağıttılar” yüklemlerinin özneleri ve nesneleri ortaktır. Bu nedenle cümle bağımlı sıralı cümledir.

Bağımsız sıralı cümle
Sıralı cümlede yüklemlerin hiçbir ortak ögesi yoksa cümle “bağımsız sıralı cümle” adını alır.

“Kitap okumayı çok severim, her gün kitap okurum.”

cümlesinde “severim” ve “okurum” yüklemlerinin hiçbir ortak ögesinin olmadığını görüyoruz. Dolayısıyla cümle bağımsız sıralı cümledir.

Bağlı Cümle
Birden fazla yüklemi olan cümlelerdir. Sıralı cümlelerden farkı, yüklemlerin birbirine bağlaçlarla bağlanmasıdır.

“içeri girdi bize selâm verdi.”

cümlesi sıralı cümledir. Çünkü yüklemler birbirine virgülle bağlanmıştır.

“içeri girdi ve bize selâm verdi.”

cümlesi ise bağlıdır. Çünkü yüklemler birbirine “ve” bağlacı ile bağlanmıştır.

“Hem annemi hem babamı özledim.”

“Kırları çok seviyorum ama kırlara çıkamıyorum.”

“Ne kızı verir ne dünürü küstürür.”

Aranan Kelimeler: cümleleri öğelerine ayırma örnekleri, cümleyi öğelerine ayırma örnekleri, cümlenin öğeleri örnekler cümleler, yüklemin türüne göre cümlelere örnekler, cümlenin ögeleri örnekler

Noktalama işaretleri

Edebiyat No Comments »

yararlibilgiler.net

Noktalama işaretleri

Noktalama ve yazım

Nokta (.)
Cümlenin sonuna konur.
“Çocuklar bahçede oynuyor.”
Kısaltmaların sonuna konur.
“Dr. Ayhan Bey tanıdığımızdır.” (doktor)
Sayılardan sonra sıra bildirmek için konur. (-ıncı, -inci anlamında)
“Yarışmada 1. olmuş.” (birinci)
Tarihlerin yazılışında gün, Ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur.
“Yazar, 10.10.1973 tarihinde doğmuş.”
saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur.
“Okulumuz sabah saat 08.30’da açılıyor.

Virgül (,)
Eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur.
“Rıfkı akıllı, çalışkan, terbiyeli bir öğrencidir.” (sıfatların arasına)
“Çantasına kitabını, defterini, kalemini özenle yerleştirdi.” (nesnelerin arasında)
Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur.
“Ülkemi seviyorum, insanlarımı tanıyorum, kendimi biliyorum.”
Hitap için kullanılan kelimelerden sonra konur.
“Arkadaşları, yarın yazılımız var!”
Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime gruplarıyla yapı ve Anlam bakımından bağlantısı olmadığını göstermek için konur.
“Genç, doktorlar yardım istedi.”
Cümlede ara sözlerin başına ve sonuna konur.
“Yazar, Ömer Seyfettin, sade bir türkçe ile yazmıştır.”
Özne ile yüklem arasına başka ögeler girmişse özneden sonra kullanılır.
“Kitap, kültürel birimi nesillerden nesillere aktarmak çok ö nemli bir köprü görevindedir.”
Bir durum, Düşünce veya soruya kabul veya reddetmek için kullanılan “evet, hayır” gibi sözcüklerden sonra kullanılır.
“Evet, bu kitabı ben yazdım.”

Noktalı Virgül (;)
Cümle içinde virgülle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayırmak için konur.
“Bu bölgede genellikle erkek çocuklara Ali, Tuğrul, Cem; kız çocuklara ise Fatma, Aynur, Demet adları verilir.”
Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur.
“ eşek ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır.”
Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak için konur.
“ Türkiye, Almanya; ankara, Paris.”
Kendilerinden önceki cümleyle ilgi kuran “ancak, yalnız, fakat, lâkin, çünkü, yoksa, bundan dolayı, sonuç olarak, bununla birlikte, öyleyse” vb. bağlaçlarından önce konur.
“Dün seni kütüphanede çok bekledim; ama gelmedin.”

iki Nokta (:)
Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna konur.
“Anlatılanlardan şunu anladım: sanat topluma geliştirir.”
Kendisinden sonra açıklama yapılacak cümlenin sonuna konur.
Doğrudan yapılan aktarmalarda, aktarılan söz ya da yazıdan önce konur.
Öğretmenimiz: “Planlı çalışanlar başarılı olur.” dedi.
iki noktadan sonraki açıklama bağımsız bir cümle ise, bu cümlenin ilk harfi büyük;
iki noktadan sonraki açıklama tek tek örneklerden oluşursa, ilk harf küçük olur.
“Bahçede tür tür çiçekler vardı; gül, karan Fil, lâle, menekşe…”
Babam: “Ödevlerini yapmadan uyumayın.” dedi.

Üç Nokta (…)
Tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur.
“Karşımızda yemyeşil bir ova…”
Alıntılarda; başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konur.
“…. Demek ki edebiyat bir toplumun vazgeçilmezlerindendir.”
Sözün bir yerde kesilerek geri kalan bölümünde okuyucunun hayal gücüne bırakıldığını göstermek ya da ifadeye güç katmak için konur.
“Evin bahçesinde yeşil çimenler, büyük gövdeli çınar ağaçları, rengârenk çiçekler…”
Örneklerin, durumların anlatılanların devamının olduğunu bildirmek için kullanılır.
“Bu bölgede her türden ağaç bulunur: k ayın, çınar, çam…”
Açıklanmak istenmeyen bilgilerin yerine kullanılır.
“Savcı … hakkında soruşturma açmış.”

Soru işareti (?)
Soru bildiren cümle veya sözlerin sonuna konur.
“Bu şiiri kim yazmış?”
Bilinmeyen yer, tarih, vb. durumlar için kullanılır.
“ Yunus Emre (? – 1320) dilimizi çok iyi kullanırdı.” (Doğumu bilinmiyor anlamındadır.)
Soru cümlesi veya ifadesi olmadığı hâlde soru anlamını taşıyan ifadelerden sonra da soru işareti konur.
“Adınız?”
“ doğum yeriniz?”
Bir Bilginin süpheyle karşılandığı veya kesin olmadığı durumlarda soru işareti parantez (ayraç) içinde kullanılır.
“1496 (?) yılında doğan sanatçı birçok eser vermiştir.”

Ünlem işareti (!)
Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümlelerin sonuna konur.
“Yeter, susun artık!”
“Allah Allah!” Nerede çocuk?
Hitapların ve seslenmelerin sonuna gelir.”
“Ey Türk Gençliği!”
Parantez içindeki ünlem (!) işareti söylenilene inanılmadığı, alay edildiği anlamını verir.
“Rıfkı, sınıfın en akıllı (!) öğrencisidir.”

Kısa çizgi (-)
Satıra sığmayan Kelimeler bölünürken satır sonuna konur.
“Kitap okumanın değerini bilmeyen ulusların ileri gitmesi olanaksızdır.”
Cümlede ara sözleri ve ana cümleleri ayırmak için kullanılır.
“Bu filmi – film seyretmeyi çok severim – geçen yıl izlemiştim.”
Dil bilgisinde ve ekleri ayırmadan kullanılır. fiil köklerinden de sonra kullanılır. Eklerden önce gelir.
gitmek git
bak – ış – ın
-den, -ki, -lık…
iki kelime arasında “ ve, ile” anlamında ya da gruplarına göreviyle kullanılır.
“Eser 1923 – 1938 arasındaki siyasal yaşamımızı anlatıyor.”
“Türk ile Azerbaycan ilişkileri gelişiyor.”

Uzun çizgi (–)
Yazıda satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır.
– Bu araba senin mi?
– Evet!
– Niçin bur Aya bıraktın?
– Başka yer bulamadım…

tırnak işareti (“ ”)
Başka bir kimseden veya yazıdan olduğu gibi aktarılan sözler tırnak içinde yazılır.
Atatürk öğretmenlere:
“Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” dedi.
Özel olarak belirtilmek istenen (vurgulanan) sözler tırnak içine alınır.
“Ülkemizde “çevre” konusunda yetişen duyarlı olan kişi pek az.”
Tırnak içine alınan başlıklardan sonra kesme işareti kullanılmaz.
“Nutuk”u okudunuz mu?

Kesme işareti (’)
Özel isimlere getirilen çekim eklerini ayırmak için kullanılır.
“Atatürk’ün Türkiye’si çok gelişti.”
Özel isimlere getirilen yapım ekleri kesme işaretiyle ayrılmaz.
“izmirliler bu ol aya çok sevinmişti.”
(izmirliler yanlış. izmirliler doğru)
Kısaltmalara getirilen ekler kesme işaretiyle ayrılır.
“23 nisan 1920′de TBMM’nin açılışı yapıldı.”
Bir harf veya ekten sonra gelen ekleri ayırmada kullanılır.
“Alfabemizde u’dan önce t harfi vardır.”
m(metre), l(litre), km(kilometre) gibi kısaltmalardan sonra kesme işareti kullanılmaz.
“ yüz kg. lık yükü taşıdı.”
Sayılara getirilen ekleri ayırmak için konur.
“Şirketimizin 50. yılıncı kutladık.”
Özellikle belirtilmek ve gösterilmek istenen harf veya Kelimeden sonra kesme işareti getirilir.
“ bağlaç olan ile’nin yerine ve getirilebilir.”

Yay parantez (ayraç) işareti (( ))
Yazının veya sözün aslında olmayıp, sonradan eklenmiş, açıklayıcı kelimeleri, söz gruplarını, sözün söylendiği anda olup biteni belirtmek için kullanılır.
“Bu kitabı (Nutuk) herkes okumalı.”
tiyatro eserlerinde konuşanın hareketlerini, durumunu açıklamak için kullanılır.
Adam: (Hafif gülümseyerek) Beni duymadın mı?
Kadın: (Dikkate almıyormuş gibi davranak) Ne dediniz?
Alıntıların aktarıldığı eseri veya yazarı göstermek için kullanılır.
“Cumhuriyet fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.”

Düzeltme işareti (^)
Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek, inceltmek ve okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine düzeltme işareti konur.

adem (yokluk) ,

adet (sayı) ,

alem (bayrak) ,

hal (pazar yeri) , âdem (insan)

âdet ( gelenek, alışkanlık)

âlem (evren)

hâl (durum)

Yabancı dillerden Türkçe’mize giren birtakım kelime ve eklerde “g, k, l” ünsüzlerinin ince okunduğunu göstermek için bu ünsüzlerden sonra gelen “a ve u” sesleri üzerine düzeltme işareti konur. Hangi harfin üzerine konursa o harfi ve o harften önceki harfi ince okutur.
“hikâye, dükkân, kâğıt, kâr, ahlâk, hilâl, üslûp, istiklâl, lâle, felâket, rüzgâr…”

Aranan Kelimeler: yay ayraç, parantez işareti, yay ayraç işareti, noktalama işaretleri, noktalama işaretleri nerelerde kullanılır

Anlatım bozuklukları ve Dil yanlışları

Edebiyat No Comments »

yararlibilgiler.net

Anlatım bozuklukları ve dil yanlışları

İmlâ ve noktalama yanlışları
Söylenmek istenen ile yazılanın aynı anlamda olması için imlâya dikkat edilmeli ve noktalama işaretleri yerli yerinde kullanılmalıdır.

Bu yıl karınızı ortaklarınızla paylaştınız mı? (Bu yıl kârınızı … biçiminde yazılmazsa paylaşılan kâr olmaz.)

Farklı hizmet, karlı alış veriş.(Farklı hizmet, kârlı alış veriş.)

Kendisini taktir ediyoruz.(taktir: Damıtma, takdir:beğenip değer verme)

de & ki

Dahi Anlamındaki ”de”
Gayet kolay: “dahi” anlamına gelen “de” ve “da” ait olduğu Kelimeden ayrı yazılır.

“de” bağlacı
Her zaman kendinden önceki kelimeden ayrı ve de, da şeklinde yazılır; bitiştirilmez, te, ta şeklinde yazılmaz. “ya” ile birlikte kullanıldığında da ayrı yazılır: “ya da”

Örneğin
“Ol ayı kendi açısından izleyen Aysel de şaşırmıştı ilk önce.”

Bir yer söz konu su olduğunda ise “de” ya da “da” eki bitişik yazılır: “Döndü, dolaştı, yeniden deniz kıyısında buldu kendini.”

Dahası var… bağlaç olan “ki” de ayrı yazılır. Örneğin, “Hem neden yalan söylesin ki, bunda da hoşnutsuz kalınacak bir yan bulamaz.”

Hatta, soru anlamındaki “mi” de ayrı yazılır. Örneğin, “El midir iş gören, yoksa taş mı?”

Soru Eki mı, mi, mu, mü
Bu ek gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır ve kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak ünlü uyumlarına uyar: Kaldı mı? Sen de mi geldin? Olur mu? İnsanlık öldü mü?

Soru ekinden sonra gelen ekler, bu eke bitişik olarak yazılır: Verecek misin? Okuyor muyuz? Çocuk muyum? Gelecek miydi? Güler misin, ağlar mısın?

Bu ek sorudan başka görevlerde kullanıldığında da ayrı yazılır: Güzel mi güzel! yağmur yağdı mı dışarı çıkamayız.

UYARI
Vazgeçmek birleşik fiili, mi soru ekiyle birlikte kullanıldığında iki ayrı biçimde yazılabilir: Vaz mı geçtin? Vazgeçtin mi?

ANLAMSAL BOZUKLUKLAR

YANLIŞ ANLAMDA KULLANILAN SÖZCÜK
Doğru bir anlatımda her sözcük verilmek istenen düşünceyi tam karşılamalıdır. Aynı kökten türeyen veya birbirini andıran sözcüklerin anlamlarına dikkat etmek gerekir. anlamları ayrı olan bu tür sözcüklerin birbirinin yerine kullanılması veya sözcüğün karşıladığı kavrama uygun olmayan biçimde kullanılması anlatım bozukluğuna neden olur.

Bu sözcük türkçe sözcüklerin tümünü kaplıyor.
Kapsıyor

Zamanında haberimiz olması yüzünden olay büyümedi
Olduğu için

Söylediğin olay, 13 ekim 1991 yılında yaşanmıştı
tarihinde

ağacın altına yayılıp güzel bir Uyku çekti
Uzanıp

ANLAMCA ÇELİŞEN SÖZCÜKLERİN KULLANILMASI
Bir anlatımda düşünceyi ileten sözcüklerin birbiriyle çelişmemesi gerekir.
Anlamca çelişen sözcüklerin birlikte kullanılması anlatım bozukluğunun nedenlerinden biridir.

Belki onun da seni aradığından eminim.
Olasılık kesinlik

Annenin sana asla kızacağını sanmıyorum
Kesinlik olasılık

Hiç şüphesiz olan biteni duymuş olmalı
Kesinlik olasılık

GEREKSİZ SÖZCÜK KULLANILMASI
doğru bir anlatımda her sözcük, düşünceyle ilgili bir kavramı karşılamalıdır. Aynı kavramı karşılayan birden fazla sözcüğün, işlevi olmayan bir sözcüğün veya ekin; yardımcı eylemlerin gereksiz kullanılması anlatım bozukluğuna neden olur.

Son sözleri hepimizi öfkeli kıldı.
Öfkelendirdi

Geçen hafta hastaydı; ama şimdi iyi oldu
İyileşti.

Üç gün süreyle ondan Haber bekledik.
(Gereksiz)

DEYİM ve ATASÖZÜ YANLIŞI
Gerek deyimler, gerekse atasözleri kalıplaşmıştır. Yerine anlamdaşları konarak bile sözcükleri değiştirilemez. Atasözlerinin çekimlenmesi de olanaksızdır. Bunlar yapıldığı takdirde iletilmek istenen Anlam zayıflar ya da yok olur. Bu da anlatım bozukluğuna yol açar.

fasulye oda bakla sofa – yanlış
nohut oda

Onu elinde oynatırsın – yanlış
Parmağında

İşe girdim ama bacım ağladı – yanlış
Anam

MANTIK YANLIŞI
Bilinenlere aykırı bilgiler mantıksızdır. Ayrıca kavram ve durumların da önemliden önemsize veya önemsizden önemliye sıralanması gerekirken tersi yapılırsa bu da mantık yanlışına yol açar.

Araba geri kaçınca vitesi boşa aldı. Yanlış
Vitesi boşa alınca araba geri kaçtı. Doğru

Ankara’nın muhtarı karşılandı – Yanlış
Ankara’nın valisi karşılandı – Doğru

Konuşabilirsin, hatta ağzını açabilirsin – Yanlış
Ağzını açabilirsin; hatta konuşabilirsin – Doğru

Şeftaliye dokunamam, onu yemem bile – Yanlış
Şeftali yemem; ona dokunamam bile – Doğru

Dil bilgisi bakımından doğruluk
a) Yapılışları yanlış olan kelimeler

Dilimize Arapçadan çokluk biçimiyle giren beyanat (beyanlar), efkâr (fikirler), erzak (rızıklar), evliya (veliler), maruzat (arz edilenler) gibi Kelimeler zaten çokluk olduklarından bunların Türkçe çokluk ekiyle (-lar, -ler) tekrar çokluk yapılması yanlıştır.

Dilde olmayan gramer biçimleriyle kelimeler oluşturmak da yanlıştır:

abicim (ağabeyciğim), alıkoyulan (alıkonulan), ayıpsın (ayıp ediyorsun), bakkalcı (bakkal),bissürü (bir sürü), , cevaplamak (cevaplandırmak), çekilebilinir (çekilebilir), çirkinletmek (çirkinleştirmek), demincek (demin), dolayında (dolaylarında), fulle, ful yap (doldur, tamamla), geçebilemedi (geçemedi), iptal ol- (iptal edil-), napcaz (ne yapacağız), ne ki (ne var ki), özelliklen (özellikle),redetti (reddetti), sormiyyim (sormayayım), tayin ol- (tayin olun-, tayin edil-), yaparaktan (yaparak), yeyildi (yenildi) gibi.

b) Yardımcı Fillerin yanlış kullanılması
et- ve yap- yardımcı fiillerinin birbirlerinin yerine kullanılması veya gerekmediği hâlde kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar:

ayar yap-( ayarla-), bekleme yap- (bekle-), bülten yap- (bülten çıkar-), etki et- (etkile-), gecikme yap- (gecik-), kuşku et- (kuşkulan-), şüphe et- (şüphelen-), umut et- (um-) gibi.

Son zamanlarda bilhassa batı dillerinden yapılan yanlış çevriler sebebiyle al- fiili de yardımcı fiil gibi kullanılm Aya başlanmıştır: banyo al-, duş al-, çay al- (çay iç-), istek al- (isten-), kahve al-, yenilgi al- (yenil-) vb. gibi.

c) Eksiklik
Özellikle birleşik cümlelerde ve sıralı cümlelerde ögelerden herhangi birinin eksik olması anlatım bozukluğuna sebep olur. Aşağıdaki cümlelerde parantez içine alınan kelimeler asıllarında yazılmadığı için anlatım bozukluğu vardır. Bu cümlelerdeki anlatım bozuklukları parantez içindeki Kelimelerin yazılmasıyla giderilebilir:

Sen içeri (giriyorsun) ben dışarı doğru çıkıyorum. (yüklem eksikliği)

Ekonomik kriz böyle devam ederse ben işimden (olacağım) sen de parandan olacaksın. (yüklem eksikliği)

sigarayı az, (içerim) içkiyi hiç içmem. (yüklem eksikliği)

Hastanın kanlı gömleğini çıkarıp ( ) soydu. (neyi, kimi soydu?)

Kanserin tedavisini artık bulalım ve (kanseri) yenelim. (nesne eksikliği)

Dişçi, çürük dişi çekip (çocuğu) eve yolladı. (nesne eksikliği)

Aybike’nin tehlikede olduğunu ben de biliyordum ve (onu) uyardım. (nesne eksikliği)

Aranan Kelimeler: canlılar sözcüğü neleri kapsıyor, noktalama yanlışlıkları, Birbiriyle çelişen kelimelerin birlikte kullanılması, deyim ve atasözlerinin yanlış kullanılması, anlatım bozuklukları deyim yanlışları

Edat Nedir

Edebiyat No Comments »

Edat Nedir

Kendi başına bir anlamı olmayan, diğer söz ve söz öbekleriyle kullanıldığında Anlam kazanan sözcüklerdir.
Kimi edatlar cümlede tek başına kullanılıyor olsa bile, anlamlı olması ancak cümle içinde kullanılmasına bağlıdır.
“için, kadar, göre, Doğru, sonra, dolayı, beri, gibi, yalnız, ile…”
belli başlı edatlardır.
Edatlar, sözcük türü olarak bağlaçlara yakın olduğundan bazen onlarla karıştırılabilir.
Önce karışan ed atlardan başlayarak ö nemli olanları inceleyelim.
Edat olarak cümlede değişik anlamlar verecek biçimde kullanılır. Daha çok kendinden önceki sözcüğe eklenerek “- le, – la” biçiminde görülür.
“Almanya’ya uçak ile gidecekmiş.”
cümlesinde araç bildirir.

“Yarın arkadaşlar ile balığa gideceğiz.”
cümlesinde birliktelik bildirir.
“Davranışının Doğru olmadığını güzellikle anlat.”
cümlesinde durum bildirir.
Burada “ile”nin edat ve bağlaç oluşu arasındaki ayrımı da belirtelim.
Cümlede “ile” sözünün olduğu yere “ve” sözünü koyduğumuzda anlam bozukluğu oluyorsa “ile” edat; olmuyorsa bağlaçtır.
“Ben öykü ile şiiri çok severim.”
cümlesinde “ile” bağlaçtır. Çünkü bu cümlede “öykü – şiir” sözcüklerini birbirine bağlamıştır. Ayrıca bu cümlede “ile” yerine “ve” sözcüğü getirilebilir:
“Ben öykü ve şiiri çok severim.”
Ama;
“Ben yıllardır öykü ile uğraştım.”
cümlesinde “ile” sözcüğü yerine “ve” getiremeyiz:
“Ben yıllardır öykü ve uğraşırım.”
Görüldüğü gibi “ile” yerine “ve” getirilemiyor. Demek ki bu cümlede “ile” edattır.
Bunların dışındaki edatları cümlelerle gösterelim.
“Buz gibi limonat ayı içiverdi.”
“Bu hediye etmek için mi aldın?”
“Aslında onun kadar çalışmadım.”
“Sabaha doğru eve varabildi.”
“Şimdiye dek hiçbir konuda başarılı olamadın.”
“O günden sonra Ayhan ile hiç görüşmedim.”
cümlelerindeki altı çizili sözcükler edattır.

Aranan Kelimeler: türk dili ve edebiyatı edat

Internet Internet blogs TopOfBlogs