Borsa neden yükselmiyor?
2010-2011 yılının neredeyse tümünde Avrupa borç krizini konuÅŸarak ve Avrupa borsalarındaki geliÅŸmeleri izleyerek geçirdik diyebiliriz…
-2008 yılında patlak veren küresel kriz , alınan büyük ve maliyetli tedbirlerle büyük bir çöküÅŸe izin verilmeden engellendiyse de özellikle Dubai’de baÅŸlayan ve sonrasında domino etkisi oluÅŸturarak Yunanistan, İtalya, İspanya, Portekiz gibi ülkelere sıçrayan borç krizinin ortaya çıkmasında etkili olmuÅŸtu.
2010-2011 yılının neredeyse tümünde Avrupa borç krizini konuÅŸarak ve Avrupa borsalarındaki geliÅŸmeleri izleyerek geçirdik diyebiliriz. İMKB, 2008 yılındaki çöküÅŸün ardından özellikle 2009 Mart ayında dolar bazında 12.000 puana kadar gerileyerek neredeyse üç büyük krizde olduÄŸu gibi (1990-1994-2001) dördüncü kez zirve noktasından yaklaşık yüzde 70-80 civarı bir kayıpla karşılaÅŸmıştı. Türkiye borsası diÄŸer borsalardan biraz daha fazla kayıpla karşılaÅŸmasına raÄŸmen 2009 Mart 2010 Kasım aylarında öylesine bir yükseliÅŸ yaÅŸadı ki kayıplar önce telafi edildi, sonrasında rekorlar rekorları izledi. Borsa endeksi önce lira bazında rekor kırarak 60 bin ve 70 bin zirvelerini gördü. Özellikle anayasa deÄŸiÅŸiklikleri oylaması sonrasında dolar bazı rekor 51.000 puan geçildi. Özellikle geçen yıl kasım ayı başında kırılan rekorlar sonrası yabancı yatırımcıların satışa geçtikleri görüldü. AK Parti’nin parlak seçim zaferi ve istikrarın devam edeceÄŸine iliÅŸkin beklentilerin kredi notuna yansıyacağı yönündeki beklentilere raÄŸmen Borsa’da yabancıların satış yapmaları ve en önemlisi, büyüme rekoruna raÄŸmen cari açıktaki beklenmedik yükseliÅŸlerin yanı sıra kredi derecelendirme kuruluÅŸlarının negatif açıklamaları Borsa’nın yükseliÅŸinin önünde büyük engel oldular.
Ayrıca bankaların yıllardır devam eden kâr artışlarının 2011 yılında sona ererek bir önceki yıla göre yüzde 20-25 civarında erimesi de fiyatların baskı altında kalmasına neden olan diÄŸer önemli geliÅŸme oldu. 2009-2010 yıllarında yaÅŸanan ve büyük bir bölümü yabancıların alımlarıyla gerçekleÅŸen yükseliÅŸler birdenbire yerini kâr satışlarıyla kayıplara bıraktı. 12 Haziran seçimlerinin ardından yön bulmakta zorlanan Borsa, aÄŸustosta gerek hükümet yetkililerinin kriz uyarıları gerekse ABD’nin notunun düÅŸürülmesinin ardından bir kırılma yaÅŸadı. Endeks 60-70 bin puan bandından 60-50 bin bandına gerilerken kayıplar dolardaki yüzde 20-30′luk yükseliÅŸin etkisiyle yüzde 50′yi buldu. Uzun süredir not artışı beklentisini askıya alarak Arap Baharı, Avrupa krizi ve ÅŸimdi de İsrail’in İran’ın nükleer tesislerini vurabileceÄŸi konusundaki endiÅŸeleri duymaya baÅŸlayan piyasalarda iyimser havanın yeniden gelebilmesi sanki yine bir ÅŸoka veya geçen haftada belirttiÄŸimiz gibi öncelikle sert bir düÅŸüÅŸe baÄŸlı gibi. YükseliÅŸlerin satış fırsatı olarak kullanıldığı bir piyasanın yatırımcıları memnun edebilmesi oldukça zor. Olumlu bir beklentinin olmadığı krizdeki Avrupa’nın gündemden düÅŸmediÄŸi bir ortamda piyasalarımızın yukarı yönlü hareket edebilmesi gerçekten zor. Dahası Türkiye’nin kredi notunun artacağı yönünde henüz emare de yok. Gerçi Latin Amerika ikizimiz Brezilya’nın notunun yükseldiÄŸi gün kayıpları yüzde üçe yaklaÅŸmıştı ama sonuçta beklentilerin gerçekleÅŸmesinden çok beklentinin kendisi önem arz ediyor.
Önümüzdeki haftalar ekonomideki çıkmazların askıya aldığı ve teknokratların atandığı ülkelerin alacakları tedbirler ve bu ülkelerdeki tahvil faizlerinin artışına devam edip etmeyeceÄŸi ile geçmeye devam edecek gibi görünüyor. İspanya’daki genel seçimler sonrası bu ülkede de yeni sorunlar AB’nin başını aÄŸrıtacaÄŸa benziyor.
Sonuç olarak Türkiye, kurumlarıyla en güçlü olduÄŸu bir dönemde dünya krizinde ayakta durmaya çalışıyor. Borsa’da ise fiyatlar genelde bilançolarda açıklanan kâr rakamlarını yansıtan düzeyde, ÅŸu an için en iyisi bu noktalarda tutunmak ve dalgalanmalardan mümkün olduÄŸu ölçüde faydalanmak. YükseliÅŸ hareketi için biraz daha beklemek gerekebilir. Genelde zirve noktalarından dip noktalara 17 ay süren düÅŸüÅŸler yaÅŸanıyor. Unutmayalım, zirve noktasından bu yana 12 ay geçmiÅŸ durumda. Teknik olarak haftalık grafikler henüz alım bölgesinde ama günlüklerde tüm endeksler satış sinyali vermiÅŸ durumda, bu nedenle satıcılı bir seyir daha kuvvetli bir ihtimal. Endeksin 54 bin, 53 bin ve 50 bin puan seviyelerinde destekleri bulunuyor, direnç noktaları ise 55.800-56.200 seviyelerinde.
Amerikan ve Brent petrolde makas daralıyor
Bir süredir ABD ham petrolü Nymex ile Brent tipi petrol arasında makas oldukça açılmıştı. Hatta geçen ay içinde fark brent petrol lehine 28 dolara kadar çıkmıştı. Oysa normalde makasın 5-10 doları geçmediÄŸi biliniyordu. Geçen hafta içinde yaÅŸanan geliÅŸmeler, ABD ham petrolünün 100 doları aÅŸmasına sebep olurken Brent tipi petrol ile aradaki farkın 10 dolara gerilemesine yol açtı. ABD ham petrolünün yükselmesine altyapı sorunları ve boru hatlarındaki yetersizlikler sebebiyle artan stokların hattın yeni sahibinin isteÄŸi ile terse çevrilmesinin etkili olduÄŸu belirtiliyor. Kapanışta 97 dolardan iÅŸlem gören Nymex tipi petrolün yükseliÅŸi azalan stoklara baÄŸlanılıyor. Brent tipi petrol ise halen 107 dolar seviyesinde bulunuyor. Geçen yıl bu tarihlerde 80 dolar civarında seyreden petrol fiyatlarının halen oldukça yüksek seviyelerde olması, Avrupa ve ABD baÅŸta olmak üzere küresel ekonomilerde büyümenin önündeki en büyük engellerden biri olamaya devam ediyor. 2008′deki gibi petrol fiyatları çok yüksek ve büyük bir deflasyon beklentisi olmadıkça düÅŸeceÄŸi de yok. Ama 2008 yılını hatırlayalım, petrol 50 dolardan bir yıl içinde 147 dolara kadar tırmandıktan sonra 33 dolara kadar düÅŸmüÅŸtü. O halde ÅŸu anki fiyatların bir balon olduÄŸu, gerçek talepten çok spekülatif olduÄŸu, birileri tarafından özellikle yüksek tutulduÄŸu söylenebilir. Ya fiyatlarını düÅŸürecek bir yol bulunacak ya da dünya düzeninin yeniden ÅŸekilleneceÄŸi bir süreç yaÅŸanacak.
selim ısıklar- zaman






