Archive for Temmuz, 2011

İllegal Türkiye: 5.2 milyar dolar!

Gündem No Comments »

Suç ekonomisi Türkiye den hızlı büyüyor!

İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın “Suç Ekonomisinin Türkiye Bilançosu” adlı araştırmasına göre 2010 yılında 27 kalemde Türkiye’de yasadışı faaliyetlerde oluşan ciro en az 8 milyar TL.

Elde edilen net kazanç ise 2.1 milyar dolar.

İSMMMO Başkanı Yahya Arıkan suç ekonomisinin kamu düzeni açısından büyük tehlike oluşturduğunu belirterek; “Ekonominin kara deliğine dönüşen, insanlarımızın canına ve malına kasteden suç ekonomisinin önüne geçmek için kolluk kuvvetlerine ve hukuk sistemimize büyük iş düşüyor” diye konuştu.

27 KALEM, 8 MİLYAR TL CİRO VE 3.3 MİLYAR TL KÂR

Türkiye gündeminde kaçak içki ölümleri, artan fuhuş, hırsızlık gibi olaylar sıkça tartışma masasına yatırılırken, İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın “Suç Ekonomisinin Türkiye Bilançosu” adlı araştırmasına göre 2010 yılında 27 kalemde Türkiye’de yasadışı faaliyetlerde oluşan ciro en az 8 milyar TL.

Araştırmaya göre suç ekonomisini oluşturan; kriminal ve kaçakçılığa dayanan illegal sektörlerde, kaçak içki, fuhuş, uyuşturucu, hırsızlık, sahtecilik gibi birçok kalemdeki toplam yıllık net gelir de en az 3 milyar 250 milyon TL.

İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (İSMMMO) Başkanı Yahya Arıkan “Ekonominin kara deliğine dönüşen, insanlarımızın canına ve malına kasteden suç ekonomisinin önüne geçmek için kolluk kuvvetlerine ve hukuk sistemimize büyük iş düşüyor” diye konuştu. Arıkan, suç ekonomisin temelde kayıt dışı ekonomi içinde büyüdüğünü anımsatarak aynı zamanda bu durumun kamu düzeni açısından büyük tehlike oluşturduğunu dile getirdi. İSMMMO’nun, Emniyet Genel Müdürlüğü Faaliyet Raporu verileri ile Birleşmiş Milletler ve OECD suç istatistikleri üzerinden yaptığı araştırmaya göre; suç ekonomisi asıl olarak doğrudan suçla elde edilen “kriminal sektör” ve kaçakçılığa dayanan “illegal sektör”den oluşuyor. İllegal sektörü; yasalara aykırı üretim ve dağıtım, kriminal sektörü ise doğrudan suça dayanan yüksek riskli ve karlı girişimler oluşturuyor.

Uyuşturucu, insan ticareti, hırsızlık gibi klasik suç kalemlerinin yanı sıra, yüksek oranlı Özel Tüketim Vergisi ve gümrük vergileri yüzünden cazip hale gelen içki, sigara, çay gibi ürünlerde yasadışı ticaret pazarın beşte birine kadar ulaşıyor.

Öte yandan, emniyet kaynakları, uluslararası suç trafiği ve dünya suç ortalamaları resmi istatistiklerine göre yakalananın en az 5 çoğunlukla da 10 katı kaçakçılık olduğu kabul görmüş bir tahmin yöntemi. İSMMMO araştırmasında Türkiye özelinde 5 katlık artış ortalama olarak kabul edilirken, net gelirde ise dönen cironun yüzde 40’ı düzeyindeki bir oran hesaplanmış.

İSMMMO’nun raporundaki temel tespitlerden birine göre ise “suçtaki temel güdünün elde edilecek gelir ile yakalanma maliyeti arasında kurulan denge” olduğu anımsatılarak; özellikle kaçakçılık yüksek getirisi sayesinde giderek büyüyen bir faaliyet alanına dönüşüyor.

SUÇ EKONOMİSİNİN 2010 YILINDAKİ 10 GÖZDE ALANI


SUÇ CİRO (TL)

Fuhuş 1,800,000,000

Eroin 1,800,000,000

Esrar 1,050,000,000

İnsan kaçakçılığı 742,500,000

Kaçak sigara 652,500,000

Korsan kitap ve dvd 451,605,680

Organize suç 280,000,000

Kaçak çay 205,740,000

Ecstasy 200,000,000

Tarihi eser kaçakçılığı 160,000,000

İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın Suç Ekonomisinin Türkiye Bilançosu Raporu’nda, veriler ve elde edilen kazançlar “sektör” bazında da tek tek ele alınarak 2010 yılı Türkiye suç ekonomisinin panoraması ortaya konuluyor. Rapordaki ifadelere göre bazı suç alanlarındaki durum şöyle:

EROİN CİROSUNUN ARTIŞI

2010 yılında yakalanan 12 ton eroin baz alındığında tahmini yılda 60 ile 120 ton arasında eroin Türkiye’den kaçak olarak geçiyor. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suçla Mücadele Bürosu’nun raporlarında da Türkiye’den geçen eroinin yılda 100 ton civarında olduğu kabul ediliyor. İran sınırında kilo fiyatı 4 bin 500 lira civarında olan eroin İstanbul’a geldiğinde 16 bin liralık kilo fiyatına ulaşıyor. Bu yüzde 80’in üzerinde saflıkta eroin için geçerli olan toptan fiyatlar sokağa indiğinde katkı maddeleri yüzünden düşen saflık oranıyla 30 bin liranın üzerine çıkıyor. Bu eroinin İran’dan İstanbul’a getirildiği varsayıldığında ortaya çıkan rakam. Eroin Avrupa’ya ulaştığında kilo fiyatı toptan satışlarda bile 60 bin lira civarında. Bu rakamlarla eroinin sadece yurt içindeki cirosu yıllık en az 1.8 milyar liraya ulaşıyor. Bunun yaklaşık üçte ikisi ise net gelir. Kaçırılan malın Batı Avrupa’ya ulaştırıldığı düşünüldüğünde ciro daha da artıyor.

EN ÇOK SUÇ GELİRİ FUHUŞ VE EROİNDE

Suç (2010 yılı) Yakalanan Birim Birim başı gelir (*) (TL) Yıllık ciro (TL) (**)

Fuhuş 15000 Kişi 24,000 1,800,000,000

İnsan kaçakçılığı 33000 Kişi 4,500 742,500,000

Esrar 70000 Kg. 3,000 1,050,000,000

Eroin 12000 Kg. 30,000 1,800,000,000

Kaçak çay 2286000 Kg. 18 205,740,000

Kaçak et 75000 Kg. 17 6,375,000

Akaryakıt 7652838 Lt. 4 153,056,760

Organize suç 112 Örgüt 500,000 280,000,000

(*)Ortalama tahmini değer (**) Suçun uluslararası standartlardaki,yakalanamamış beş katlık artışına göre ciro

FUHUŞ

Fuhuş yasal faaliyetle yasadışı faaliyetin iç içe geçtiği, insan kaçakçılığı ve organize suçla da organik bağları olan bir sektör. Türkiye’de 56 genelevde 3 bin kadın seks işçisi çalışıyor. Bunun dışında 15 bin civarında kayıtlı seks işçisi olduğu ileri sürülüyor. Bunun dışında Türkiye’de yabancılardan yılda ortalama 2 bin kişi fuhuşa karıştığı için sınırdışı ediliyor. Bu rakamlar yabancılar da dahil tahmini 100-150 bin seks işçisinin varlığını gösteriyor. Aylık ortalama 2 bin liralık gelirle yapılan minumum hesaplarla bile ortaya çıkan ciro 3 milyar liranın üzerinde.

İNSAN KAÇAKÇILIĞI

Türkiye ABD’nin İnsan Ticaretini İzleme raporlarına göre dünyada stratejik ülkelerden biri. Hem önemli bir geçiş noktası hem de insan kaçakçılığının kontrol edildiği merkezlerden. 2010 yılında Türkiye’de 33 bin göçmen yakalandı. Her bir göçmen için insan kaçakçıları ortalama 3 bin doları peşin para alıyor. Pazarın büyüklüğü yakalanmayan kaçaklarla birlikte 750 milyon liraya yaklaşıyor.

ADET BAZINDA EN ÇOK KAÇAK SİGARA YAKALANIYOR

Suç 2010′da Yakalanan (Adet) Birim fiyatı (*) (TL) Yıllık ciro (TL) (**)

KAÇAK SİGARA 43,500,000 3 652,500,000

KORSAN KİTAP ve DVD 22,580,284 4 451,605,680

ECSTASY 2,000,000 20 200,000,000

KAÇAK İÇKİ 362,000 50 90,500,000

OTO HIRSIZLIĞI 12,364 10,000 123,640,000

CEP TELEFONU 39,809 200 39,809,000

BELGEDE SAHTECİLİK 5,608 1,000 28,040,000

KAÇAK İLAÇ 1,277,000 20 127,700,000

KAÇAK TARİHİ ESER 32,000 1,000 160,000,000

(*)Ortalama tahmini değer (**) Suçun uluslararası standartlardaki,yakalanamamış beş katlık artışına göre ciro

KAÇAK SİGARAYA 652 MİLYON LİRA

Yüksek Özel Tüketim Vergisi oranları yüzünden sigara, kaçakçılığın gözde mallarından biri. Türkiye’de yılda 5 milyar paket sigara satılıyor. Geçen yıl 43,5 milyon paket kaçak sigara yakalandığı düşünülürse tahmini olarak bu pazardaki kaçakçılığın büyüklüğü 250 ile 500 milyon paket arasında. Pakette 2,65 lira Özel Tüketim Vergisi olan ithal sigaralar ortalama 5-6 liraya satılırken kaçak sigara en az 2-3 liraya alıcı buluyor. Bu miktarda kaçakçılığın sadece ÖTV karşılığı bile yüz milyonlarca lira. Ve pazarın toplam büyüklüğü en az 652 milyon TL.

KORSAN KİTAP VE DVD

Türkiye’de geçen yıl 22,5 milyon adet korsan kitap ve DVD yakalandı. Her ne kadar kitabın az okunduğu ileri sürülse de bu korsan DVD ile birlikte yakalanmayan miktar üzerinden düşünüldüğünde 450 milyon liraya yakın bir pazar oluşturuyor. Telif haklarını ihlal eden film, yazılım ve oyun DVD’leri bu pazarın önemli bir bölümü.

AKARYAKIT

Yüksek oranlı ÖTV’nin yarattığı bir başka pazar kaçak akaryakıt. Geçen yıl 7.6 milyon litre kaçak akaryakıt yakalandı. Hepsinin motorin olduğu varsayılsa bile 1.3 liralık ÖTV

ile 50 milyon liralık bir vergi avantajı ve en az 153 milyon liraya ulaşan bir pazar söz konusu.

ÇAY’IN KAÇAĞI 340 MİLYON LİRA

Çay gümrük tarifesi yüzünden kaçakçıların ilgisini çeken bir ürün. Kaçak çayın toptan kilo fiyatı 6-8 lira. Perakendede 18 liraya kadar ulaşıyor. Yılda 200 bin ton çay tüketilen Türkiye’de piyasaya yılda 25 bin ton çayın kaçak olarak girdiği tahmin ediliyor. Kaçak çay yüzde 45 oranındaki gümrük vergisi kaybına yol açıyor ve yılda 205 milyon liralık ciroya ulaşıyor. 2010 yılında ele geçirilen kaçak çay miktarı ise 2 bin 286 ton.

EN ÇOK SUÇ VAKASI EVDEN HIRSIZLIKTA YAŞANIYOR

Suç Vaka Sayısı Vaka başına gelir (*) (TL) Yıllık ciro (TL) (**)

K. Kartı ve banka

dolandırıcılığı 2,353 5,000 58,825,000

Parada sahtecilik 3,131 2,400 37,572,000

Dolandırıcılık 1,578 3,000 23,670,000

Evden hırsızlık 85,349 500 42,674,500

İşyerinden hırsızlık 41,656 1,000 41,656,000

Kaçak silah 149 4,000 2,980,000

Yankesicilik 26,147 200 5,229,400

Gasp 5,562 500 2,781,000

Rüşvet 160 1,000 800,000

Kapkaç 2,491 200 498,200

KAÇAK İÇKİDE ÖTV CAZİBESİ

Antalya’da yat gezisinde ölen Rus turistlerle gündeme gelen kaçak içki de yüksek ÖTV oranları yüzünden ortaya çıkan bir suç kalemi. Türkiye’de 2010 yılında 362 bin şişe kaçak içki yakalandı. Her şişenin yarım litre olduğunu kabul edilirse 181 bin litre kaçak içki demek. Verilere göre bunun en az beş, ortalama on katı yakalanmadan piyasaya sunuluyor. Bu durumda 1 milyon 810 bin ile 3 milyon 620 bin litre kaçak içki söz konusu. Geçen yıl artırılan ÖTV ile viskinin litresindeki vergi 85 lira 60 kuruşa ulaştı. Alkol oranı üzerinden alınan bu vergi, 1 litrelik ve yüzde 45 alkol içeren viski şişesinde 38 liralık vergi anlamına geliyor. 38 liralık Özel Tüketim Vergisi yüzünden yaratılan değer 115 milyon liraya ulaşıyor. Ortalama 50 liralık şişe fiyatıyla düşünüldüğünde kaçak içkiyle elde edilen ciro 100 milyon liraya yaklaşıyor. 2010’daki yakalanan içki miktarındaki düşüş pazarın büyüklüğünü de gizliyor. Bir önceki yıl, 2009’da 1 milyon 215 bin şişe kaçak içki yakalandığı düşünüldüğünde bu pazarın gerçek boyutları 350 milyon liraya ulaşıyor.

OTO HIRSIZLIĞI

Yılda ortalama 40 bin otomobilin çalındığı günlerden, yılda 12 bin civarında otonun çalındığı günlere geldik. Bunda GPS cihazları, seri numaralı otomobil parçaları gibi teknolojiyle birlikte gelişen güvenlik önlemlerinin rolü var. Yine de otomobil başına 12 bin liralık değer üzerinden yılda 123 milyon liralık bir pazar söz konusu. Çalınan otomobiller parça olarak satıldığı gibi, özellikle lüks otomobiller ve iş makineleri çeşitli yöntemlerle Azerbaycan, Gürcistan, Kuzey Irak gibi ülkelere gönderiliyor.

CEP TELEFONU

Türkiye’de sadece polis bölgelerinde 2010 yılında yaklaşık 40 bin kaçak cep telefonu yakalandı. ÖTV ve gümrük vergisini aşan bu kaçakçılık telefon başında 200 liralık bir fiyatla bile düşünüldüğünde 40 milyon liralık ciro oluşturuyor. Gümrük kaçağı cep telefonları Çin ve Uzakdoğu ülkeleriyle, Birleşik Arap Emirlikleri’nden satın alınıp, Kıbrıs üzerinden Türkiye’ye sokuluyor.

HIRSIZLIK

Türkiye’de polis bölgelerinde yılda 85 bin civarında evden hırsızlık vakası yaşanıyor. Ayrıca işyerinden hırsızlıkları da dahil ettiğimizde yılda 130 bin vaka ve yaklaşık 80 milyon liralık bir pazar söz konusu. Nakit dışında elde edilen beyaz eşya, televizyon, bilgisayar ve cep telefonu gibi ürünler ikinci el pazarlarında piyasaya rahatlıkla sürülebildiği için “likit” bir pazarın söz konusu olduğunu tahmin etmek zor değil.

KAÇAK İLAÇ

Tanınmış ilaçlar ve vitaminler tezgah altı pazarın önemli kalemlerinden biri. 2009′da 382 bin, 2010′da 1 milyon 277 bin kutu kaçak ilaç yakalandı. Zayıflamadan, cinsel güç arttırmaya, cilt bakımına kadar pek çok alanda kullanıma sunulan ve daha çok Çin menşeli olan bu ilaçlar sağlık riski yarattığı kadar büyük bir pazar da ortaya çıkarıyor. Ve 120 milyon liranın üzerinde bir pazar oluşturuyor. KAPKAÇ, GASP VEYANKESİCİLİK

Yılda 2 bin 500 civarındaki kapkaç vakası, ortalama 200 liradan 500 bin liralık küçük ama kriminal bir pazar oluşturuyor. Geçmişte korkulu bir rüya haline gelen gasp ise, yeni Ceza Yasası’ndaki ağır cezalara rağmen sürüyor. Yılda 5 bin gasp vakasının getirisi gasp başına 500 liralık gelir düşünüldüğünde 3 milyon liraya yaklaşan bir ciro oluşturuyor. Kriminal sektörde “zanaat” yönüyle öne çıkan yankesicilik vakalarında ortalama 200 liranın çalındığı hesabıyla yılda 26 bin vaka ve 5 milyon liranın üzerinde bir kriminal ciro var.


Borç krizi aşılamıyor

Gündem No Comments »

ABD de borçlanma konusundaki kriz yine aşılamadı

Beyaz Saray İletişim Direktörü Dan Pfeiffer, ABD’nin borcu ve bütçe açığı konusunda, Cumhuriyetçi Parti yetkilileri ile sürdürülen görüşmelerde bir anlaşmaya varılmadığını bildirildi.Pfeiffer, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, ”birçok yanlış enformasyon dolaşıyor. Tüm haberlere karşın herhangi bir anlaşmaya varılmadı” yorumunda bulundu.

Bu arada, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner, e-mail yoluyla Cumhuriyetçi Parti milletvekillerine gönderdiği mesajda, borçlanma tavanı sorununda ”görüşmelerin doğru yolda ilerlemesine karşın ciddi konuların kaldığını” bildirdi.

ABC televizyonu, Kongre kaynaklarına dayanarak, ABD’de borçlanma tavanının artırılması ve federal bütçe açığının azaltılması için çerçeve paket üzerinde geçici anlaşmaya varıldığını duyurdu.


Gül, twitter’dan mesaj gönderdi

Gündem No Comments »

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ramazan da oruç tutanlara kolaylık diledi

Gül, twitter hesabına, zamanın çok hızlı geçtiğini ve bir Ramazan ayının daha geldiğini belirterek, ”Oruç tutan herkese kolaylıklar diliyorum” diye yazdı.

Öte yandan, Afrika’daki açlık konusuna da dikkati çekmek istediğini ifade eden Gül, şunları kaydetti:

”Geçen cuma Afrika’daki açlık konusunda yaptığım yardım çağrısı siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı. Gelenek, kültür ve inançlarımız açısından ayrı bir özelliği olan bu ay vesilesi ile insani konulara daha çok ilgi göstermemiz gerekiyor. Bu vesile ile özellikle Afrika’da açlık ve susuzluk içinde, çok zor durumda olan insanlara karşı herkesi daha duyarlı olmaya davet ediyorum. Bu konuda, harekete geçen kamu veya sivil toplum örgütlerine, az çok demeden destek olunmasının bu ayın ruhuna uygun olacağını düşünüyorum.”

Gül, ayrıca, öğretmenlik ve diğer bazı kamu kuruluşlarında çalışan kadrolu-sözleşmeli vatandaşların sorunları hakkında çok sayıda mesaj aldığını belirterek, ”Öğretmen atamaları başta olmak üzere, tüm bu sorunları Sayın Başbakan’a ileteceğim” dedi.


Altın fiyatları dengeleri altüst etti

Para Piyasa No Comments »

Yılmaz Uça, altın fiyatlarının aşırı yükselmesinin sektörde dengeleri altüst ettiğini ifade etti.

Altın fiyatlarında son bir yılda yaşanan büyük yükselişin ardından, piyasada hızlı yükselişin ardından çeyrek altının fiyatı 150 TL’ye dayanırken, aşırı artış sonrası altın satan kuyumcular altın alıcısı konumuna döndü. İzmir Kuyumcular Odası Başkanı Yılmaz Uça, altın fiyatlarının aşırı yükselmesinin sektörde dengeleri altüst ettiğini ifade etti.Yılmaz Uça, ticaretin olması için alış-verişin bir arada olması gerektiğini belirterek, "Maalesef son dönemlerde sadece alış yapar hale geldik. Artık ya daha önce alınan çeyrek altınları geri alıyoruz ya da hurda satın alıyoruz. Satışlarımız nerdeyse yüzde 80 düştü. Eskiden dükkânımıza giren her yüz kişiden 65, 70′i altın alırken şu anda bu rakamlar 20, 30 kişiye düştü. Sektör, yükselen fiyatlar nedeniyle tersine işlem yapar hale geldi. Son 10 yılda sektörde hizmet veren esnaf arkadaşlarımızın yüzde 60′a yakın kısmı dükkânını kapatarak sektörden çekildi. Alış-veriş dengesini kuramayan kuyumcu esnafı dükkânını kapatarak başka sektörlere kaçar oldu." dedi.

Uça, altın piyasasında yaşanan yükselişin Türkiye’ye has düğün sezonuna endeksli bir durum olmadığının altını çizdi. Altında yükselişi bazılarının mevsimsel olarak değerlendirdiğine dikkat çeken Uça, altında dünya bazında bir yükseliş olduğunu açıkladı. Döviz, birçok ülkelere göre farklılık gösterirken altının her yerde altın olduğunu ifade eden Uça, şöyle konuştu: "Altın satışları borsalar arasında devam ediyor. Altın, sadece takı değildir. Dünyada halen çok ciddi bir yatırım aracıdır. Sadece Amerika, Avrupa ya da Japonya’da var sanılmasın. Para olduktan sonra Kongo’da ve Somali’de de aynı değeri taşır."


Generallerin istifası dünya basınında

Gündem No Comments »

Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının istifaları dünya basınında da büyük ilgi gördü

-The New York Times, Türk ordusundaki dört generalin istifasının Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı sivil kontrole bağlı bir orduyu yeniden şekillendirmek için güvenli, avantajlı ve önemli bir konuma ulaştırdığına dikkat çekti.

-Wall Street Journal, komutanların önümüzdeki ay emekli olmak için talepte bulunduklarını ve bunun istifa kararlarını büyük oranda sembolik yaptığı görüşüne yer verdi.

-Financial Times, "Türkiye generallerin istifasını önemini azaltıyor" başlıklı haberinde, "Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ülkenin en önemli 4 ordu komutanının istifasıyla Türkiye’nin bir krizle karşı karşıya kaldığını reddetti" ifadesini kullandı.

-Washington Post, bu çarpıcı hareketin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın egemenliği altında olan sivil hükümet lehine ordunun gücünü aşındırmanın sadece bir adımı daha olduğuna dikkat çekti.

13:03 | 31 Temmuz 2011

Türk ordusunda Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Erdal Ceylanoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit’in istifası yabancı basında yankılandı. The New York Times gazetesi, Türk ordusundaki dört generalin istifasının Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı sivil kontrole bağlı bir orduyu yeniden şekillendirmek için güvenli, avantajlı ve önemli bir konuma ulaştırdığına dikkat çekti.Wall Street Journal, komutanların önümüzdeki ay emekli olmak için talepte bulunduklarını ve bunun istifa kararlarını büyük oranda sembolik yaptığı görüşüne yer verdi.Financial Times ise,Cumhurbaşkanı Abdullah Gü’ün ülkenin en önemli 4 ordu komutanının istifasıyla Türkiye’nin bir krizle karşı karşıya kaldığını reddettiğini yazdı. Washington Post ise, bu çarpıcı hareketin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın egemenliği altında olan sivil hükümet lehine ordunun gücünü aşındırmanın sadece bir adımı daha olduğuna dikkat çekti.

The New York Times, Türkiye’deki generallerin istifasını değerlendirdiği geniş haberinde, 50 yıl önce Türk ordusuyla kavga eden popülist bir başbakanın sonunun darağacında bittiğini ve üç seçim zaferinin mandasının biraz avuttuğunu belirterek, "Bu defa rekabet Türkiye’nin ordusunun komutanlarının eş zamanlı bir şekilde istifasıyla doruk noktaya ulaştı, ordunun liderleri baskıdan ve güçsüzlükten şikayet ediyor" ifadelerine yer verdi.

Gazete, istifaların Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı sivil kontrole bağlı bir orduyu yeniden şekillendirmek için güvenli, avantajlı ve önemli bir konuma ulaştırdığına dikkat çekerek, Erdoğan’ın Haziran seçimlerinde tutucu ve popülist partisinin belirleyici zaferiyle cesaretlendirilmiş bir dış politika ve anayasal değişikliğinin peşinde olduğu değerlendirmesini yaptı.

Haberde, ordu ve sivil liderlerin arasındaki tartışmanın en önemli nedeninin, ordu komutanlarının tutuklanması ve yoğun kapsamlı baskı olduğu vurgulanarak, komutanların ve diğerlerinin Erdoğan’ın hükümetini devirmek için komployla suçlandığına dikkat çekildi.

-"İSTİFA KARARLARI SEMBOLİK"-

ABD’nin çok satan gazetesi Wall Street Journal ise, ülkenin en büyük ordu yetkililerinin üçünün, Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri, başının erken emekliliklerini istediklerini belirterek, komutanların önümüzdeki ay emekli olmak için talepte bulunduklarını ve bunun istifa kararlarını büyük oranda sembolik yaptığını ifade etti.

Güvenlik analistlerinin Türk ordusunu NATO’da ABD’den sonra gelen ikinci büyük ordu olarak gördüğüne dikkat çekilen haberde ayrıca, ordunun bu ay PKK tarafından öldürülen 13 asker nedeniyle medyada şiddetli bir şekilde eleştirildiği belirtildi.

-"TÜRKİYE GENERALLERİN İSTİFASININ ÖNEMİNİ AZALTIYOR"

İngiliz gazete Financial Times ise, "Türkiye generallerin istifasının önemini azaltıyor" başlıklı haberinde, "Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ülkenin en önemli 4 ordu komutanının istifasıyla Türkiye’nin bir krizle karşı karşıya kaldığını reddetti. Ancak, bunun "sıra dışı" bir durum yarattığını kabul etti" ifadelerine yer verdi.

-"BU ORDUNUN GÜCÜNÜ AŞINDIRMANIN BİR ADIMI DAHA"-

Washington Post gazetesi ise, "Türkiye Cumartesi günü yeni bir çağa uyandı" başlıklı haberinde, bu çarpıcı hareketin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın egemenliği altında olan sivil hükümet lehine "ordunun gücünü aşındırmanın sadece bir adımı daha olduğu"na dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün krizi önemsiz gördüğüne dikkat çeken gazete, komutanların zaten bir ay içinde emekli olacağına da dikkat çekti.


Garanti’den vergi ödemelerine destek

Para Piyasa No Comments »

Garanti Bankası, 6111 sayılı kanun kapsamında yapılandırılan tüm vergi, SSK ve Bağkur borçlarının ödenmesine aracılık ediyor.

Bu kapsamda, mükellefler, tüm vergi, SSK ve Bağkur borçlarını, Garanti’deki hesaplarından veya Garanti Bankası kredi kartlarıyla ödeyebilecek. Garanti Bankası, müşterisi olan ve olmayan tüm mükelleflerin nakden ödemelerine de aracılık edecek.


• Mükellefler, vergi ve SSK borçlarının hesaptan ödemesini, Garanti Bankası şubelerindeki gişelerden ve Garanti İnternet Şubesi’nden yapabilecek. Vergi ve SSK borçlarının kredi kartıyla ödemesi, sadece Garanti İnternet Şubesi’nden yapılabilecek.


• Hesaptan ve kredi kartıyla yapılacak Bağkur ödemeleri ise, sadece Garanti İnternet Şubesi, Alo Garanti ve Garanti Paramatiklerden gerçekleştirilebilecek.


• Hesaptan ve nakden yapılacak ödemelerde mükelleflerden hiçbir ücret alınmayacak.


İş Bankası KKTC’de yeni şube açtı

Gündem No Comments »

İş Bankası KKTC de bir yeni şube ve iki yeni hizmet binasını Genel Müdür Adnan Bali’nin katılımıyla gerçekleştirilen törenlerle açtı.

Yurt dışında şubeleşme hareketinin ilk adımlarından biri olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ilk şubesini 1955 yılında hizmete açan İş Bankası, 29 Temmuz Cuma günü bir yeni şube ve iki yeni hizmet binasını hizmete açtı. İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, Kıbrıs Maliye Bakanı Ersin Tatar ve İskele Belediye Başkanı Halil İbrahim Orun’un katılımıyla ilk olarak İskele Şubesi’nin açılışı gerçekleştirildi.


İskele Şubesi’nin açılış töreninde bir konuşma yapan Bali, 56 yıldır hizmet vermekte oldukları Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yeni bir şube açmanın sevinç ve gururunu yaşadıklarını belirterek sözlerine başladı. Bali, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ilk kez şube açan banka olduklarını hatırlatarak, İş Bankası’nın Kuzey Kıbrıs’taki 14 şubesi ile en geniş şube ağına sahip Türk bankası olduğunu kaydetti.


Lefkoşa Şubesi’nin 1955’te açılışının, İş Bankası tarihinin önemli bir merhalesini oluşturduğunu ve yurt dışı bankacılık faaliyetlerinin önemli bir girişimi olduğunu ifade eden Bali; “Kıbrıslılar’a ve Kıbrıs ekonomisine taahhütümüzü koruyoruz. Biz kolay dönemlerin bankası değiliz ve bu, bundan sonra da böyle olacak.”


Bali sözlerini şöyle sürdürdü: “KKTC halkının global dünyada ihtiyaç duyduğu çağdaş hizmeti sağlamaya, hizmet kalitemizi günden güne iyileştirmeye, köklü, güçlü ve zengin bağlarla bağlı olduğumuz KKTC’de hizmet veren bankalar arasında en kaliteli hizmeti sunan, en büyük banka olmaya devam edeceğiz.”


Kıbrıs Maliye Bakanı Ersin Tatar ise İskele Şubesi’nin açılışında bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek sözlerine başladı. Tatar “Bu açılış bölge halkı ve KKTC ekonomisi açısından mutluluk ve güven vericidir. KKTC’nin arkasında dev ülke Türkiye vardır. İş Bankası’na buraya duyduğu güven için teşekkür ediyorum” dedi.

İskele Şubesi’nin açılışının ardından ilk olarak Doğu Akdeniz Üniversitesi Şubesi, sonrasında ise Güzelyurt Şubesi’nin yeni hizmet binalarının açılışları gerçekleştirildi.


“Güzelyurt hepimiz için önemli”


Güzelyurt Şubesi’nin yeni hizmet binasının açılışında da konuşan Maliye Bakanı Ersin Tatar 20 Temmuz’da Barış Harekatı’nın yıldönümü nedeniyle Kıbrıs’ı ziyaret eden Başbakan Erdoğan’ın ‘Güzelyurt ilelebet Türk toprağı kalacaktır’ ifadesinin kendileri için çok büyük moral kaynağı olduğunu ifade etti. Tatar İş Bankası’nın bölgedeki varlığının da Kıbrıslılar’a moral ve güç verdiğini belirtti. Tatar “ Biz de Türkiye’yiz, biz de dünyayız. Çağdaş dünyayla daha çok entegrasyon için çalışıyoruz. İş Bankası’na tekrar teşekkür ediyor, bu girişimin diğer kurumlar için de davet niteliği taşıdığına inanıyorum” dedi.


Tatar’ın ardından söz alan Türkiye Büyükelçisi Halil İbrahim Akça da konuşmasında İş Bankası’nın Kıbrıs’ta köklü bir tarihi olduğunu ve çok önemli hizmetler sunduğunu vurguladı. Açılış törenine katılan KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Hasan Bozer ise Güzelyurt’un kalkınmadan yeterince pay alamamasına rağmen İş Bankası gibi kurumların verdiği önem sayesinde kalkınacağına inandığını belirterek konuşmasına başladı. Bozer “İş Bankası yalnızca bir finans kurumu değildir. Milli mücadelemizde ve sonrasında da bize destek olan çok farklı bir kurumdur” diyerek konuşmasını sürdürdü.


Kuzey Kıbrıs’taki en yaygın şube ağına sahip banka


Yaklaşık 25 bin çalışanı ve 1.180’e yakın şubesiyle Türkiye’nin en büyük özel bankası ve yakın coğrafyanın en büyük finans aktörlerinden biri olan İş Bankası, Kuzey Kıbrıs’ta en yaygın şube ağına sahip Türk bankası. İş Bankası Kıbrıs’ta 14 şube ve 163 çalışanıyla hizmet veriyor.


Aranan Kelimeler: Türkiye İş Bankası Kuzey Kıbrıs Şubeleri

‘Ne istiyorsunuz Mora’yı mı satayım’

Kredi Kartları No Comments »

Yunan basını, Başbakan Yorgo Papandreu nun, ülkesine yardımla ilgili Brüksel zirvesinde “Ne istiyorsunuz Mora yarımadasını mı satayım” dediğini yazdı

Atina’da yayımlanan To Vima gazetesi, Yunanistan’ın kurtarılması için 22 Temmuz’da Brüksel’de düzenlenen ve nihayetinde yardım paketinin onaylandığı olağanüstü zirvede yaşananların perde arkasına ilişkin haber yorumunda, Başbakan Papandreu’nun istediklerini aldığını, ancak hükümetin, Yunan tarafının üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmesi yönünde zor bir görevi olduğunu aktardı.


Brüksel’deki kritik zirvede yapılan görüşmelerin ortasında “terazinin, Yunanistan için tehlikeli şekilde tartmaya başladığını” yazan gazete, “Almanların kararsız, Fransızların tereddütlü, Hollandalıların zor, Slovakların katı oldukları, Finlandiyalıların ise garanti istedikleri” değerlendirmesini gündeme taşıdı.


Borç ödeme süresinin kısa, faizlerin yüksek, yardımın cimrice ve bakkalvari olacağının göründüğünü kaydeden gazete, “Papandreu’nun birkaç kez terleyip kuruduğunu”, verilenlerin eksik olduğunu, sorunların çözümüne yeterli olmadıklarını, en önemlisi de Atina’da yapılanlara kararlılıkla devam edilmesi için hükümete yeterli nedeni sunmadığını hissettiğini belirtti.


Haberde, bu noktada sözü alan Papandreu’nun, Yunanistan’a verilenlerle ilgili olarak Almanya Başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve diğer liderlere, “Bunlarla ben uçağa binmem, buradan gitmem. Atina’ya boş ellerle dönemem” dediği ifade edildi.


Zirvede bulunanları kaynak olarak gösteren To Vima, Finlandiyalı karşıtının garanti talep etmesi, Slovak karşıtının ise “Fakir ülkesinin Yunanistan için karşılıksız ödeme yapamayacağı” ifadeleri sonrasında, ses tonunu yükselten Papandreu’nun “İnanmanız için ne yapmam gerek? Adalarımızı rehin mi vereyim, Mora’yı (Peloponisos) mı satalım? Böyle şeyler olmaz, bunu biliyorsunuz” dediğini kaydetti.


Bu noktada görüşmelerin başka bir yön aldığını belirten gazete, devamında borç ödeme süresinin uzatılması, faizlerin azaltılması, Marsall Planı gibi konulara yolun açıldığını, bununla birlikte tüm bunlar için Yunan Başbakana bütün mali reformların kesinlikle uygulanmasının şart olduğunun açıkça ifade edildiğini yazdı.


31 yıllık sürgün bitti

Finans Kulis No Comments »

Stockholm den uçağa Burkay la birlikte bindik. 31 yıllık ayrılık sona eriyor.

Kemal Burkay 50 yıldır siyasetin içinde. Türkiye İşçi Partisi’nde başlayan sosyalistliğini sürdürüyor. Kürtlerin kendi kimlikleriyle açık siyaset yapmalarının tarihi de onun hayatının içinde. Türkiye Kürdistan Sosyalist Partisi’ni (TKSP) 1976 yılında bir grup Kürt arkadaşıyla kurmasından bu yana, sosyalistliğiyle Kürtlüğü bir arada yürüyor.

İki darbenin etkisiyle kesintiye uğrayan yaşamında inişler ve çıkışların olduğu açık. 1970’li yıllarda Kürt hareketinin en etkili isimlerinden birisiydi. Bu durum 12 Eylül 1980 darbesine kadar devam etti. Bazı Kürt illerinde destekledikleri adaylar belediye başkanlıklarını kazandılar. Mehdi Zana Diyarbakır Belediye Başkanlığı’nı Burkay’ın yasal alandaki hareketi sayılan “Özgürlük Yolu”nun desteğiyle kazandı. 12 Eylül 1980, Kürt hareketindeki dengeleri de değiştirdi. Devletin Kürtlere olan acımasız ve yok sayıcı tutumu, silahlı PKK’nın adım adım gelişmesini sağladı. Öcalan’ın örgütlediği PKK’nın silahlı güçleri Türk devletiyle uzun soluklu bir savaşa girişti.

Başlangıçta yasal alan barışçıydı. Ancak, yasal alan devletin baskısı altında çaresizleşti. PKK’nın şiddeti bu ortamda meşru olarak algılanmaya başlandı. Yasal alandaki Kürtler adım adım PKK’nın etki alanı içine girdiler. PKK 30 yıllık süreç içinde etki alanını sürekli genişletti.

Burkay, şiddetin dışında kaldı. Başından beri “silah çözüm değildir” fikrinde ısrarlıydı. Ancak, Kürdistan’da silahlar konuşuyor, silahın hükmü geçiyordu. Burkay’ın gücü ve etki alanı hızla daraldı. Yalnız Burkay’ın değil PKK’nın dışındaki bütün Kürt siyasi hareketlerinin de etkisizleştiğine tanık olduk. PKK ve onun etkisini hisseden yasal oluşumlar, egemenliklerini adım adım arttırdılar.

Kemal Burkay bu gerçeğin farkında. Türkiye’ye dönerken büyük siyasi hesaplara girişmek niyetinde görünmüyor. Ancak diyor ki: “Bugün yarın değildir. Yarın sürecin nasıl gelişeceği bilinmez. Silahların susması aşamasına geçildiğinde Kürt siyasi hareketi içinde de farklılıklar kendisini daha kolay ifade edebilir hale gelirler. Bugün sesi fazla çıkmayan, etkisi fazla olmayan hareketler, gruplar, kişiler şiddetin etkisini yitirmesiyle görünür hale gelebilirler.” Burkay sol gelenekten geliyor, kendisini “Kürt sosyalisti” olarak tanımlıyor. Sol hareketteki zaaflarla, Kürt hareketindeki zaafların benzer karakterde olduğunu düşünüyor. Her iki hareketin de dünyadaki yeni gelişmeleri okumakta zorlandığına inanıyor.

41 yıl önce

1970 TİP Kurultayı’nda birlikteydik. 41 yıl önceki o kongre bir yol ayrımının da başlangıcıydı. Kemal Burkay, Tarık Ziya Ekinci ve daha birçok Kürt sosyalisti, Kürt meselesini artık yasal planda dile getirmekten yanaydılar. Benim de içinde olduğum siyasi hareket o dönemde “ulusların kendi kaderlerini tayin hakkını” savunuyordu. Kurultayın en genç delegelerinden birisi de bendim. Daha 24 yaşındaydım. Kürt meselesini savunan ve bu yönde bir karar alınmasını isteyen bir konuşma yapmıştım.

TİP yönetimine yakın olanlar beni kürsüden indirmek ve konuşmamı kesmek istediler. Aralarında Burkay’ın da bulunduğu Kürt delegeler bana sahip çıktı. O kurultaydaki Kürt kararı daha sonra 12 Mart 1971 askeri darbesi döneminde karşımıza çıktı. TİP’in Anayasa Mahkemesi’nce kapatılmasında da bizim mahkûm edilmemizde de bu karar rol oynamıştı. Burkay’la Stockholm-İstanbul yolculuğunda elbette yalnız bugünü ve yarını değil geçmiş günleri de konuştuk. 4.TİP Kurultayındaki ayrışmayı, o dönemdeki arkadaşlarımızı, onların bugünkü durumlarını değerlendirmeye çalıştık. Behice Boran’ı, Sadun Aren’i andık. Bazı çevreler, onun PKK’nın etki alanı dışında olmasını “değerlendirmek” niyetindeler. O ise bu konularda temkinli. PKK’nın da, Öcalan’ın da bir yana itilmesinden yana değil. “Öcalan’la savaşmaya gitmiyorum” diyerek bu konudaki beklentilere bir anlamda cevap veriyor. Hayat tuhaf bir yolculuk. “Yakın tarih”in sayısız rengini kişiliğinde biriktirmiş olan Burkay, 70’inden sonra yeni bir hayata başlayacak. Önünde belirsizliklerle dolu günler var. Her zamanki kibar ve sakin haliyle, kendisini yeni bir hayata hazırlıyor.


Vali yardımcısı karşıladı

31 yıldır Türkiye’den uzakta yaşayan Kemal Burkay dün akşamüstü saatlerinde Atatürk Havalimanı’na indi. HAKPAR’Iı yönekticilerdenbiri uçağın kapısında körükte elinde çiçekle karşıladı Burkay’ı. İstanbul Vali Yardımcısı Ahmet Aydın pasaport girişinde karşıladı ve Burkay ayrı bir kapıdan giriş yaptı. Beraberindeki gazetecilerin de bu bölümden geçmesine izin verilmedi.

Vali yardımcısı Burkay’ı oteline hemen götürmeyi teklif etti. Ancak İsveç’te yaşayan ve birlikte geldiği kızı Helin Burkay bu talebe itiraz etti. Burkay, kızının istediğini yaptı. Valizlerini alan Burkay ailesi normal yolcularla birlikte valizlerini almaya gitti.

Havaalanın gelen yolcu salonunda özellikle HAKPAR’lı partililerin yoğun bir ilgisi vardı. Burkay’ın gelişi ile birlikte büyük bir kaos yaşandı. Burkay havaalanında herhangi bir açıklama yapmadı. Polis eskortuyla bir araca bindirildi. Taksim’deki otele doğru yol aldı.

‘Açılım’a destek için geldi

31 yıllık sürgün hayatının ardından dün Türkiye’ye dönen Kemal Burkay’ın ilk mesajı ‘barış’ oldu. Barış için atılan her adımın desteklenmesi gerektiğini kaydeden Burkay “İster hükümet, isterse CHP… Kim Kürt sorununun çözümü için olumlu adımlar atarsa onu desteklemek gerekir. Barışı sabote edenleri engellemek gerekir. Biz toplumu cendereye sokanlardan değiliz” diye konuştu.

İstanbul’da basın toplantısı düzenleyen Burkay, koşullar olgunlaştığı için döndüğünü söyledi. Beklediğinden daha büyük bir ilgiyle karşılandığını anlatan Burkay, “Biliyorum bu ilgi benim şahsıma değil, 30-40 yıllık mücadeleme” dedi.

‘Süreç sabote edilmemeli’

Konuşmasında Kürt sorunu ve açılıma da değinen Burkay, şu mesajları verdi: “Hükümetin başlattığı açılım süreci vardı. Cesaretli bir adımdı. Umuyorum tüm engellere rağmen devam edecek. Ben de buna destek vereceğim. Geliş nedenim bu. Sabote edilmemesi önemli. Bence toplumu kanlı bir sürece sokmamalıyız. Ülkeye dönüşümüzü, hak ve özgürlük için direnen kitleler, politikacılar, aydınlar sağladı. Hükümet de olumlu adımlar attı. ”

Havaalanında yaşadığı kargaşaya da değinen Burkay “Ezileceğim diye endişe ettiler. Endişe etmesinler ben kolay ezilmem” şeklinde ironik bir göndermede bulununca salondan yoğun alkış aldı.

Oral Çalışlar/ Serkan Ocak Radikal

 


Konut talebinde düşüş bekleniyor

Gündem No Comments »

Konut kredilerinde faiz artışıyla birlikte, konut maliyetlerinin artması sonucunda fiyatların yükselmesiyle, talepteki düşüşün hızlanması bekleniyor

Yapı Kredi Konut Finansman Direktörü İsmet Erdem, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, konut kredisi faiz oranlarının Mart ayında aylık yüzde 0,78 seviyelerinde iken gerek Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) kredi politikasını sıkılaştırıcı açıklamaları, gerekse de Merkez Bankası’nın bankalara uyguladığı munzam karşılık oranını artırmasıyla birlikte Temmuz ayı itibariyle yüzde 0,94 seviyelerine yükseldiğini kaydetti.

Bu durumun 100 bin lira tutarında ve 10 yıl vadeli konut kredisinin aylık taksitlerinde 107 lira tutarında artışa neden olduğuna dikkati çeken Erdem, konut kredisi faiz oranlarında yaşanan bu artışın talebi azaltacak ölçüde önemli bir etkisinin olmadığının altını çizdi.

İsmet Erdem, ancak konut kredisi faiz oranları dışında proje finansmanı maliyetlerindeki artışların (demir ve çimento gibi ham maddelerin fiyatının yükselmesi) önümüzdeki dönemde yeni üretilecek konutların satış fiyatlarının yükselmesine neden olabileceğini belirterek, şöyle konuştu:

”Hem konut kredisi faiz oranlarının artması, hem de gelecek dönemde konut üretimi maliyeti artışlarından kaynaklanan konut fiyatının artması, talep üzerinde düşüş baskısı oluşturabilir düşüncesindeyiz. Konut sektöründe sezonsal olarak yaz aylarında satışlar azalır. 2011 yılında sezonsal etkinin yanı sıra, Ramazan ayının etkisiyle de bu dönemde satışlarda beklenen azalma trendinin gerçekleştiğini gözlemliyoruz.”

”HAZİRANIN SON HAFTASINDAN BU YANA BÜYÜME ORANI ÇOK DÜŞTÜ”

ING Bank Özel Bankacılık ve Bireysel Bankacılık Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Cenk Tabakoğlu da yılın ilk yarısında ihtiyaç kredilerinin yaklaşık yüzde 25 civarında büyüdüğünü, ancak taşıt ve konut kredileri biraz daha yavaş büyüdüğü için toplam tüketici kredilerindeki artışın daha düşük seviyelerde yüzde 20 düzeyinde gerçekleştiğini kaydetti.

Piyasa faizlerinde zaten bir süredir artan oranların yanı sıra Haziran ayı içinde ekonomi yönetiminin aldığı diğer tedbirlerin de etkisiyle ihtiyaç kredisi faizlerinin hızla yükseldiğinin altını çizen Tabakoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

”Bu nedenle, haziran ayının son haftasından bu yana büyüme oranı çok düştü. Neredeyse sıfıra yakın diyebiliriz. Bu durum, gerek sektör gerekse ING Bank için aynı diyebiliriz. Beklentimiz, Ramazan Bayramı sonrası okulların açılması ile birlikte talebin biraz artması ve yine kredilerde pozitif bir büyüme oranı elde edilmesi yönündedir. Faizlerin bu geldiği seviyelerde yıl boyu devam etmesini bekliyoruz, düşüş öngörmüyoruz. Yılı da toplam tüketici kredileri bazında, sektör olarak yüzde 25-30 arası bir büyüme ile kapatacağımızı öngörüyoruz.”



Internet Internet blogs TopOfBlogs