Archive for Haziran, 2011

Türkiye kara listede

Makro Ekonomi No Comments »

Terörün Finansmanıyla Mücadele Kanunu için Türkiye´ye 20 Haziran´a kadar ek süre veren OECD nin birimi Türkiye yi karalisteye aldı

Terörün Finansmanıyla Mücadele Kanunu için Türkiye´ye 20 Haziran´a kadar ek süre veren OECD´nin Karaparayla Mücadeleye Mali Eylem Birimi olan FATF, Meksika´daki Genel Kurulda Türkiye´yi karapara ve terörün finansmanıyla mücadele bakımından ´´Riskli Ülkeler´´ listesine dahil etti.

Türkiye´yi OECD´de riskli ülke kategorisine sokan gelişmeler, Terörün Finansmanıyla Mücadele Kanununa yönelik taleplerle başladı.

FATF´ın 2007´de gerçekleştirdiği 3. tur ülke incelemeleri sonrasında hazırlanan raporda, ´´Türkiye´nin meri mevzuatındaki terörün finansmanı suçunun kapsamı ve unsurlarına ilişkin düzenlemelerin FATF standartlarına göre eksik ve yetersiz olduğu, ayrıca terörist mal varlıkları ile ilgili dondurma prosedürü konusunda düzenlemelerin bulunmadığı´´ belirtildi.

Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu da (MASAK), raporda tespit edilen eksikliklerin giderilmesine yönelik olarak Türkiye tarafından hazırlanan Eylem Planını 18 Ocak 2010´da FATF´a sundu. Eylem planında, terörün finansmanı ve dondurma prosedürü ile ilgili eksikliklerin giderilmesine ilişkin bir Kanun Tasarısı hazırlanarak, Haziran 2010 tarihine kadar TBMM´ye sevk edileceği, söz konusu tasarının 2010 yılı sonuna kadar da yasalaşacağı taahhüt edildi.

KARA VE GRİ LİSTELER BELİRLENDİ

Bu süreç esnasında 15-19 Şubat 2010 tarihleri arasında Abu Dabi´de yapılan FATF Genel Kurulunda, Uluslararası İşbirliği Değerlendirme Grubu (ICRG) tarafından ülkelerle ilgili bir sıralama da yapıldı. Bu şekilde ülkeler, ´´Karapara aklama ve terörün finansmanı konusunda önemli eksiklikleri bulunan, ancak bunlarla ilgili herhangi bir gelişme göstermeyen, riskli ülkeler´´ ve ´´Karapara aklama ve terörün finansmanı ile ilgili eksikliklerini giderme konusunda taahhütte bulunan ülkeler´´ şeklinde 2 kategoriye ayrıldı.

İlk grup ´´kara liste´´ şeklinde nitelendirildi ve bu grup, ´´Dark´´ ve ´´Dark Gray´´ Listeler şeklinde ikiye ayrıldı.

Dark listede İran ve Kuzey Kore, Dark Gray listede de Etiyopya, Suriye, Myanmar, Küba, Kenya, Srilanka ve Bolivya yeraldı.

Türkiye, Yunanistan, Azerbaycan, Ukrayna gibi ülkeler ise ´´eksikliklerini gidermeyi resmi olarak taahhüt ettikleri´´ için Gray listeye konuldu.

Bu arada, FATF´a sunulan Eylem Planı gereğince, Adalet Bakanlığı koordinasyonunda Adalet, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıkları ile MASAK, Hazine Müsteşarlığı ve bilim adamlarından oluşan bir komisyonun çalışmaları sonucunda Terörün Finansmanıyla İlgili Kanun Tasarısı Taslağı hazırlandı. Taslak, FATF´a verilen Eylem Planındaki taahhütte uygun olarak geçen yıl Haziran ayında Başbakanlığa gönderildi.

Taslağın bazı maddelerinin hukuki ve teknik bakından revize edilmesi gereğinin ortaya çıkması üzerine, ilgili kuruluş temsilcileri ve bilim adamları, tekrar bir araya geldi ve Taslak yeniden düzenlenerek, 20 Aralık 2010 tarihinde bir kez daha Başbakanlığa yollandı.

Ancak, Türkiye´nin Eylem Planındaki, düzenlemenin 2010 yılı sonuna kadar yasalaştırılması taahhüdü yerine getirilemedi.

FATF´ın Şubat ayındaki Genel Kurulunda konu tekrar gündeme geldi. Türkiye´nin durumu da, OECD Mali Eylem Görev Gücü tarafından ikinci kez ele alındı. FATF, yapılan değerlendirmenin ardından tasarının yasalaşması için Türkiye´ye 20 Haziran 2011 tarihine kadar ek süre verdi. Bu tarihte toplanacak olan FATF Genel Kurulunda, Türkiye´nin durumunun yeniden değerlendirileceği ve buna göre bir karar alınacağı da belirtildi.

GRİ KARA LİSTEYE GİRDİK

FATF´ın Meksika´da gerçekleştirilen son Genel Kurulunda, Türkiye´nin durumu yeniden ele alındı. FATF, verilen ek süre içinde de Terörün Finansmanıyla Mücadele Kanununu çıkaramayan Türkiye´yi gri listeden alarak, kara gri (Dark Gray) listeye dahil etti.

´´Karapara aklama ve terörün finansmanıyla mücadele konusunda önemli eksiklikleri bulunan fakat bu eksiklerin giderilmesine dönük çalışmaları yetersiz olan, riskli ülkelerin´´ yeraldığı kara gri lisdede Türkiye´nin yanı sıra Etiyopya, Suriye, Kenya, Küba, Bolivya, Srilanka ve Myanmar bulunuyor.

Dark listenin 2 ülkesi ise İran ve Kuzey Kore olarak belirleniyor.

Bu arada Genel Kurulda, daha önce Türkiye ile birlikte gri listede yer alan Yunanistan, Azerbaycan ve Ukrayna, taahhütleri çerçevesinde eksikliklerini giderdikleri için izleme listelerinden çıkarıldı.

Türkiye, Terörün Finansmanıyla Mücadele Kanununu çıkarmadığı sürece, Dark Gray Listede kalacak. FATF´ın bundan sonraki ilk Genel Kurulu Ekim ayında Paris´te düzenlenecek. Ancak, Meclis´in yeni yasama dönemine 1 Ekim´de başlayacağı dikkate alındığında, ilgili düzenlemenin o tarihe kadar yasalaşmasına ihtimal verilmiyor.

FATF´ın sonraki Genel Kurulu Şubat 2012´de gerçekleştirilecek. Türkiye, ilgili Kanunu 2011 yılı sonuna kadar çıkarırsa, Şubat´taki Genel Kurulda, Türkiye´nin kara listeden çıkması mümkün olabilecek.


Ünlü şarapçı bağda öldü

Yaşam-Magazin No Comments »

Sevilen Şarapları nın sahibi kalp krizinden öldü

İZMİR’in ünlü markalarından Sevilen Şarapları’nın Yönetim Kurulu üyesi 47 yaşındaki Rasim Güner, Denizli’de firmaya ait bağda kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

Türk şarap sektörünün önde gelen firmalarından olan Sevilen Şarapları, firma ortağı Rasim Güner’in ölümüyle sarsıldı. Bugün sabah saatlerinde bir grup arkadaşıyla firmanın Denizli’deki üzüm bağına giden Rasim Güner, öğle saatlerinde bağda yemek yerken aniden rahatsızlandı.

Fenalaşan bir çocuk babası Güner’in arkadaşları, durumu sağlık ekiplerine bildirdi. Ambulansla Buldan Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Güner’in kalp krizi geçirip yaşamını yitirdiği belirlendi.

Güner’in cenazesinin otopsinin tamamlanmasının ardından toprağa verilmek üzere İzmir’e gönderileceği öğrenildi.

Denizli’nin Güney İlçesi’nde Sevilen Şarapları’nın 450 dönümlük bağına Rasim Güner’in sık sık geldigi belirtildi.


Rekor büyümeye iş dünyasından tepkiler

Makro Ekonomi No Comments »

Türkiye nin 2011 in ilk çeyreğinde yüzde 11 lik büyüme ile dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi olması iş dünyasında büyük yankı buldu

İşte ilk çeyrekteki rekor büyüme rakamlarına yönelik ilk tepkiler:

İTO BAŞKANI YALÇINTAŞ: BÜYÜMEYİ ÖZEL SEKTÖR SIRTLIYOR

İstanbul Ticaret Odası(İTO) Başkanı Murat Yalçıntaş, Türkiye’de büyümeyi özel sektörün sırtladığını vurgulayarak, “Daha önceki dönemde olduğu gibi bu dönemde de özel sektör yatırımları çok önde. Hükümetin ve ekonomi yönetiminin çalışmalarının özel sektörün önünü açması bu başarının anahtarıdır” dedi.

İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş yaptığı yazılı açıklamada, ekonominin ilk çeyrekte yüzde 11’lik rekor büyümesini değerlendirdi. Yalçıntaş, 2009’un son çeyreğinden itibaren 6 çeyreklik kesintisiz yüksek büyüme oranları gerçekleştiren Türkiye ekonomisinin bütün dünyanın ilgi odağı olmaya devam ettiğini kaydetti. Yalçıntaş, “Beklentilerin bile üzerinde gerçekleşen bu büyümede özel sektör sabit yatırımlarının yüzde 38.3 artması, iş dünyasının ekonomiye güvenini ve geleceğe ümitle baktığını gösteriyor. Açıkça söyleyebilirim ki büyümeyi Türkiye’de özel sektör sırtlıyor. Daha önceki dönemde olduğu gibi bu dönemde de özel sektör yatırımları çok önde. Hükümetin ve ekonomi yönetiminin çalışmalarının özel sektörün önünü açması bu başarının anahtarıdır” dedi.

MÜSİAD: ÖZEL SEKTÖR YATIRIMLARI İLK ÇEYREĞE REKOR BÜYÜME GETİRDİ

MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan, özel sektör yatırımlarının, yılın ilk çeyreğinde yüzde 38 oranında bir artış göstererek en yüksek büyümeyi gerçekleştiren kalem olduğunu vurgulayarak, özel sektörün toplam büyümeye 9 puan katkı yaptığını kaydetti.

MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan yaptığı yazılı açıklamada büyüme rakamlarını değerlendirdi. MÜSİAD olarak beklentilerinin Türkiye Ekonomisinin 2011 yılının ilk çeyreğinde önemli bir oranda büyüyeceği yönünde olduğunu belirterek, “Zira, yılın ilk 3 ayındaki sanayi üretim endeksi, kapasite kullanım oranı gibi yıllık bazda artış gösteren indikatörler bize böyle bir işaret veriyordu. Sonuçta ortaya çıkan sonuç, önceden beklenen bir gelişme olmakla beraber ortaya çıkan yüzde 11 oranı, beklentilerin üstündedir” dedi. Talep kısmını gösteren ve harcamalar yöntemiyle hesaplanan GSYH verilerine göre, bu büyümeye en büyük katkıyı 2010 yılı genelinde olduğu gibi özel sektör yatırımları ve tüketim kalemleri yaptığını kaydeden Vardan, özel sektör yatırımlarının, yılın ilk çeyreğinde yüzde 38 oranında bir artış göstererek en yüksek büyümeyi gerçekleştiren kalem olduğunu ve toplam büyümeye 9 puan katkı sağladığını belirtti.

ASO BAŞKANI ÖZDEBİR: ÖNEMLİ OLAN SÜRDÜRÜLEBİLİR OLMASI

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, bugün açıklanan 2011 yılı birinci çeyrek büyüme rakamlarının sevindirici olduğunu belirterek, “Ancak önemli olan büyümenin sürdürülebilir olması” dedi.

ASO Başkanı Özdebir yaptığı yazılı açıklamada, hem işsizliği azaltmak hem de halkın refahını yükseltmek için Türkiye’nin hızlı büyümek zorunda olduğunu belirterek, “Bu nedenle yüzde 11’lik büyüme sevindiricidir. Ancak, hızlı büyümenin beraberinde getirdiği yüksek cari işlemler açığı da bir sürdürülebilirlik riski oluşturmaktadır. Bu nedenle cari işlemler açığındaki artışı frenlemek gerekir. Ekonomi yönetiminin aldığı tedbirlerin yılın geri kalan bölümünde etkilerini göstermesini bekliyoruz. Ancak biz, cari işlemler açığının azaltılması için ekonomik büyümeden feragat etmek yerine cari işlemler açığını azaltacak yapısal destek ve tedbirlerin alınması ve ekonomik politikaların buna göre belirlenmesi gerektiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

AGSD BAŞKANI KARAKUŞ: BÜYÜME BÜYÜLEYİCİ, TEK KELİMEYLE OLAĞANÜSTÜ

Ankara Giyim Sanayicileri Derneği (AGSD) Başkanı Canip Karakuş, 2011 yılı ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisinin yüzde 11 büyümesini “Büyüleyici, tek kelimeyle olağanüstü” olarak değerlendirdi.

Ankara Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Canip Karakuş’un yaptığı yazılı açıklamaya göre, 2010 yılında yakalanan yüzde 8.9 oranında büyümeden sonra, 2011 yılı ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisinin yüzde 11 büyümesini “Büyüleyici, tek kelimeyle olağanüstü” olarak değerlendirdi. Hükümetin cari açığı aşağı çekmeye yönelik önlemleri ve bankaların kredi hacimlerini daraltmaya yönelik tedbirlerinin haklılığının büyüme rakamlarında da ortaya çıktığını belirten Karakuş, “Yüzde 17.2 oranında rekor büyüyen ticaret sektörü iç talepteki canlılığın bir ifadesi. Cari açık konusunda dikkatli olmamız gerektiğini büyüme rakamları da ele veriyor. Büyüme rekora vurdu ancak cari açık sorunu iyot gibi açığa çıktı. Sürdürülebilir bir büyüme adına önemli adımlar gördüğümüz Türkiye ekonomisinin inşaat, bankacılık gibi sektörlerde balonların şişmemesine özen göstermesi gerekir. Ancak Türkiye’ye dışarıdan bakan bir kişinin, ekonominin büyüme performansına parmak ısırmaması mümkün değil” ifadelerini kullandı.

TÜRKONFED: "GÜÇLÜ BÜYÜME SÜRECİ DEVAM EDİYOR"

TÜRKONFED (Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu) Yönetim Kurulu Başkanı Erdem Çenesiz, GSYİH’nin yüzde 11 ile beklentilerin üzerinde bir artış gösterdiğini belirterek,  bu artışın geçen senenin son dönemindeki yüzde  3,6 artışın üzerine gelmesinin, güçlü büyüme sürecinin devam ettiğinin bir göstergesi olduğunu bildirdi. Çenesiz, “Türkiye ekonomisi, dünya ekonomisindeki yavaşlamaya rağmen hızlı bir büyüme performansı sergiliyor” dedi. 

Türkiye ekonomisinde hızla büyümenin devam ediyor olmasının ekonomideki ısınma tartışmalarını desteklediğini söyleyen Çenesiz, sözlerine şöyle devam etti: “Veriler, ilk dönemde büyümede özel sektör tüketim ve yatırım harcamalarının itici bir rol oynadığını gösteriyor. Bu da aslında kredilerdeki yüksek artışla uyumlu. Merkez Bankası’nın kredi büyümesini sınırlamak için uygulamış olduğu yeni politika bileşiminin yılın ilk çeyreğinde ekonomiyi soğutamamış olduğu görülüyor."

Çenesiz, Mayıs ayı dış ticaret verilerinin bu tabloyu gözler önüne serdiğini sözlerine ekleyerek, “Dış ticaret açığı 10 milyar 57 milyon dolar ile yükselmeye devam ediyor. İthalat yüzde 42,6 artarken ihracatın sadece yüzde 11,7 artması cari açık üzerindeki endişeleri artırıyor. Cari açık gayrisafi yurtiçi hasıla oranının yüzde 8’in üzerine çıkacağı beklentileri ise güçleniyor” dedi.


Nomura faiz artırımı beklemiyor

Para Piyasa No Comments »

Nomura, ilk çeyrek büyüme verisi sonrası beklentilerini bildirdi. Ayrıntılar şöyle

Türk ekonomisi, ilk çeyrekte yıllık bazda % 11 büyüme kaydetti. TCMB ise ekonominin durgun seyrettiğini ve herhangi bir ısınma göstermediği görüşünde. Çeyreksel bazda da büyümede hızlı yükselişler var. Mevcut ortamda, dünyada hiçbir ekonomi bu hızda büyüme gösteremiyor.

TCMB´nin son değerlendirmeleri, bize 2006 yılını hatırlatıyor. Bu dönemde ekonomi aşırı ısınırken tercih edilen güvercin duruşlu politikalar, para biriminde aşırı zayıflamaya neden olmuştu. TCMB´nin erken faiz artırımına gideceği yönündeki beklentimizde yanıldık. Artık Temmuz ayında bir faiz artırımı kararı beklemiyoruz. Enflasyon ve büyüme tahminlerimizi yeniden incelemeye alıyoruz. Her iki beklenti de yukarı yön ihtimali oldukça güçlü.


Penisiyle ses rekoru kırdı

Yaşam-Magazin No Comments »

Dünyanın en gürültücü hayvanı bulundu! Ancak asıl sürpriz, hayvanın bu sesi çıkarma şekli

Fransız ve İskoç bilimciler, yıllarca süren araştırmalar sonucunda, cüssesine kıyasla en fazla ses çıkarabilen hayvanı tespit etti.

Sadece 2 milimetre boyundaki tatlı su böceği Micronecta scholtzi, kendisine çiftleşecek eş ararken 99.2 desibele kadar ses çıkarmayı başararak dünyanın en gürültücü hayvanı ünvanını kazandı. Ancak asıl ilginç olan, su böceğinin bu sesi, penisini karnına sürterek çıkarması.

Biyolog ve mühendislerden oluşan ekip, bugüne kadar ses değerlerini kaydettikleri hayvanlar arasından bu böceğin birinci gelmesini şaşkınlıkla karşılamış. Micronecta scholtzi’nin çıkardığı sesin şiddetinin ortalama 78.9 desibel olduğunu belirten araştırmacılar, bunun hareket halindeki bir yük treninden çıkan sese denk olduğunu vurguluyor.

Böcek suda yaşadığı için çıkan ses havaya çıkana kadar yüzde 99 oranında hafifliyor. PLoS One bilim bülteninde yayımlanan makaledeki bilgikere göre, kalan yüzde 1’lik oran bile insan kulağının duyacağı yükseklikte.

Nominal ses yüksekliği açısından Micronecta scholtzi’yi geçenler elbette mevcut. Örneğin mavi balinanın çıkardığı sesin şiddeti 188 desibeli bulabiliyor. Ancak gövdeye oranlandığında hiçbir hayvan minik su böceğinin koltuğunu sarsamıyor.


Büyük zarar etti!

Yaşam-Magazin No Comments »

Dünyanın en ünlü müzik ve sosyal ağ sitelerinden MySpace satıldı

Medya devi Rupert Murdoch’a ait NewsCorp 2005 yılında 580 milyon dolara aldığı MySpace’i 30 milyon dolara Specific Media isimli şirkete sattı. MySpace CEO’su mike Jones şirket içinde yolladığı bir elektronik postayla çalışanlara satışın kesinleiştiğini duyurdu. Anlaşma koşullarına göre NewsCorp satış karşılığında Specific Media’nın bir kısım hissesini satın alacak. Şirketin satıştan sonra kalan 400 çalışanından 150’sini işten çıkarması bekleniyordu. CEO Mike Jones bunu doğru olduğunu söyledi ancak kaç kişinin  çıkarılacağı ile ilgili bilgi vermedi.


Aydın Ayaydın’ın acı kaybı

Gündem No Comments »

CHP İstanbul milletvekili Prof.Dr. Aydın Ayaydın ın kayınvalidesi Sultan Türkoğlu bugün hayatını kaybetti

86 yaşındaki Türkoğlu, uzun süredir İstanbul Alman Hastanesi’nde tedavi görüyordu. Merhumenin cenazesi yarın Ataköy 5. Kısım Camii’nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Avcılar Aile Kabristanı’nda toprağa verilecek.


75 milyon dolarlık teminat yandı

Makro Ekonomi No Comments »

Elektrik dağıtım ihalelerinde şok: 6 elektrik dağıtım bölgesinden 5 i için ek teminat yatıran olmadı

Yılan hikayesine dönen elektrik dağıtım ihalelerinde süreç, ek süre verilmesiyle tam netleşti derken, bugün yine karıştı. İhaleyi kazanan şirketlerin 31 Mayıs’ta dolan ilk süre için Özelleştirme İdaresi başkanlığı (ÖİB), yüzde 2 ek teminat şartı ile 3 ay ek süre vermiş ve şirketlerin ek teminatlarını 30 Haziran’a kadar yatırmaları şartını getirmişti.

6 BÖLGEDEN SADECE 1′İ İÇİN TEMİNAT YATTI

Fakat bugün 6 elektrik dağıtım bölgesinde ÖİB’nin koyduğu şarta uyarak gerekli ek teminatı yatıran sadece en küçük bölge olan Dicle Elektrik Dağıtım ihalesinin kazananı Karvil&Ceylan Ortak Girişim Grubu oldu. 6 bölgeden 5′inde yatırılmış olan 75 milyon dolarlık teminat yandı. Böylece elektrik dağıtım ihalelerinde yeni bir kaos dönemi başladı.

ÖİB’nin süre uzatımı ve ek teminata ilişkin açıklamasında "Ek süre talebinde bulunan teklif sahiplerine, ihalede teklif ettikleri bedelin % 2’si oranında ek geçici teminatın 30.06.2011 tarihi mesai bitimine kadar İdaremize teslim edilmesi şartıyla 29.08.2011 tarihi mesai bitimine kadar ek süre verilmiştir.

Söz konusu ek geçici teminatların 30.06.2011 tarihi mesai bitimine kadar İdaremize teslim edilmemesi halinde, teklif sahiplerinin geçici teminatları irat kaydedilecek ve Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararında yer alan bir sonraki Teklif Sahibi sözleşmeye davet edilecektir" denilmişti.

Ek teminatların yatırılmamasının ardından şimdi firmalar tarafından ihale sürecinde yatırılmış olan geçici teminatlar da yanmış oldu.

Peki hangi firmanın hangi ihaleden ne kadarlık geçici teminatı yanma riskiyle karşı karşıya?

Şimdi Özelleştirme İdaresi’nin açıklamasındaki hükümlerin uygulanması gerekiyor. Yani 5 elektrik dağıtım bölgesi için 188 milyon dolar ek geçici teminat yatırması gereken şirketler, bugün bu teminatı mesai saati bitimine kadar yatırmadıkları için ihaleye katılmak üzere yatırdıkları toplam 75 milyon dolarlık geçici teminatları da yanmış oldu. Süre uzatımı nedeniyle 193 milyon dolar civarında bir ek teminat bekleyen devlet, sadece 4.5 milyon dolarlık Dicle Elektrik Dağıtım teminatını hesaplarında görebildi.


Apo hapisten çıkarılacak mı?

Gündem No Comments »

Kürt sorunu üzerine yazılarıyla tanınan Bejan Matur a göre, BDP Kandil den daha sert. Öcalan ise hapisten çıkacak

Türkiye’de seçim sonrası yaşanan siyasi krizde Kürtler ne düşünüyor? Kriz bir şiddet sarmalına dönüşebilir mi? TBMM’yi boykot eden vekillerin aklında ne var?

Bejan Matur, Türkiye’de Kürt sorunu üzerine düşünen, yazan, sağlam kaynaklara rahatlıkla ulaşabilen bir isim. Türkiye’de BDP’li milletvekillerinin yeni Meclis’i boykotuyla başlayan süreci yakından izliyor.

Ona göre bugünlerde Türkiye’nin karanlık döneminde taraflar Meclis üzerinden hesaplaşma içinde. Abdullah Öcalan’ın bu süreçte etkin bir rol üstlendiğini belirten Matur, TBMM’ye gelmeyen bağımsız milletvekillerinin grup toplantılarını Diyarbakır’da yaparak fiilen özerklik ilan ettiklerini dile getiriyor.

Bejan Matur, Kürt siyasetçilerin boykotunu ve diğer gelişmeleri Euronews’a değerlendirdi.

- Türkiye’de genel seçimlerin yapıldığı 12 Haziran; 13 Haziran’da oluşan tablo ve son olarak milletvekillerinin yemin törenini boykot ettiği 28 Haziran tarihleri perspektifinden değerlendirdiğinizde Kürt meselesinin nereye gittiğini düşünüyorsunuz?

Bejan Matur: 12 Haziran’a kadar ki süreçte gerek beklentiler gerekse iddialar çok başka türlü şekilleniyordu. Ak Parti’nin bu kadar büyük bir çoğunlukla iktidara gelebileceği, MHP’nin barajı geçip geçemeyeceği, BDP’nin nasıl örgütleneceği tam olarak bilinmiyordu. 13 Haziran sabahı ortaya çıkan tablo şöyle oldu: AK Parti açısından büyük bir zafer, büyük bir başarı vardı. MHP’nin barajın üzerinde kalması Türk toplumunun bazı reflekslerini ortaya koydu. Bağımsız adaylarla seçime giren BDP’nin ne kadar örgütlü bir yapı olduğunu görmüş olduk. Bence seçimin iki galibi vardı: AK Parti ve BDP. CHP hayalkırıklığı yaşadı. Bu tablo, AK Parti’nin iki seçmenden birinin oyunu alması, siyasi ve ekonomik istikrar beklentisi ile açıklanabilir. AK Parti’nin güven duyulan, güven veren bir yapı olduğu düşüncesi var. Ama yemin töreninden sonra yaşananlara bakıldığında, bugün AK Parti’nin bu zaferine büyük bir gölge düştüğünü görüyoruz. Bu da açıkça görüldüğü gibi başbakanın zaferinin tadını çıkarmasını engelliyor.

- Peki BDP açısından baktığınızda nasıl görüyorsunuz bu tabloyu?

Bejan Matur: Bence BDP’yi bütün partilerden ayrı değerlendirmek gerekir. Yapılanış biçimi, şeması, teşkilat yapısı diğer partilere benzemiyor. Farklı dinamikleri var. Farklı bir siyasi kültüre dayanıyor. Seçim barajı meselesinden dolayı farklı örgütlendi. 36 milletvekili çıkardı. Başından beri Meclis’te olmak onlar için önemliydi. Meclis’e girmek biraz meydan okuma gibiydi. “Herşeye rağmen biz orada olacağız” dediler. Bugün yaptıkları da başka bir meydan okuma. “İstediklerimiz olmaz ise gelmeyiz” dediler ve Meclis’e gitmediler. Fiilen demokratik özerklik ilan ettiler. Diyarbakır’da toplanarak fiili bir durum oluşturdular bir anlamda.

- Bunu Türkiye’deki demokrasi açısından sağlıklı buluyor musunuz? İnsanlar vekillere kendilerini temsil için oy verdi. Ama onlar parlamentoya gitmiyorlar?

Bejan Matur: Bu bir siyasal kriz. Bu çok net. Ama bu krizin yol açabileceği olumlu bir durum olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de yasa, yasama, hukuk çok sorunlu. Bu siyasal krizin sebebi hukuktan kaynaklanıyor. Yasaların yanlış oluşturulmasından kaynaklanıyor. Elimizdeki bir darbe anayasası. Hala darbe zihniyetinin etkisiyle hukuk dışı, demokrasi dışı uygulamalar var. Krize de bunlar neden oluyor. Belki bu kriz sayesinde bugüne kadar göz ardı edilen bu sorunlar çözülebilir. Başbakanın bu kadar ağırdan almasının ve muhalefetin hamlesini görmek istemesinin iyi bir kriz yönetimi olduğunu düşünüyorum. Bu sorunun çözüm yeri Meclis. Mademki tüm taraflar bu durumdan rahatsız o zaman oturup yeni anayasayı yapmaktan kaçamazlar. Bu krizi bir fırsat olarak görüyorum.

- Peki Kürt halkı sorunlarının Meclis’te Ankara’da çözüleceğine inanıyor mu?

Bejan Matur: Mutlaka inanıyorlar. Oy verirken, Ankara’da görülmek için, “şu değerlere inanıyoruz” demek için oy veriyorlar. Merkez siyasetin içinde olsunlar diye oy veriyorlar. Birde şöyle düşünmek lazım, Kürt meselesinin şiddet sarmalından çıkabilmesinin tek yolu, demokratik siyasetinin kanallarını kullanmak. Bu açıdan BDP’nin desteği ile seçilen vekillerin, kendi seçmenlerine karşı sorumluluklarının fazla olduğunu düşünüyorum.

- Peki boykot kararı tabanda destek görüyor mu?

Bejan Matur: BDP seçmenini tek tip düşünmemek gerekiyor. Evet, politik olarak kendisini BDP ve PKK ile özdeşleştiren bir kitle var ve bu kitle, boykot kararını net bir şekilde destekliyor. Çünkü her şeyden önce BDP’nin dayandığı siyasal gelenek, tepeden inmeci bir karar sürecini zorunlu kılıyor. Orada bireylerin tek tek düşüncelerinin pek de bir önemi yok. Kararlar yukarıdan alınıyor. Bütün taban bir kitle ruhu ile hareket eder. Orada romantizm, milliyetçilik gibi pek çok duygu etkili oluyor ve bu bir siyasi tavır haline geliyor.

BDP’nin ikinci tip seçmeni diyeceğimiz kitle ise daha kültürel bir tercih ile sandık başına gidiyor. Siyasal olarak BDP ve PKK ile kesişme noktaları az olsa bile Kürt kimliğini merkeze aldığı için seçim tercihini o yönde kullanıyor. Bu kesimde boykot kararının net bir şekilde desteklendiği söylenemez. Ama yine de şunu belirtmek gerekir, hali hazırdaki durumda yaşanan adaletsizlik duygusu Türkiye’de hemen tüm kesimleri rahatsız etti zaten. Hatip Dicle’nin 78 bin kişinin oyunu aldıktan sonra mazbatasını almamasını kimse kabul edemez. Hatip Dicle’nin de Mehmet Haberal, Mustafa Balbay ve diğerleri gibi vekilliğinin sabitlenmesi, ama tutuklu kalması seçenek olabilirdi. Ona oy verenlerin sitem içinde olması anlaşılır bir durum. Ama o sitem Meclis’e gitmeyin anlamına gelmez. O karar, yani Meclis’e gidilmemesi yukarıdan alınan, pazarlık edilmesi için alınan bir karar.

- Yani Öcalan’ın ve PKK’nın etkisi var bu kararda değil mi?

Bejan Matur: Elbette. Bakın Hatip Dicle çok sembol bir isim. Hatip Dicle’nin temsil ettiği değerler PKK’nın değerleri. O kadar bedel ödemiş. Bunu şuradan görebiliriz: Neden Leyla Zana değil de Hatip Dicle yasaklı. İkisi de aynı dönemde ilk kez Meclis’e seçildi. İkisi de tutuklandı ve hapis yattı. Aynı yollardan geçti. Ama ikisi daha sonra yollarını ayırdı. Çünkü Leyla Zana emir komuta zincirinde yaşamayan bir kişi. Ahmet Türk de öyle. Ama bazıları mantalite olarak, yapıyı, değerler anlamında temsil ediyor. Hatip Dicle’nin sorun olması hukuken başka bir şeydir. Onun durumu, temsil ettiği değerlerle sembolik açıdan ancak Leyla Zana ile kıyaslanarak anlaşılabilecektir. Tabanın Hatip Dicle de bu kadar ısrar etmesi bir değer dünyasına atıftır. Bir de şu var: Ben Haberal ve Engin Alan meselesinde de bunun çok geçerli olduğunu düşünüyorum. Türkiye, son 50 yılı darbelerle yaşanan son 30 yılını da PKK’yı üretmiş olan, Ergenekon’un suç tablosunu oluşturan bir karanlık dönemden geçti. Son 30 yılın kurbanları ve failleri var. Haberal’a bu kadar sahip çıkmak, Hatip Dicle’ye bu kadar sahip çıkmak, o dönemin tarafları açısından bir vefa gösterisi, kendi içlerinden verdikleri kurbanlara sahip çıkma çabasıdır. Başbakanın “niye onları değil de başkalarını aday göstermediniz?” sözü çok doğru bir söz. Ama iktidar partisini de şu noktada eleştiriyorum. Kriz oluşana kadar ki süreçte karşı tarafı biraz çözüme zorlayıp bir uzlaşma arayışı yapabilirdi. Leyla Zana’yı ya da Ahmet Türk’ü çağırıp tutuklu vekillerin aday gösterilmesini belki engelleyebilirdi.

- Krizin sona ermesi BDP açısından nasıl bir çıkış olabilir?

Bejan Matur: AK Parti Diyarbakır değil de Hakkari’de ara seçim öneriyor. Bu hakkaniyetli bir çözüm değildir. Sorunun oluştuğu yer Diyarbakır ise çözüm orada aranmalıdır. Evet, Diyarbakır sorunlu ve provokasyona açık bir yer. Ama AK Parti’nin önerdiği de çok hakkaniyetli değil. BDP’li bir vekilin yerine Hatip Dicle’nin seçilmesi öneriliyor ama toplamdaki sayı da önemli. Seçim yenilenir mi bilmiyorum ama özellikle BDP açısından ciddi bir pazarlık kozu olarak sonuna kadar kullanılacağını düşünüyorum.

- Peki bu durumda, sizce ipler kopar ve bu kriz şiddete dönüşür mü?

Bejan Matur: Burada Öcalan faktörü çok önemli. İtidal çağrısı yapıyor sürekli. Tarih veriyor. Şimdi 15 Temmuz dedi. Daha etkili bir görüşme süreci başlatıldığını belirterek tabanını tutuyor. Son olarak Cengiz Çandar’ın raporuna da bakıldığında devlet içinde bir aklın Öcalan’ı da içine alan bir çaba harcadığı görülüyor. Şiddet’in önlenmesi için buna güvenilebilir. Öcalan’ın söyledikleri kendi tabanında etkili. 15 Temmuz’u 15 Eylül’e atabilir mi göreceğiz.

- Bu sürecin sonunda sizce Öcalan hapisten çıkar mı?

Bejan Matur: Hedef o gibi görünüyor. Ama 3 yıl mı 5 yıl mı bilmiyorum. Hedef kesinlikle bu. Çünkü Öcalan dışında bir formül bulunmadı. Ne yazıkki şu anda en makul ses de ondan geliyor. Zaten Kürt siyasi hareketinin en önemli sorunu da bu. Çünkü ben kitabımda da (Dağın Ardına Bakmak) bunu yazdım. Siyasetin içindeki isimler dağdakilerden daha sertler, daha radikaller. İşin sahibi olmayınca bir sözcü konumuna düşüyorsunuz ve çok daha katı bir söylem içine giriyorsunuz. Bu da BDP’yi sorunlu hale getiriyor. Kürt sorunun çözümünü gerçekten samimiyetle istiyor muyuz? Belki de bunu sorgulamamız gerekiyor.


Meclis Başkanı adayı belli oldu

Gündem No Comments »

Başbakan Erdoğan, Meclis Başkanlığı na aday gösterdikleri ismi açıkladı

AK Parti’nin meclis başkanlığı için adayı Cemil Çiçek oldu. Ayrıntılar geliyor…



Internet Internet blogs TopOfBlogs