Bilgicik.net 'e Hosgeldiniz...
Bilgi'nin Paylasildigi Site!
Author: emoli1
• Pazar, Kasım 20th, 2011

Zeynep Değirmencioğlu nun 2012 beklentileri…

İngiltere Kraliyet Akademisi’ne bağlı bir “gizem okulu”ndan mezun olduğunu söyleyen Zeynep Değirmencioğlu, kendi hikâyesini, astrolojiyi ve gelecekte Türkiye’yi nelerin beklediğini anlattı

Zeynep Değirmencioğlu, kendi sorularına yanıt bulmak için 1974’te astrolojiyle uğraşmaya başlamış. Tam 7 yıl bir üniversite hastanesinde misafir araştırmacı olarak çalışmış. Binlerce harita incelemiş. Ama onun hayatındaki en ilginç, ona yön veren hikâye Yunanistan’da eski bir kadim bilimler okuluna giden babaannesi. Değirmencioğlu da babaannesinin izinden yürümüş, o da İngiltere Kraliyet Akademisi’ne bağlı benzer bir okula gittiğini belirtiyor. Pek çok ünlü danışanı var ama “bir tür Hipokrat yemini ettiğini” söyleyerek isimlerini açıklamıyor. İşte gizemli bilimlerin peşinde hayatın gerçeğini arayan Değirmencioğlu’nun hikâyesi ve Türkiye’nin 2012 yıldız haritasının sonuçları…

Kimdir Zeynep Değirmencioğlu? Hayata değişik pencerelerden bakmayı daha 4 yaşında öğrenmiş bir varlık, cevabını veririm. Beni müthiş etkileyen babaannemden, onun yetiştiği ve yine beni çok etkileyen yaradılışın sırlarını, ruhun derinliklerini öğreten bir “gizem okulu”ndan söz edebilirim sonra…

O zaman biz de, nedir bu “gizem okulu” diye sorarız… Bu, aslında bir öğreti. Bu okullar eski Mısır’dan bu yana gelir. Oralarda eğitim almış filozoflar bu okulu Avrupa’ya taşımış. Kısaca, Antik Yunan’dan Roma’dan günümüze gelen bilimi okutan bir okul.

Cehaletime verin ama Harry Potter’ın okulu gibi mi? Tam olarak öyle sayılmasa da burada da sihir var. Gizem okulları geçmişte 20 yıl eğitim verirmiş.

Neredeyse ömrün üçte biri… İyimser bakarsak dörte biri aslında. Ama 20 yıl süren eğitimde, kişinin içinde kayıtlı olan bilgilerin aklında uyanmasını ve dünyayı geleceğe taşıyarak öncülük yapmasını sağlayan bilimleri okumuşlar. Antik, kadim dilleri ve sembolizmi öğrenmişler…

Demek babaanneniz bu okullardan birinden çıktı. Neydi okulun adı? Babaanneminki, Girit’teki hermetik okulların sonuncusu. Ama adını bilmiyorum. Ben de İngiltere’de Kraliyet Akademisi bünyesinde hermetik bir okula gittim.

Kadim diller nedir peki? Bugün unutulmuş diller. Mesela Mu medeniyetinin lisanı. Antik dillerden biri de Hintlilerin kullandığı Sanskiritçe. Ayrıca İsa’nın ve Musa’nın da bu okullardan yetiştiği ifade edilir. I Burayı tam anlayalım. İfade mi edilir, rivayet mi? Rivayet değil. Tarihte ifade edilmiş. Mesela Musa’nın orada okuduğu, sonra kazayla birini öldürdüğü için okuldan kaçıp dağa çıktığı anlatılır.

Bu okullar dine aykırı değil mi? Hiçbir bilim, dine aykırı değil. Bu okullarda kozmoloji de öğretiliyordu.

SİHİR VE KEHANET

Nedir Kozmoloji? Cosmos’tan mı geliyor? Gök bilimin o zamanki ezoterik tanımı. Psikoloji, fizik, özel bir tıp olan arşimi gibi bilimler de öğretilirdi.

“Arşimi ne” diye soracağım beni döveceksiniz… Arşimi; maden, sıvı, otlar ve bazı maddelerin karışımıyla yeni bir madde elde edilmesidir. Günümüzdeki kimyanın ilk uygulanışı.

Yine aynı yere döneceğim ama Harry Potter’daki gibi şeyler mi öğretiliyor ? Bunlar okült sanatlar. Burada devreye sihir ve kehanet de giriyor. Ayrıca astroloji de öğretiliyordu.

Peki bütün bu öğretileri alan kişilerin ortak özelliği neydi? Bunlar maddede manayı bulan, ruh uyandırıcılar, karakter dökümcüler, toplum organizatörleri, var edilen hakikat uğruna ölümü yararlı ve yüce bir eylem olarak bellemiş, adanmış kişilerdi. Bu insanlar edebiyat ve sanatın temelini atmıştır.

Herhalde okulların mantalitesi de buydu; maddede manayı bulmak. İnsanlığa atfedilen de budur. İnsan dediğimiz varlık, bitki ve hayvan türlerinin üstündedir. Diğer tarafta meleklerin de üstündedir.

‘İYİ VE KÖTÜ YOK’

Ya kötülük yapma sanatı? Kötülük yapma sanatı öğretilemez. Kötülükten korunma sanatı öğretilir. İyi ve kötü diye bir şey yoktur, insanın algılama farklılığı vardır. Düşüncenin olumsuz oluşu vardır. Kötü insan yoktur, aklın işletiliş biçimi kötüdür.

Astrolojiye değinmek istiyorum. Biliriz ki, Tanrı ile kul arasına girilmez. Astrolojik haritalara inanan bu kuralı bozar mı? Hayır. Eğer kişi gereken saygıyla astrolojiyi uyguluyorsa Tanrı ile kul arasına girmez. Astroloji, okulun, doğmadan önce yaradanıyla dünya boyutunda yapacaklarını anlattığı sözleşmeyi tercüme eder.

Siz böyle bir sözleşmeyle mi geldiniz dünyaya? Onu söyleyemem. Her insan bir sözleşmeyle doğar, sonra bunun ana hatlarını unutur, unuttuklarını hatırlatan bir araçtır astroloji.

‘ASTROLOJİ BİLİMİN ÇATISIDIR’

Nedir bu astroloji? Bugün bir müspet ilim olarak kabul edilen astronominin doğuşundan tutun da, müzik, hukuk, tarım, tıp astrolojinin gözlemleriyle vücut bulmuş bilimlerdir. Kısaca bilimin çatısıdır. Bugün artık müspet ilimlerden sayılmaya gidiyor, iade-i itibar kazanıyor astroloji.

Bilimin çatısı? Bu çok iddialı bir laf değil mi? İddialı ama öyle. Bu konuyla 28 yıldır ilgileniyorum. Bugünkü bilim insanları da, antik çağda yaşamış filozoflar da aynı konuda birleşiyor: Gökyüzü incelenmiş, insan içindeki tohumlar çatlamış.

Astolog olunmaz doğulur diyorsunuz. Bir sürü astrolog var, herkes kendine göre harita çıkarıyor. Bu kişiler için biz astrolog kelimesini kullanmayız, “yıldız bilimini inceliyor” deriz. Hiçbir zaman “şu olacak” gibi kesin bir cümle kullanamazsınız. Olasılıklar ve kişinin potansiyelini anlatır. Astroloji kişinin sözleşmesindeki seçimlerinin hayata geçirilmesini sağlar.

İnsanların kaderlerini yönlendirmiyorum diyorsunuz yani. Hem hayır hem evet. İnsana varoluş yörüngesini uygun kullanırsa kendine de, evrene de, ülkesine de nasıl faydalı olacağını gösteriyoruz. Yeteneğini bulduruyoruz, kendine hükmetmesini sağlıyoruz.

‘2012’DEN İTİBAREN TÜRKİYE’NİN ÖNÜ AÇIK’

2012’de Türkiye’yi neler bekliyor? Girdiğimiz süreçte dikkat çeken, ezber bozacak önemli bir hadise var. O da 10 Aralık 2011’deki tam Ay tutulması.

İyi bir şey mi bu? İyi, güzel ve umutlu konuşmak isterim. Bundan önceki tutulmaların sonları, doğal afetleri, olumsuzlukları ifade etmişti. I Makus talih bu kez değişiyor mu? Öyle. Bu tutulma 45 gün içinde terörde dalgalanmalar yapıp sonra düzelmeye geçişi sağlayacak gibi görünüyor.

Yani Ay tutulmasından 45 gün sonra teröre çözüm yolu açılabilir mi? Ayrıca ekonomi, tarım ve eğitimde de birtakım düzenlemeler olacak.

Ya Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz? Bu işten sorumlu devlet bakanımız Egemen Bağış Boğa burcu. Güneş 2 derece 25 dakika Boğa’da. Ay burcu da Akrep’te, Türkiye’yi savunabilecek güç Egemen Bağış’ta vücut bulmuş.

Tamamen siyasi görüşün dışında bir yorum yapıyorsunuz herhalde? Tabii. Potansiyelini okuyorum.

Avrupa Birliği’nin durumu da pek parlak görünmüyor. Belki yeniden adlandırılacak çünkü ivmesini tamamladı.

Türkiye’nin bu gelişmelerde rolü olacak mı? Birliğin yeniden yapılanmasına Türkiye destek olacak. Ayrıca Türkiye pek çok komşu ülke için de önem arz ediyor.

‘DÜNYA DONACAK’

Ne gibi bir önem bu? Tarıma ağırlık verilmeli, çünkü gelecekte 7 ay sürebilecek iklim değişikliği, bir donma zamanı geçirecek dünya. Ve Türkiye dünyanın tahıl ambarı olmaya müsait. I Ülkenin geleceği parlak diyorsunuz . Evet çünkü bu toprağın üzerindeki kutsal üçgen, manasını günümüze indiriyor.

Kutsal üçgen mi? O nedir? Türkiye’nin üzerinde; ruhsallığı sembolize eden, insan ve Tanrı arasındaki enerjiyi içimizde uyandıran, üç gezegen arasında kutsal üçgen diye tanımlanan bir açı var.

Faydası ne bu açının bize? Bu açı, bu coğrafyanın korunduğunun göstergesi.

Türkiye Allah koruması altında mı? İlahi sistem tarafından korunuyor diyelim.

Başka iyi haberleriniz var mı? 2012’de çok önemli bir gelişme daha olacak. 12 Kasım’da tam Güneş tutulması var. Bu tutulma, ülke üzerinde öyle köklü ve durdurulamaz bir değişime neden olacak ki, Türkiye dünyanın dikkatini bir kez daha çekecek bir zıplama yapacak.

Nasıl bir zıplama sözünü ettiğiniz? Şu anda Ortadoğu ve komşu ülkeler iç kargaşa yaşıyor. Türkiye ağabey rolüyle fazla kan dökülmesini engelleyici bir misyon üstlenecek.

haberturk


Category: Gündem  | Leave a Comment
Author: emoli1
• Pazar, Kasım 20th, 2011

İstihbarat raporları, Suriye lideri Esad ın vahim kıyamet senaryosunun detaylarını ortaya çıkardı.

Senaryoya göre Esad, Şam ve Halep’te de şiddet uygulayacak. Şebbiha örgütü ise etnik unsurları kullanarak bölgeyi istikrarsızlaştıracak

SABAH, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a ilişkin sert ifadelerinin arka planına ilişkin önemli ayrıntılara ulaştı. Son AK Parti Grup toplantısında Suriye’deki şiddetin arttığına dikkat çeken Erdoğan, "Kendisine hatırlatıyorum: Zulüm ile abad olunmaz, mazlumun kanı üzerine gelecek inşa edilmez" diyerek Esad’a uyarıda bulunmuştu. Erdoğan, "Tarih bu tür liderleri kanla beslenen liderler olarak anar. Ve Esad, sen de şu anda o sayfayı açmaya doğru gidiyorsun. Mazlumların ahını alanlar er ya da geç bunun bedelini öderler" demişti.

CADI AVI BAŞLATILDI

Erdoğan’ın bu kadar sert ifadeler kullanmasında, son 15 gün içinde Şam ve Halep’te katliamların artmasının etkili olduğu belirtildi. İstihbarat raporlarına göre, Arap Birliği’nin 3 gün süre tanıdığı Şam yönetimi bir "kıyamet senaryosu" hazırladı. Bu senaryoya göre Esad rejimi, uluslararası kamuoyundan gelen "Derhal çekil" baskılarına karşı vuruşma stratejisi uygulayacak. Hama ve Humus’tan sonra Şam ve Halep’te artmaya başlayan muhalif gösteriler sert bir şekilde bastırılacak. Türkiye’ye düşman tanımlaması yapan Beşar Esad’ın kardeşi Mahir Esad’a bağlı Şebbiha örgütü, özel infaz timleri oluşturdu. Muhalifleri yargılamadan infaz eden Şebbiha, gerekirse çatışmaları tüm etnik unsurlara yayarak bölgeyi istikrarsızlaştıracak. Suriye’de çatışmaların başladığı günden bu yana resmi olmayan rakamlara göre 7 binden fazla sivil öldürüldü, 20 bine yakın kişi yaralandı. Orduda cadı avı başlatıldı, önde gelen 14 muhalif komutan öldürüldü. Durumu şüpheli görülen tüm memurlar devlet dairelerinden uzaklaştırıldı. İhbar mekanizması ile birçok muhalif tutuklandı ve Esad yanlıları ödüllendirildi. Tecavüz edilen kadınlar öldürülüp gömülüyor. Esad yönetimi şüphelileri bile görevden uzaklaştırıyor. Yurt dışı çıkışlar sınırlandırıldı ve yabancılara yönelik saldırılar arttı. Sınır ve kıylardaki askeri birliklere Esad ailesine yakın kişiler atandı. Özellikle Türkiye sınırına sivil göçü önlemek için Hatay’a giden yollar tutuldu. 7 milyon Suriyeli’nin silahlı olması, çatışmaların kontrolden çıkabileceği kaygısını güçlendirdi.

ESAD’A VERİLEN SÜRE DOLDU

Arap Birliği’nin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a tanıdığı 3 günlük süre doldu, ancak Suriye yönetiminin kabul ettiği gözlemcilerin gönderilmesi için pazarlıklar devam ediyor. Esad’ın aralarında Türklerin de bulunacağı yabancılar tarafından denetime karşı çıktığı öğrenildi. Arap Birliği’nin tavrı, Esad yönetimine karşı Ankara- Kahire ittifakının da geleceğini belirleyecek. Arap Birliği, Suriye’ye insan hakları aktivistleri, medya mensupları ve askeri gözlemcilerle müttefik ülkelerin bağımsız üyelerinden oluşacak bir heyet göndermek için Şam ile bir mutabakat imzalanmasını istedi. Arapların yaptırımlarını durdurmak için öneriyi kabul eden Esad yönetimi ise sunulan metnin bazı bölümlerine itiraz etti. Şam yönetimi, gözlemci heyetinde sadece Arapların olmasını istedi. Esad’ın şartlarına karşı Arapların izleyeceği tutum, Türk-Arap ittifakının da geleceğini belirleyecek. Suriye’ye ilk etapta 50 kadar gözlemci gönderilmesi bekleniyor. Arap Birliği’nden, Ankara’ya, "Gönderilecek gözlemciler arasında Türkler olmasın" mesajı gelmesi halinde, Türkiye de tutumunu gözden geçirecek. Türk diplomatik bir kaynak, henüz Türkiye’den gözlemci talebinde bulunulmadığını belirtti.

İSRAİL HERONLARI, SURİYE İÇİN BİLGİ TOPLUYOR

İsrail’in, insansız hava aracı Heronları kullanarak muhaliflerin bilgilerini Şam’a aktardığı iddia edildi. Heronların iç çatışmaların yoğun olduğu Hama, Humus, Halep ve Şam’da bilgi topladığı belirtiliyor. İsrail yönetiminin ayrıca Hatay’daki tüm kampları yakından izlediği de belirtildi. Kamplarda kalan Suriyelilerin bölgedeki ziyaretlerine ilişkin görüntülerin de İsrail’de bulunduğu ifade edildi. Bir süre önce Adana’nın Karataş ilçesi açıklarında bir balıkçının ağına Heron parçaları takılmıştı. Heron’un Türkiye’de istihbarat faaliyeti yapma ihtimalinin yanı sıra Suriyeli muhaliflere yönelik uçuş da gerçekleştirmiş olabileceği belirtiliyor.

‘ASKERİ DEĞİL SİYASİ MÜDAHALE İSTİYORUZ’

Geçtiğimiz günlerde Suriye Müslüman Kardeşler Teşkilâtı Başkanı Riyad Şukfa’nın sarf ettiği "Batılı güçlerin müdahalesindense, Türkiye’nin müdahale etmesi Suriye halkı tarafından kabul edilecektir" sözlerine düzeltme geldi. Teşkilâtın Başkan Yardımcısı Faruk Tayfur, Şukfa’nın sözlerinin yanlış anlaşıldığını dile getirdi. Suudi Şark el Evsat gazetesine bir açıklamada bulunan Tayfur, "Türkiye müdahale etsin derken askeri operasyon kastedilmedi. Şukfa bu müdahalenin siyasi bir müdahale olmasını vurguladı" şeklinde konuştu.

CLİNTON: ESAD GİDİCİ, İÇ SAVAŞ ÇIKABİLİR

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın mutlaka gideceğini kaydetti. Amerikan CBS televizyonuna verdiği mülakatta Clinton Suriye için iç savaştan endişe ettiğini de söyledi. Suriye’deki değişim sürecinde Türkiye’nin kilit bir role sahip olduğunu da kaydeden Clinton, "Suriyelilerin kulak vereceği bir ses olmadığımızın farkındayız. Bu yüzden Suriye’nin göz ardı edemeyeceği, giderek büyüyen ve şu anda Türkiye ile Arap Birliği’nin öncülük ettiği sürece katkı sağlamaya karar verdik" dedi.

ROBERT FİSK’TEN SURİYE YORUMU

Tunus, Libya, Suriye, Filistin, Lübnan ve Mısır’dan aktivistler Nahda Network organizasyonuyla Arap Devrimleri’ni tartışmak üzere İstanbul’daydı. Kapanış konuşmasını AB Bakanı Egemen Bağış’ın yaptığı toplantılara İngiliz gazeteci Robert Fisk, Suriye’de yaşananları yorumladı. Suriye’de hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını dile getiren Fisk, "Beşar Esad her şeyin farkında. Muhalifler Suriye’nin kuzeyinde oldukça etkin. Ordu kendini geri çekmeye başladı fakat devreye istihbarat örgütleri girmiş durumda" dedi. Ragıp SOYLU / SABAH


Author: emoli1
• Pazar, Kasım 20th, 2011

Yabancıların işlerini Türkiye ye kaydırmak istediğini belirten Yatırım Ajansı Başkanı Aycı, Mütekabiliyet yasası,doğrudan yatırımı da artıracak dedi

Aycı, Asyalı bir devin aralıkta yatırım yapacağını söyledi

Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı İlker Aycı, bu ay Meclis’ten çıkması beklenen yabancının gayrimenkul sahibi olması sağlayacak mütekabiliyet yasasının sadece emlak değil doğrudan yatırımı da etkileyeceğini söyledi. Yabancıların yatırım yaparken ülkenin sosyal durumunu da göz önüne aldığını dile getiren İlker Aycı, "Yatırım yapmak isteyen buraya rahat gelmek ister ve rahat yaşamak ister. Birçok firma yatırım yaparken, yöneticilerini de getiriyor. Yöneticiler doğal olarak aileleriyle geliyor. Yasa çıktığı zaman konut sektörü kadar doğrudan yatırım da olumlu etkilenecek" dedi.

KIŞ , KÖRFEZ ‘DE GEÇECEK

Arap Baharı’nın yanı sıra Avrupa Birliği’ni dağılmanın eşiğine getiren ekonomik krizin Türkiye’ye yönelik yatırımları da artıracağını kaydeden Aycı, "Zaten baktığımızda gelen yatırımların büyük bölümü Avrupa’dan. Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri de Avrupa’daki yatırım fırsatının giderek azaldığını görüyor. Böyle bir ortamda Türkiye, büyüme rekorları, üretimdeki artışlarıyla daha çok dikkat çekiyor. Bu süreçte mesaimizi uzatıyoruz. Mesela Ortadoğu’dan gelecek yatırımlar için bir takvim ve çalışma programı belirledik. Bu kış, Körfez’de geçecek" dedi.

YATIRIM GÖÇÜ BAŞLIYOR

AB’de yaşananlar ve Arap Baharı’nın etkisi sadece yatırımlarla sınırlı kalmamış. Aycı, "Yabancı işadamları işlerini artık buradan yönetmek istiyor. Onlara Türkiye’nin yaratacağı fırsatları anlatıyoruz. Önümüzdeki dönemde bu konuda da gelişmeler olabilir" dedi.

‘ARALIKTA ASYALI BİR DEV GELECEK’

İlker Aycı, yatırım için 3 ana kriterin ön plana çıktığını kaydetti. "Bütün yatırım kararları bizim için önemlidir tabiî ki. İstihdam yaratacak, katma değere sahip, ihracata yönelik yatırımlar biraz yoğunluğumuzu artırıyor. Cari açığı düşürecek her yatırıma koşuyoruz. Rüzgarı beklemeden, küreklerimizi hazırlayıp yola çıkıyoruz. Önümüzdeki ay böyle bir yatırımı daha getireceğiz" dedi. Aycı,"Yatırımı Asyalı bir dev yapacak. Aralıkta içimizi ısıtacak" diye konuştu. Yatırımın cari açığı düşürecek nitelikte olduğunu söyleyen Aycı, tam rakamı vermese de 200 milyon doların üzerinde mi sorusuna ise "Evet" yanıtını verdi. sabah


Category: Genel  | Leave a Comment
Author: emoli1
• Pazar, Kasım 20th, 2011

6 ncı- Contemporary İstanbul da 12 ay taksitle sanat eseri satın almak mümkün olacak.

Artık sanat eserlerini de taksitle almak mümkün. İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşecek olan Contemporary İstanbul’da 12 ay taksitle sanat eseri satılacak

24-27 Kasım’da İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşecek olan 6′ncı- Contemporary İstanbul’da 12 ay taksitle sanat eseri satın almak mümkün olacak. Fuarın ana sponsoru Akbank’ın başlattığı POS uygulaması ile çağdaş sanatın daha geniş kitleler tarafından alınabilmesi sağlanacak. Türkiye’nin en kapsamlı çağdaş sanat fuarı Contemporary İstanbul için geri sayım başladı. Müzikten sinemaya birçok sanat organizasyonun baş destekçisi olan banka, çağdaş sanatın kitlelere yayılmasında öncü olmaya devam ediyor. Toplam 12.500 metrekarelik bir alanda gerçekleşecek organizasyona 60 binden fazla ziyaretçinin gelmesi bekleniyor. Akbank’ın fuara desteği ise sponsorlukla sınırlı değil. Bankanın bu yılki faaliyet alanlarını konuşmak üzere Levent’teki ofisinde Akbank Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Saltık Galatalı ile buluşuyorum.

12 TAKSİT YAPILACAK

Galatalı bu yıl yerli galerilerin neredeyse tamamıyla yaptıkları POS anlaşmasını anlatarak söze giriyor: "Akbank olarak, bir yandan fuarın düzenlenmesine destek olurken, bir yandan da fuarda yer alan galeriler için POS hizmeti veriyoruz. Bu hizmetimizle sanat koleksiyonerliğinin üst gelir grubunun altında da yerini bulmasına destek olmak istiyoruz. Galerilere verdiğimiz POS cihazlarımız sayesinde, çağdaş sanat merakı olan ve koleksiyonerliğe ilk adımını atmayı amaçlayan müşterilerimiz de taksitle sanat eseri alabilecekler." Çağdaş sanat tutkunları için oldukça heyecan verici bir gelişme bu. 12 aya kadar vadeyle sanat eseri satın almak mümkün olacak. Böylece alım gücü sınırlı sanatseverler, beğendikleri eseri daha kolay bir şekilde satın alma imkânına sahip olabilecek. 3 bin eserin sergileneceği fuarda toplam 80 milyon liralık eser satışa çıkacak. Fiyat aralığı hayli geniş. Geçtiğimiz yıl fuarın en pahalı eseri 3.5 milyon liralık fiyatı ile Ahmet Güneştekin’in ‘Güneşe Açılan Kapılar’ adlı eseriydi. Bu eser alıcı bulamadı ama sanatçının ‘Çağ Tufanı’ isimli eseri 1.5 milyondan satılmıştı. sabah


Author: emoli1
• Pazar, Kasım 20th, 2011

2011 yılının 10 ayında tahakkuk edilen verginin yüzde 81 i tahsil edildi

2011 yılının 10 ayında tahakkuk edilen 257 milyar liralık verginin 208,1 milyar 126 milyon lirası tahsil edildi. Tahsilat oranı yüzde 81 düzeyinde gerçekleşti.

İstanbul, 91 milyar 521 milyon lira tahsilatla ilk sırada yer alırken, bunu 27,5 milyar lirayla Kocaeli, 22,8 milyar lirayla Ankara, 22,6 milyar lirayla İzmir izledi.


Author: emoli1
• Pazar, Kasım 20th, 2011

Atina’dan Zuccotti Park’a sıçrayan krizden avantajlı çıkmak mümkün.

Küresel piyasalardaki belirsizliğe bağlı olarak yatırım stratejileri de değişiklik gösteriyor. Belirsizlik ortamı, yatırımcıları B planlarını bir köşede hazır tutmaları konusunda zorluyor. Kuşkusuz artan volatilite ile birlikte önem kazanan kavramların başında ‘risk yönetimi’ geliyor. Öngörülemeyen risklerin keskinleştiği bu dönemde, onlara karşı önlem almak da kaçınılmaz hale geliyor.

Bank of America Merrill Lynch analisti 2012’de artacak peşpeşe gelen potansiyel riskleri ölçmenin tam zamanı olduğunu belirterek yatırımcılara bu risklerden nasıl avantaj sağlayabileceklerini söylüyor.

Görece iyimser bir senaryo olarak adlandırılan Merrill Lynch analistlerinin senaryoları, küresel ekonominin yavaşladığı fakat resesyona meydan verilmediği yönünde. Analistler, gelişmekte olan ülkelerden gelen kayda değer büyüme rakamlarını umut verici olarak nitelendirirken ABD’nin karşı karşıya geldiği ekonomik sıkıntıları bir şekilde atlattığı görüşündeler.

Merrill Lynch analisti Kate Moore ‘ Öncü tahminlerimiz şirketlerin mücadele edecekleri yönünde ve yavaşlayacağız. Şu anda gördüğümüz dünya o değil’ yorumunda bulunuyor.

Küresel ekonominin daha da yavaşlamasıyla birlikte, bazı şirketlerin fırtınayı atlatacakları belirtiliyor. O konjonktürde, yüksek-kalitede, gelir üreten hisselere gıpta ile bakılacaği ve o şirketlerin hisselerinin o dönemde avantaj yaratacağı görüşü hakim.


Author: emoli1
• Pazar, Kasım 20th, 2011

İstanbul Emniyet Müdürlüğü nde saat 23.00 e kadar ifade veren Gümüşdağ, bugün savcılığa sevk edilecek.

Futbolda ‘Şike soruşturması’ kapsamında Türkiye Futbol Federasyonu’nun İstinye’deki binasında sabah saatlerinde yapılan aramaların ardından, TFF Başkanvekili Göksel Gümüşdağ şüpheli sıfatıyla gözaltına alındı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde saat 23.00′e kadar ifade veren Gümüşdağ, sabah savcılığa sevk edilecek.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, TFF’nin İstinye’deki binasında şike soruşturması kapsamında arama yaptı.

Aramaların TFF Başkan Vekili Göksel Gümüşdağ’ın ofisinde yapıldığı belirtildi. Şike soruşturması kapsamında şüpheli sıfatıyla gözaltına alınan Gümüşdağ’ın, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra, Vatan Caddesi’ndeki, İstanbul Emniyet Müdürlüğüne getirildiği öğrenildi.

Gümüşdağ’ın yanında polisin olmaması dikkat çekti. Gümüşdağ, gazetecilerin sorularına yanıt vermedi.

Başkanvekili’nin, Futbol Federasyonu’nun eski başkanı Mahmut Özgener dönemi zamanında iptal edilen sınav soruları başta olmak üzere usulsüz transferler kapsamı altında gözaltına alındığı ileri sürüldü.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanvekili Göksel Gümüşdağ’ın emniyetteki ifadesi saat 23.00 sıralarında tamamlandı. Gümüşdağ sabah savcı karşısına çıkacak.

Daha önce soruşturma kapsamında 31 kişi tutuklanmıştı.


Category: Spor  | Leave a Comment
Author: emoli1
• Pazar, Kasım 20th, 2011

İspanya’da bugün yapılacak erken genel seçimlerde anket sonuçlarına göre muhalefetteki sağ görüşlü Halk Partisi (PP) zaferle çıkacak

Böylece İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero, Euro Bölgesi krizinin koltuğundan ettiği beşinci lider olacak.

Kriz nedeniyle daha önce İrlanda, Portekiz, Yunanistan ve son olarak da İtalya’da hükümetler değişmek zorunda kalmıştı. Yüzde 23 oranında işsizliğin olduğu İspanya, Euro Bölgesi’ne girdiğinden beri en büyük borç yükü ile karşı karşıya. İspanyollar, maaş kesintileri ve emekli maaşlarının dondurulması ile boğuşuyor.

1996-2004 yılları arasında koalisyon hükümetine liderlik eden Halk Partisi’nin lideri Mariano Rajoy, seçim kampanyasında iktidarları döneminde yüzde 6.5 oranındaki bütçe açığını kapatmayı başardıklarını sık sık hatırlatmıştı.

Son rakamlara göre, İspanya’nın bütçe açığının mille gelire oranı yüzde 9.5’lerde, cari açığı ise milli gelirin yüzde 15’lerini buluyor.


Category: Gündem  | Leave a Comment
Author: emoli1
• Pazar, Kasım 20th, 2011

Depremzedeler soğukta yardım beklerken toplanan yardımların önemli bir bölümü bankalarda duruyor.

Deprem bölgesine 340 milyon liralık da yardım malzemesi gönderildi. Ancak depremzedeler soğukta yardım beklerken toplanan yardımların önemli bir bölümü bankalarda duruyor.

Deprem felaketinin yaralarını sarmakta zorlanan Van için toplanan yardım tutarı 220 milyon TL’ye ulaştı. Bölgeye 340 milyon liralık da yardım malzemesi gönderildi. Ancak depremzedeler soğukta yardım beklerken toplanan yardımların önemli bir bölümü bankalarda duruyor. Bu durum “paralar faiz getirisi için mi bekletiliyor” sorusunu akıllara getirdi.

Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın verilerine göre her iki depremde yaşamını yitirenlerin sayısı 644’e ulaştı. 4 bin 248 depremzede yurttaş kamu tesislerine yerleştirilirken binaları zarar gören kamu kurumlarına yaklaşık 15 milyon liralık yardım gönderildi.

Bu çerçevede Emniyet Genel Müdürlüğü’ne 5 milyon 860 bin TL, Milli Eğitim Bakanlığı’na 2 milyon TL, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ’ye 5 milyon 200 bin TL ve acil ihtiyaçlarının karşılanması için Sağlık Bakanlığı’na 1 milyon 700 bin TL acil yardım ödeneği aktarıldı. Başbakanlık tarafından Van Valiliği’ne acil ihtiyaçların karşılanması için gönderilen acil yardım ödeneği toplam 28 milyon 760 bin TL’ye ulaştı.

Van için açılan yardım kampanyaları kapsamında; AFAD nezdinde Suudi Arabistan Krallığı’ndan gönderilen 50 milyon ABD Doları ve Mesud Barzani’nin gönderdiği 1 milyon ABD Doları ile birlikte 143 milyon 650 bin TL, Diyanet İşleri Başkanlığı hesaplarında 33 milyon 650 bin TL ve Kızılay’ın hesaplarında 43 milyon 500 bin TL olmak üzere toplam 220 milyon 760 bin TL nakdi yardım toplandı.

Bugüne kadar acil yardım ödenekleri dahil olmak üzere, bölgeye gönderilen insani yardım malzemelerinin toplam maliyetinin 340 milyon 891 bin lira olduğu öğrenildi. AFAD hesaplarında toplanan 143 milyon TL’nin bir bölümü gıda malzemesi alımına ayrılırken önemli bir bölümü de depremzedelerin konaklamasında kullanılacak konteynerlere harcandı. Başkanlık yetkilileri toplanan rakamın periyodik olarak bölgeye gönderileceğini açıkladı. Sağlık Bakanlığı ise Van’da risk gruplarının grip ve zatürreeye karşı aşılanması kararı aldı.

BARINMA İHTİYACI TAHMİNİN ÜSTÜNDE

Bu arada Mimarlar Odası, Van’ı iki kez sarsan deprem felaketlerinin ardından bölgede incelemelerde bulunarak bir değerlendirme raporu hazırladı. Raporda, hasarın başlıca nedenleri afeti dikkate almayan imar planı uygulamaları, yanlış yer seçimi ve yapı-zemin ilişkisinin doğru kurulamaması, hatalı tasarım, kısa kolon, yumuşak kat, kirişsiz döşemeler, hatalı malzeme seçimi, kullanım sürecinde yapılan müdahaleler ve teknik eleman yetersizliği olarak sıralandı.

Odanın teknik inceleme ve gözlemlere dayanarak elde ettiği sonuçlara göre kent genelinde önemli hasarlar zemin ve birinci katlarda meydana geldi. Merkezde maksimum 4-5 kat olması gereken yapılar, 7-8 katlı olarak inşa edildi. Buna bağlı olarak yapıların yükü de arttığından zemin-yapı ilişkisi olumsuz etkilenerek hasarların önemli bir şekilde artmasına yol açtı.

Raporda, Van, Erciş ve köylerinde barınma ihtiyacı olan insan sayısının tahmin edilenlerin çok üstünde olduğuna dikkat çekilerek hâlâ çadır kuyrukları olduğu belirtildi. Rapora göre bölgede ortak yemekhane, sağlık ocağı, mobil tuvalet, banyo gibi donanımları olan geçici barınma alanlarına acil ihtiyaç var. Aksi takdirde özellikle yaşlı ve çocuk ölümlerinin, salgın hastalıkların artacağı uyarısı yapıldı.


Author: emoli1
• Pazar, Kasım 20th, 2011

Yaşam kalitesini düşüren bir problem olarak ortaya çıkan kulak çınlaması, ciddi hastalıkların habercisi olabiliyor.

ulak çınlaması, kanserden, orta kulak iltihaplarına, alerjiden geniz eti büyümesine kadar pek çok hastalık kulak çınlamasına neden olabiliyor.

ENT Tıp Merkezi KBB ve Baş-Boyun Cerrahisi uzmanlarından Op. Dr. Mert Bilgili kulak çınlamasının nedenlerini ve tedavi yöntemlerini anlattı.

Çınlama (Tinnitus), dışarıdan sesli bir uyaran olmadığı halde bir ses varmış gibi kulakta ya da kafa içinde ses algılanmasıdır. Toplumda genel görülme sıklığı %15’dir. Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar. 50-80 yaş aralığında bu oran %30-40’lara kadar yükselir.

Kulak çınlaması, bir hastalık değil pek çok hastalıkta oluşabilen bir şikâyettir. Sürekli veya aralıklı olabilir, ton ve şiddet açısından da değişkenlik gösterebilir. Bazen uğultu bazen de ıslık gibidir. Çok hafif olabildiği gibi çok rahatsız edici de olabilir.

Kulak çınlamasının nedenleri

Kulak kiri, kulak kanalında yabancı cisim, tümörler, dış kulak yolunun tıkanması, orta kulak iltihapları, alerji, geniz eti büyümesi, yaşlılığa bağlı işitme kayıpları, ani yüksek sese maruz kalma, uzun süre gürültülü ortamda çalışma gibi etkenler kulak çınlamalarına yol açabilmektedir.

Bunlardan başka kafa travması, menenjit gibi nörolojik hastalıklar ve depresyon gibi bazı psikolojik rahatsızlıklar da kulak çınlamasına neden olabilir.

Çınlaması olan hastaların değerlendirilmesi

Hastalara detaylı endoskopik ve mikroskobik KBB muayenesi, nörolojik muayene, genel tıbbi muayene yapılmalıdır. Bu tür hastaların değerlendirilmesi ve muayenesinde öncelikle aşağıdaki üç konu üzerinde özellikle durulmalıdır.

• Tümör gibi önemli, ilerleyici bir hastalığın varlığı

• Çınlamanın türü ve özelliklerinin belirlenmesi

• İç kulak fonksiyonlarındaki bozuklukların saptanması

Tedavi Seçenekleri

Çınlama şikâyeti olan hastaların tedavisini yaparken bunun bir hastalık değil bir belirti olduğu unutulmamalıdır.

Kulak çınlaması olan hastalara uygulanabilecek tedavi yöntemleri:

• Kan akımını artıran ilaç ve doğal besin destek ürünlerini de içeren ilaç tedavileri,

• Laser, Elektromanyetik Uyarım, Elektroterapi,

• Maskeleme, Tinnitus Retraining Therapi,

• Akupunktur, Hipnoterapi,

• Hiperbarik Oksijen,

• Ameliyatlar,

Kulak çınlaması olanlara genel öneriler

• Yüksek sesli müziğe, gürültüye maruz kalınmamalıdır.

• Kan basıncı kontrol edilmeli, tuz alımı kısıtlanmalıdır.

• Sinirlilik ve gerginlik en aza indirilmeli, kahve, kola ve sigaradan uzak durulmalıdır,

• Günlük egzersizler yapılmalı, yeterince dinlenmeli ve düzenli uyku uyunmalıdır. Baş yüksekte yatılırsa, çınlamada azalma olabilir.

• Kulak çınlamasının sağırlığa neden olmayacağını bilerek, bu sesler rahatsız edici ama önemsiz bir gerçek olarak kabul edilip ve olabildiğince yok sayılmalıdır.

• Çınlama, akşam saatlerinde çoğunlukla etraf sessizleştiği zaman daha fazla fark edilir. Odada ses çıkartan bir saat, radyo, TV bulunması, çınlamayı bastırarak uyumaya yardımcı olur.

• Sakinleştirici ilaçlar, doktor tavsiyesi ile kullanılmak şartıyla rahatlama sağlayabilir.

• Çok gerekli değilse çınlamaya yol açma ihtimali olan ilaçlar kullanılmamalıdır.